<?xml version='1.0' encoding='utf-8'?><rss version='2.0' xmlns:atom='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' xmlns:content='http://purl.org/rss/1.0/modules/content/'><channel><title>bianet</title><link>https://bianet.org/</link><description>Son Haberler</description><language>tr-TR</language><ttl>300</ttl><lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 12:45:40 +0300</lastBuildDate><image><title>bianet</title><url>https://static.bianet.org/logos/bianet-logo.svg</url><link>https://bianet.org/</link></image><atom:link rel='self' type='application/rss+xml' href='https://bianet.org/rss/bianet'/><item><title><![CDATA[Diyarbakır’da “Mıgırdiç Margosyan Hatıra Evi” açıldı]]></title><link>https://bianet.org/haber/diyarbakirda-migirdic-margosyan-hatira-evi-acildi-318904</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/diyarbakirda-migirdic-margosyan-hatira-evi-acildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/diyarbakirda-migirdic-margosyan-hatira-evi-acildi-318904</guid><description><![CDATA[Serra Bucak: “Bize düşen, onun gibi yazmak isteyenlere, Kürtçe yazmak isteyenlere, Ermenice yazmak isteyenlere bu kentin çok dilli, çok kültürlü bir mekân olduğunu yeniden hatırlatmak.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Ermeni Surp Küçük Kilise Hıdır İlyas ve Surp Gregos Kiliseleri Vakfı ile Diyarbakır Tanıtma Kültür ve Yardımlaşma Vakfı (DİTAV) işbirliğinde hayata geçirilen <strong>Margosyan Hatıra Evi</strong>, dün (19 Nisan) Surp Gregos Kilisesi’nde açıldı.</p>
<p>Açılış törenine, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Serra Bucak ve Doğan Hatun’un yanı sıra DİTAV Diyarbakır Şube Başkanı Şeyhmus Diken, Başpiskopos Aram Ateşyan, Diyarbakır Ermeni Surp Küçük Kilise Hıdır İlyas Surp Gregos Kiliseleri Vakfı Başkan Yardımcısı Ohannes Gafur Ohanyan, sivil toplum örgütü temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.</p>
<p>Ev; yazarın yaşamını, hafızasını ve kentle kurduğu bağı gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/amd-19-04-2026-migirdic-margosyan-hatira-evi-aclisi1.jpeg" alt=""></p>
<div class="box-17">
<h3>Bucak: Margosyan’ı kendi evinde yeniden ağırlıyoruz</h3>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin aktardığına <a href="https://www.diyarbakir.bel.tr/haberler/17941#!prettyPhoto" target="_blank" rel="nofollow">göre</a>, açılışta konuşan Eş Başkan Serra Bucak, şöyle dedi: </p>
<p><em>“Bizim için kıymetli, duygusal ve önemli bir an. Niye diyecek olursanız, biz büyük yazar Mıgırdiç Margosyan’ı evinde ağırlıyoruz bugün. Sevdikleriyle, onu okuyan genç arkadaşlarla, Ermeni halkıyla, Kürt halkıyla, Süryani halkıyla biz Mıgırdiç Margosyan’a bugün yeniden bir daha merhaba diyoruz bu küçük mekânda. Belki mekân küçük ama bu kilise, onun evi.</em></p>
<p><em>“Bize düşen, bugünden itibaren genç arkadaşlara, genç edebiyat severlere, onun gibi yazmak isteyenlere, Kürtçe yazmak isteyenlere, Ermenice yazmak isteyenlere, farklı dillerde yazmak isteyenlere bu kentin, bu mekânın çok dilli, çok etnisiteli, çok kültürlü bir mekân olduğunu yeniden yeniden hatırlatmak; bu coğrafyanın farklı kadim kültürleriyle, farklı dilleriyle, farklı topluluklarıyla pekâlâ bir arada demokratik, barışçıl bir yaşam içerisinde yaşayabileceğini ve buna dair bir iradenin olduğunu yeniden yeniden hatırlatmaktır.”</em></p>
<p>Programda DİTAV Diyarbakır Şube Başkanı Şeyhmus Diken, Başpiskopos Aram Ateşyan ve Vakıf Başkan Yardımcısı Ohannes Gafur Ohanyan da birer konuşma yaptı. </p>
<p>Konuşmaların ardından eş başkanlar ve beraberindekiler, hatıra evini gezdi. </p>
</div>
<div class="box-1">
<h3>Mıgırdiç Margosyan hakkında</h3>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/migirdic-margosyan.jpg" alt=""></p>
<p>Diyarbakırlı Ermeni yazar, yayıncı ve eğitimci.</p>
<p>23 Aralık 1938’de Diyarbakır’ın Hançepek Mahallesi’nde (Gâvur Mahallesi) doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. Karagözyan Yetimhanesi’nde belletmenlik yaptığı gençlik yıllarında şair arkadaşı Varteres Karagözyan’la birlikte <em>Ermenice To</em> (1959) dergisini çıkardı.</p>
<p>1966-1972 yılları arasında Üsküdar Selamsız’daki Surp Haç Tıbrevank Ermeni Lisesi’nde müdürlüğün yanı sıra felsefe, psikoloji, Ermeni dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı. Daha sonra öğretmenliği bırakarak ticarete atıldı.</p>
<p><em>Marmara</em> gazetesinde yayımlanan Ermenice öykülerinin bir bölümü <em>Mer Ayt Goğmerı</em> [Bizim Oralar] adıyla kitap haline getirildi (1984; 1994’te Aras tarafından yeniden basıldı) ve bu kitabıyla 1988’de, Ermenice yazan yazarlara verilen Eliz Kavukçuyan Edebiyat Ödülü’nü (Paris-Fransa) aldı.</p>
<p>1993’te, dostları Yetvart ve Payline Tomasyan, Hrant Dink ve kardeşi Ardaşes Margosyan’la birlikte Aras Yayıncılık’ı kurdu. <em>Gâvur Mahallesi</em> (1992, ilk basımı Bebekus’un Kitaplığı’ndan, daha sonrakiler Aras’tan), <em>Söyle Margos Nerelisen?</em> (1995) ve <em>Biletimiz İstanbul’a Kesildi</em> (1998) adlı Türkçe kitaplarını, 1999’da ikinci Ermenice kitabı <em>Dikrisi Aperen</em> [Dicle Kıyılarından] izledi. <em>Gâvur Mahallesi</em> Avesta Yayınları tarafından <em>Li Ba Me, Li Wan Deran</em> [Bizim O Yöreler] adıyla Kürtçe olarak yayımlandı (1999; 2018’de Aras bu kitabın yeni baskısını <em>Taxa Filla</em> adıyla yaptı). Türkçe kaleme aldığı <em>Tespih Taneleri</em> (2006) adlı anı-romanı büyük ilgiyle karşılandı. Yazarın en çok okunan kitabı <em>Gâvur Mahallesi</em>, 2011’de Türkçe, Ermenice ve Kürtçe olarak, üç dil tek ciltte toplanarak basıldı. </p>
<p>Ermenice taşra edebiyatının Hagop Mıntzuri’den sonra Türkiye’deki son temsilcisi olarak kabul edilen, eserleriyle pek çok insanın ruh dünyasında izler bırakan Margosyan, 2 Nisan 2022’de Kadıköy’deki evinde vefat etti. 7 Nisan’da Kumkapı Meryem Ana Kilisesi’nde yapılan dini törenden sonra Şişli Ermeni Mezarlığı’nın aydınlar için ayrılan bölümüne gömüldü.</p>
<p><strong><em><a href="https://www.arasyayincilik.com/yazarlar/migirdic-margosyan/" target="_blank" rel="nofollow">Kaynak: Aras Yayıncılık.</a></em></strong> (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Gözaltındaki Vali Tuncay Sonel kimdir?]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltindaki-vali-tuncay-sonel-kimdir-318903</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltindaki-vali-tuncay-sonel-kimdir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-gozaltindaki-vali-tuncay-sonel-kimdir-318903</guid><description><![CDATA[Ortaya çıkan tablo, bir bürokratın kariyer hikâyesinden ziyade, kamu gücünün nasıl kapalı bir düzene dönüşebildiğini gösteren ağır hak ihlaleri ve suçları içeren bir dosyaya işaret ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Tuncay Sonel’in adı bugün, klasik bir bürokrat özgeçmişinin çok ötesinde, Gülistan Doku dosyasının en ağır ve en karanlık şüpheleriyle birlikte anılıyor.</p>
<a href='/haber/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu-318758' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu.jpg' alt='Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>GÜNCELLENİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>1970 yılında Adana’da doğan Sonel, uzun yıllar kaymakamlık ve valilik yaptı devlet kademelerinde yükselerek son olarak vali-mülkiye başmüfettişliği görevine kadar geldi.</p>
<p>Fakat kamuoyunda artık onu öne çıkaran şey kariyeri değil, Gülistan Doku’nun kayboluşuna ilişkin dosyada karşısına çıkan iddialar ve etrafında büyüyen kuşku zinciri oldu.</p>
<p>Sonel, Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde Tunceli valisiydi. 2017’de başladığı bu görevini 2020’ye kadar sürdürdü.</p>
<p>Gülistan Doku dosyasında da adı, olayın uzağındaki bir kamu görevlisi olarak değil, soruşturmanın en dikkat çeken isimlerinden biri olarak geçti.</p>
<h3>Doku’nun yazışmalarının silinmesi</h3>
<p>Dosyada, dönemin valisi olarak sahip olduğu idari güç ile soruşturmanın seyri arasında bir bağ kuruluyor. Gözaltına alınması, yakın korumasının dosyada yer alması ve oğlunun soruşturma kapsamında tutuklanması, bu bağın tesadüfi değil, doğrudan merkezî bir ilişki ağına işaret ettiği izlenimini güçlendiriyor.</p>
<p>Dosyanın en sarsıcı taraflarından biri, Gülistan Doku’ya ait dijital verilerin silindiği iddiası. Metne göre gözaltına alınan eski polis Gökhan Ertok, savcılık ifadesinde Gülistan Doku’ya ait SIM kartın kendisine Sonel’in yakın koruması Şükrü Eroğlu tarafından verildiğini söyledi. Aynı ifadede, WhatsApp yazışmalarıyla sosyal medya mesajlarının silinmesi yönündeki talimatın Tuncay Sonel’den geldiği de belirtildi.</p>
<p>Bu, sıradan bir ihmal ya da görev kusuru iddiası değil delillerin ortadan kaldırılmasına yönelik bilinçli bir müdahale şüphesidir. Dosyanın ağırlığı da tam burada artıyor.</p>
<h3>Hastane kayıtları veri tabanında yok</h3>
<p>İddialar bununla da sınırlı değil. Paylaşılan metinde, Gülistan Doku’nun verilerinin silinmesi için Ankara’daki bir siber yapıya 10 bin dolar ödeme yapıldığı bilgisi yer alıyor. SIM kartın bir polis telefonuna takılarak içindeki bilgilerin silindiği anlatılıyor. Bütün bunlar bir araya geldiğinde, ortada yalnızca kayıp bir kadının dosyası değil, delilleri karartmak için devreye sokulmuş bir mekanizma ihtimali beliriyor. Bu ihtimal de Tuncay Sonel’in ismini dosyanın en kritik yerine yerleştiriyor.</p>
<p>Bir başka çarpıcı başlık ise hastane kayıtları. Dosyadaki teknik tespitlere göre Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019’da hastaneye giriş yaptığı bilgisi POLNET sisteminde görünüyor. Buna rağmen aynı güne ait kayıtlar hastanenin veri tabanında yok. Üstelik sadece belirli bir tarihin eksik olması, önceki ve sonraki günlerin kayıtlarının sistemde yer alması, bu kaybın sıradan bir teknik arıza gibi açıklanmasını zorlaştırıyor.</p>
<p>Log kayıtlarının eksikliği, verilerin seçilerek silinmiş olabileceği kuşkusunu büyütüyor. Bu yüzden mesele artık sadece “ne oldu” sorusu değil; “kim neyi görünmez kılmak istedi” sorusuna dönüşüyor.</p>
<p>Sonel’in çevresine uzanan hat da dosyanın ağırlığını artırıyor. Oğlunun soruşturma kapsamında tutuklanması, yakın korumasının aynı dosyada adı geçen kişiler arasında olması, olayın bireysel değil, korunan ve iç içe geçmiş bir çevre içinde şekillendiği düşüncesini güçlendiriyor.</p>
<h3>Gülsüm Taç ve Esme K.</h3>
<p>Bu tablo, Tuncay Sonel’in adını dosyanın kenarında duran bir isim olmaktan çıkarıp, merkezde duran bir güç odağına dönüştürüyor.</p>
<p>Sonel’in Dersim’de görev yaptığı döneme ilişkin karanlık tablo da bu şüpheleri besliyor. Aynı yıllarda kadınlara yönelik şiddet, şüpheli ölümler ve faili belirsiz olaylar arka arkaya yaşandı. Gülsüm Taş’ın öldürülmesi, Esma K.’nin şüpheli ölümü ve bir kadının zorla araca bindirilip darbedilmesi gibi vakalar, Tunceli’deki yönetim döneminin güvenlik ve adalet açısından nasıl bir atmosfer yarattığı sorusunu büyüttü. Bu olayların her biri ayrı dosyalar olsa da, hepsi birlikte okunduğunda Sonel döneminin ardında baskı, cezasızlık ve karanlık ilişkiler bıraktığı duygusu daha da güçleniyor.</p>
<p>Siyasi çizgisine dair işaretler de bu tabloyu tamamlıyor. Milliyetçi paylaşımları, Alparslan Türkeş’e yönelik mesajları ve kamuoyuna yansıyan dili, Sonel’in MHP çizgisine yakın bir siyasi duruş taşıdığı izlenimini veriyor. Resmî üyelikten bağımsız olarak bu ideolojik yakınlık, devlet gücüyle siyasi aidiyet görüntüsünün iç içe geçtiği bir profil ortaya koyuyor. Gülistan Doku gibi ağır bir dosyada bu profil, tarafsız bir kamu yöneticisinden çok, nüfuzunu kullanan bir güç figürü görüntüsünü öne çıkarıyor.</p>
<p>Bugün Tuncay Sonel hakkında asıl dikkat çeken şey, geçmiş görev listesi değil. Adı kaybolan bir genç kadının ardından silinen veriler, eksik hastane kayıtları, yakın çevresine uzanan soruşturma halkası ve devlet içindeki koruma mekanizmalarıyla birlikte anılıyor.</p>
<p>Ortaya çıkan tablo, bir bürokratın kariyer hikâyesinden ziyade, kamu gücünün nasıl kapalı bir düzene dönüşebildiğini gösteren ağır hak ihlaleri ve suçları içeren bir dosyaya işaret ediyor.</p>
<h3>bianet çeteleye yansıyan veriler</h3>
<p>Dersim’de 5 Ocak’tan bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasında baş şüheli olarak adı geçen dönemin valisi Tuncay Sonel, <strong>2017–2020 yılları arasında</strong> görev yaptı. Tunceli Valiliği’nin duyurusuna göre ataması <strong>13 Haziran 2017</strong> tarihli kararnameyle yapıldı ve göreve <strong>30 Haziran 2017</strong> itibarıyla başladı. Biyografi kayıtlarında da Tunceli’deki görev süresi <strong>13 Haziran 2017 – 9 Haziran 2020</strong> olarak geçiyor.</p>
<p>İddialara göre, Sonel döneminde kentte kadınalra yönelik bir şiddet ağının kurulduğu ve büroksaride üst yönetimle iş birliği yatı-</p>
<p>Onun döneminde Dersim’de bir şüphgeli ölüm bir failimeçhul cinayet</p>
<p>bianet erkek şiddeti çetelesine göre, Nisan 2019’da failimeçhul bir cinayet kayıtlara geçti.</p>
<p>Dersim Pertek ilçesinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından bıçaklanarak öldürülen 3 çocuk annesi Gülsüm Taş'ın cenazesi, Elazığ'da yapılan otopsinin ardından toprağa verilmek üzere memleketine gönderildi.</p>
<p><strong>Nisan 2020: Şüpheli ölüm</strong></p>
<p>Dersim’de gölde bulunan cesedin 11 Mart’ta kaybolan Esma K.’ye (28) ait olduğu tespit edildi.</p>
<p>Dersim’de kimliği belirlenmemiş kişiler bir kadını zorla arabaya bindirdi ve darp etti. Kadının kocasının da kendisine şiddet gösterdiği açıklandı. Olayla ilgili bir erkek gözaltına alındı, kadın korumaya alındı.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi-318868' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi.jpeg' alt='Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisi-tuncay-sonel-ve-eski-bashekim-gozaltinda-318849' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/gulistan-doku-sorustmasi-tuncay-sonel-gozaltinda.webp' alt='Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisi Tuncay Sonel ve eski başhekim gözaltında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisi Tuncay Sonel ve eski başhekim gözaltında</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gazetecilik bölümleri neden tercih edilmiyor?]]></title><link>https://bianet.org/haber/gazetecilik-bolumleri-neden-tercih-edilmiyor-318901</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/gazetecilik-bolumleri-neden-tercih-edilmiyor.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gazetecilik-bolumleri-neden-tercih-edilmiyor-318901</guid><description><![CDATA[“Gazetecilik okursam ben bugün haber yaparken tehlikedeyim… Türkiye ekosisteminde can güvenliğimiz o kadar tehlikedeyken bunu daha büyük bir riske atmak olarak düşünmüştüm.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Bizim Medyamız projesi kapsamında yapılan yurttaş, medya çalışanları, entelektüeller ve farklı toplumsal kesimlerle yürütülen odak grup görüşmelerinde gazetecilik bölümü tercihlerindeki düşüşe de değinildi. Odak grup tartışmalarında gazetecilik bölümlerine yönelik tercihin azalması, katılımcılar tarafından yalnızca eğitim alanındaki bir daralma olarak değil, aynı zamanda Türkiye’de medya alanının güncel siyasal, ekonomik ve mesleki koşullarının bir sonucu olarak değerlendirildi.</p>
<p>Gazetecilik öğrencilerinin sayısının azalması, odak grup katılımcılarının gözünde öncelikle mesleğin ekonomik güvencesizliği, siyasal baskılar ve değişen medya ekosistemi ile ilişkili görünüyor. Katılımcılardan biri bunu çok açık biçimde şöyle ifade ediyor: “Günün sonunda 4 yıl okuyup işsiz kalmayı kimse istemez.” Bir başkası ise gençlerin tercihlerini belirleyen temel kaygıyı doğrudan mesleğin riskleri üzerinden kuruyor: “Gazetecilik okursam ben bugün haber yaparken tehlikedeyim… Türkiye ekosisteminde can güvenliğimiz o kadar tehlikedeyken bunu daha büyük bir riske atmak olarak düşünmüştüm.” Bu değerlendirmeler, gazetecilik eğitiminin yalnızca mesleki bir tercih değil, aynı zamanda geleceğe dair güvenlik ve geçim derdi üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor.</p>
<p><a href="https://static.bianet.org/2026/04/ourmedia-tu-26-04-02.pdf" target="_blank" rel="noopener">Rapora ulaşmak için tıklayınız</a></p>
<p>Bunun yanında özellikle İstanbul’daki 18-35 yaş arası katılımcılar, gazeteciliğin klasik anlamda bir meslek olmaktan çıkıp daha dağınık ve mecralar arası bir alana dönüşmesinin de tercihleri etkilediğini düşünüyor. Bir katılımcı, “Artık (medyalar) çeşitlendiği için… eskisi gibi gazetecilik yapmak için illa üniversiteyi gazetecilikte okumak gerekmiyor” diyerek alanın dönüşümüne dikkat çekerken, bir diğeri bunu daha net biçimde şöyle özetliyor: “Artık bir kamera telefonu var (…) Herkesin kendi medyası var.” Aynı doğrultuda başka bir katılımcı da, “Diplomalar ve bölümler bizim geleceğimizi şekillendirmiyor artık, çok dışına çıktı” diyerek gençlerin gazetecilik bölümünü zorunlu bir giriş kapısı olarak görmediğini söylüyor. Bu nedenle bölüm tercihindeki azalma, yalnızca baskı ve korkuyla değil, gazeteciliğin form değiştirmesiyle de bağlantılı değerlendiriliyor.</p>
<p>Diğer bir deyişle, bölüm tercihlerindeki düşüş, bir yandan mesleğin itibarı ve güvencesizliğiyle ilişkiliyken, diğer yandan gazeteciliğin biçim değiştirmesiyle de bağlantılı. Katılımcılara göre bu azalma olumsuz bir işaret olsa da, medya üretiminin artık daha dağınık ve çok kanallı hale gelmesi nedeniyle tek başına gazeteciliğin geleceğinin sona erdiği anlamına gelmiyor.</p>
<p>Öğretim yıllarına bakıldığında, gazetecilik bölümlerine yapılan yeni kayıtların da azaldığı görülüyor; 2023-2024’te 7.207 olan yeni kayıt sayısı, 2024-2025’te 5.483’e, 2025-2026’da ise 4.720’ye gerilemiştir (TÜİK verileri)</p>
<p>Medya çalışanları odak grubundaki katılımcılar, medyayı güvenilir, özgür ve kamusal yarar üreten bir alan olmaktan çok, siyaset ve sermaye tarafından kuşatılmış, benzeşmiş ve itibarı aşınmış bir alan olarak tarif etmişti. Gazeteciliğin “hakikati aktaran bir meslek” olmaktan uzaklaşıp çoğu zaman “algı inşa eden”, güvencesiz, riskli ve etkisi sınırlı bir işe dönüşmüş olduğu algısı, gençlerin bu alana yönelme isteğini zayıflatan temel etkenlerden biri olarak okunabilir. Ayrıca “ana akım” medyaya duyulan güvensizlik, gazetecilerin işsizliği, sansür, mecralara uygulanan erişim yasakları, ekonomik kırılganlık ve haber üretiminin giderek kişisel ağlara ya da sosyal medyaya kayması, gazetecilik eğitiminin sunduğu mesleki gelecek vaadinin de zayıflattığı fikrini görünür kılıyor. Dolayısıyla gazetecilik öğrencisi sayısındaki azalmanın yalnızca eğitim tercihleriyle değil, medya alanının genel meşruiyet, güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal saygınlık krizleriyle bağlantılı olduğu düşünebilir. </p>
<p>Entelektüel grubundan katılımcılar üniversitelerde verilen basın/gazetecilik eğitiminin etik, eleştirel düşünme ve kamusal sorumluluk üretme kapasitesini sorgularken, gazeteciliğin giderek itibarsızlaşan, güvencesizleşen ve siyasal baskı ile sermaye ilişkileri tarafından kuşatılan bir mesleğe dönüştüğünü vurguluyor; ayrıca gençlerle ve öğrencilerle üniversite dışı alternatif temas yolları arama ihtiyacından söz edilmesi, mevcut akademik yapının bu alanı cazip, güvenli ve dönüştürücü bir meslek rotası olarak sunamadığına işaret ediyor. Bu nedenle, gazetecilik bölümlerinin daha az tercih edilmesi yalnızca eğitim programlarının niteliğiyle değil, medya alanının bütününde yaşanan kriz, güvensizlik, itibar kaybı ve alternatif içerik üretim mecralarının yükselişiyle ilişkili yapısal bir sorun olarak da okunabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, odak grup katılımcılarına göre gazetecilik bölümlerinin tercih edilmemesi ve kayıt sayılarındaki düşüş, ekonomik güvencesizlik ve işsizlik kaygısı, can güvenliği ile baskı ve yaptırım korkusu, gazeteciliğin dönüşerek sınırlarının belirsizleşmesi, teknoloji ve sosyal medya sayesinde herkesin kendi mecrasını kurabilmesi, üniversite eğitiminin yetersiz ya da itibarsız görülmesi açıklanıyor. Bu nedenle bazı katılımcıların da belirttiği gibi bu azalma sonuç olarak “normal” bir durum.</p>
<p><em>Our Media (Bizim Medyamız) projesi kapsamında yapılan tüm çalışmalar 31 Mart 2026 itibariyle tamamlanmıştır</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2025/10/en-co-funded-by-the-eu-pos.jpg" alt=""></figure>
<p><em>“Our Media: A civil society action to generate media literacy and activism, counter polarisation and promote dialogue” adlı bölgesel program, Avrupa Birliği’nin mali desteği ile SEENPM, Arnavutluk Medya Enstitüsü, Saraybosna Medya Merkezi, Kosova Basın Konseyi, Karadağ Medya Enstitüsü, Makedonya Medya Enstitüsü, Novi Sad Gazetecilik Okulu, Barış Enstitüsü ve Bianet gibi ortak kuruluşlar tarafından yürütülmektedir.</em></p>
<p><em>Bu yazı, Avrupa Birliği'nin finansal desteği ile hazırlanmıştır. İçeriği tamamen SEENPM'nin sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmayabilir.</em></p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 12:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Doruk Madencilik yürüyüşüne müdahale; Başaran Aksu ve işçiler gözaltında]]></title><link>https://bianet.org/haber/doruk-madencilik-yuruyusune-mudahale-basaran-aksu-ve-isciler-gozaltinda-318899</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/doruk-madencilik-yuruyusune-mudahale-basaran-aksu-ve-isciler-gozaltinda.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/doruk-madencilik-yuruyusune-mudahale-basaran-aksu-ve-isciler-gozaltinda-318899</guid><description><![CDATA[Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu, madencilerin Enerji Bakanlığı'na yaptığı yürüyüş sırasında gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Doruk Madencilik’te çalışan yaklaşık 130 işçi, ödenmeyen ücret ve tazminatları için Ankara'ya başlattıkları yürüyüş 8'inci günde de devam etti.</p>
<p>Ankara'ya ulaşan işçilere polis yürüyüşe müdahale etti. Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu ve maden işçileri gözaltına alındı. </p>
<h3>İşçilere tekme</h3>
<p>Bağımsız Maden-İş sosyal medya hesabından işçileirn tekmelendiği görüntüler paylaşıldı. Paylaşımda "Biz madenciye atılan bu tekmeyi tanıyoruz! Holding sahibi Sabahattinler değil madenciler kazanacak, and olsun!" sözleriyle müdahaleye tepki gösterildi.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Biz madenciye atılan bu tekmeyi tanıyoruz! <br><br>Holding sahibi Sabahattinler değil madenciler kazanacak, and olsun!<a href="https://twitter.com/hashtag/MadencininEliniTut?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">#MadencininEliniTut</a> <a href="https://t.co/S79nSB6kt0" target="_blank" rel="nofollow">pic.twitter.com/S79nSB6kt0</a></p>
— Bağımsız Maden İş (@bagimsizmadenis) <a href="https://twitter.com/bagimsizmadenis/status/2046149307649163567?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">April 20, 2026</a></blockquote>
<h3>"Hakkımızı almadan ayrılmayacağız"</h3>
<p>Başaran Aksu "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla 9 Nisan'da tutuklanmış, 5 günün ardından tahliye edilmişti. Aksu, polis müdahalesi sırasında "Gözaltına alsanız ne olacak? Bir Holdingi korumak için bu kadar güce gerek yok" dedi. Aksu, yürüyüş sırasında şu ifadeleri kullanmıştı:</p>
<blockquote>
<p>"Aynı talana uğramış insanların mağduriyetlerini de dillendirmeyi görev edinerek bu yolları yürüdük. 180 kilometre yol yürüdük, hiçbir araç kullanmadan. Bugün iki bakanlıkla görüşeceğiz, yarın Parlamento ile görüşeceğiz, ertesi gün Yıldızlar Holding, TMSF… Hakkımızı almadan buradan ayrılmayacağız."</p>
</blockquote>
<div class="box-1">
<h3>İşçilerin talepleri</h3>
<p>Doruk Maden işçilerinin talepleri:</p>
<ol>
<li>Aylarca ödenmeyen ücret alacaklarının ödenmesi,</li>
<li>TMSF öncesi ve sonrasında haksızca çıkış alan tüm işçilere tazminat haklarının ödenmesi,</li>
<li>Halihazırda çalışan işçilere rızası olmadan dayatılan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması,</li>
<li>İSİG kurallarına uygun güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması,</li>
<li>Sendikamız üyesi olup mücadelede öncülük ettikleri için işten çıkarılan işçilerin işe iadesi,</li>
<li>Madenin kamulaştırılmasını, iş güvencesinin teminat altına alınması.</li>
</ol>
</div>
<p>(AB)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:50:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yerleşik erkek düzenine itiraz: “32 Metre”]]></title><link>https://bianet.org/yazi/yerlesik-erkek-duzenine-itiraz-32-metre-318898</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/20/yerlesik-erkek-duzenine-itiraz-32-metre-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/yerlesik-erkek-duzenine-itiraz-32-metre-318898</guid><description><![CDATA[“32 Metre”, kadınların hem ev içinde hem kamusal alanda verdiği mücadeleyi sıcak, samimi, yer yer mizahi bir dille aktarıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Orta Anadolu’da bir köy düşünün.</p>
<p>Köyde silah atölyeleri var. Silahları üretenler kadınlar. Silahı alıp atış talimi yapanlar ise erkekler. Üstelik her yıl atış yarışmaları düzenleniyor. Sonra kadınlar da atış yapmaya başlıyor. Hem de öyle çekingen çekingen değil, oldukça iddialı biçimde.</p>
<p>Derken kadınlardan birinin aklına şu geliyor: Neden bu yarışmaya biz de katılmayalım?</p>
<p>Başvuruyorlar. Fakat bu kez turnuva iptal ediliyor. Tam bu noktada burada mesele bir yarışma olmaktan çıkıyor. Kadınlar üzülüyor fakat eri çekilmiyor. Bu kez sadece kadınların yarışacağı bir turnuva düzenlemek istiyorlar. Yarışmayı organize eden, yönetimi erkeklerin elinde olan kuruma başvuruyorlar. Ve bir telaş başlıyor. Kadınlar ne kadar başarılı olacak? Böyle bir yarışmaya gerçekten gerek var mı? Ya kadınlar bu alanda erkeklerden daha iyi olursa?</p>
<p>Bu endişeler kapalı kapılar ardında da kalmıyor. Toplantı yapıyorlar ve kaygılarını açık açık ortaya koyuyorlar.</p>
<p>Bütün bunları, kadınların kararlılığını ve köydeki sosyal konumlarının nasıl değiştiğini “32 Metre” belgeselinde izliyoruz. Tam altı yıla yayılan bir emeğin ürünü bu film.</p>
<p>Film, Orta Anadolu’daki bir köyde yaşayan Halime Sandal, Gönül Uğur, Halime Tozcu Sandal ve Kadriye Erdoğan’ın hikâyesini merkezine alıyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/32-meters-photo-1.jpg" alt=""></p>
<p>Hayatın kendilerine çizilen sınırlarla tanımlanamayacağını bilen bu kadınlar, birlikte hareket ederek alışılmış düzene itiraz ediyor.</p>
<p>Bu itirazın en görünür adımı ise oldukça çarpıcı: Kadınlar için bir atış yarışması düzenlemek.</p>
<p>“Silah erkek işidir” ve “silah oyuncak değildir” gibi kalıplaşmış sözlerle karşılanan bu karar, yalnızca bir etkinlik değil. Yıllardır bastırılmış bir sessizliğin birlikte, yan yana, örgütlü biçimde kırılması.</p>
<p>Üstelik “32 Metre” dün iki ödülle de döndü. En İyi Kurgu Ödülü 32 Metre filmiyle Morteza Atabaki’ye verildi. Ödülü jüri üyesi Meltem Naz Salduz sundu. Seyfi Teoman En İyi Film Ödülü’nü de Morteza Atabaki’nin yönettiği 32 Metre kazandı.</p>
<p>Belgeselin gösterimi cumartesi günü Beyoğlu Sineması’nda yapıldı. Yönetmen de belgeselde yer alan kadınlar da salondaydı. Samimi halleriyle, dimdik duruşlarıyla, hikâyelerini bizzat anlatmalarıyla çok güçlü bir karşılaşmaydı bu.</p>
<p>Belgeselin en öncü isimlerinden, adeta filmi sırtlayan kadınlardan Halime Sandal gösterimde şunları söyledi:</p>
<p>“Kadınların okuması, atış yapması ayıplandı. Ben hep yaptım, destek de gördüm. Kamera ile ilk kez tanıştık. Normalde daha esprili sözlerimiz vardı. Kısıtlı zamanımız vardı. Burada olduğumuz için çok mutluyuz.”</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/32-meters-photo-4-copy-1.jpg" alt=""></p>
<p>İranlı sinemacı Morteza Atabaki ise altı yıllık yol arkadaşlığını şöyle anlattı:</p>
<p>“Altı senedir onlarla birlikteyim. Evlerine misafir oldum. Bana güvendiler. Evlerine aldılar. Bizimle ilgilendiler. Çok zaman geçirdik. Benim hayalim onlarla birlikte bu filmi izlemekti. Burada oldu, çok mutluyum.”</p>
<p>“32 Metre”, kadınların hem ev içinde hem kamusal alanda verdiği mücadeleyi sıcak, samimi, yer yer mizahi bir dille aktarıyor.</p>
<p>Belgeselin görüntü yönetmenliğini, uluslararası alanda ödülleri bulunan Zeynep Seçil ile Morteza Atabaki birlikte üstleniyor. Yapımcılığını Murat Öneş yürütüyor.</p>
<p>Yapım sürecinde uluslararası platformlarda da dikkat çeken 32 Metre, Köprüde Buluşmalar Anadolu Efes Ödülü, Antalya Film Forum En İyi Proje Ödülü ve AJD Al Jazeera Documentary tarafından verilen En İyi Belgesel Projesi Ödülü’nü kazandı. Dünya prömiyerini yaptığı IDFA’da festival boyunca öne çıkan en iyi 10 film arasında gösterildi. Pordenone Docs Fest’te ise Seyirci Ödülü’ne değer görüldü.</p>
<p>32 Metre, dünya prömiyerini 14 Kasım 2025’te Amsterdam’da yaptı. Festivalde Türkiye sinemasını temsil eden tek yapım olarak da ayrıca dikkat çekti.</p>
<a href='/haber/nerdesin-askim-in-kaldirilmasi-iksvnin-baskiya-teslim-oldugunu-gostermektedir-318209' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/nerdesin-askim-in-kaldirilmasi-iksvnin-baskiya-teslim-oldugunu-gostermektedir.jpeg' alt='“‘Nerdesin Aşkım?’ın kaldırılması, İKSV’nin baskıya teslim olduğunu göstermektedir”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“‘Nerdesin Aşkım?’ın kaldırılması, İKSV’nin baskıya teslim olduğunu göstermektedir”</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<p><strong>Morteza Atabaki hakkında </strong></p>
<p>İran doğumlu Morteza Atabaki, uzun yıllardır Türkiye’de yaşayan bir fotoğrafçı ve sinemacı. Abbas Kiarostami’nin atölyelerinde öğrenci ve asistan olarak çalıştı. Türkiye’de elliden fazla film ve dizide fotoğrafçı ve kamera arkası belgeselcisi olarak görev alan Atabaki, özellikle sinema dünyasına içeriden bakan güçlü görsel diliyle tanınıyor. En bilinen çalışmaları arasında Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı filminin kamera arkası belgeseli yer alırken, <em>32 Metre</em> yönetmenin ilk uzun metraj belgeselidir.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:46:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Adana’da öğrenciye veli saldırısı: "Sorun sistemin kendisindeki açık"]]></title><link>https://bianet.org/haber/adanada-ogrenciye-veli-saldirisi-sorun-sistemin-kendisindeki-acik-318897</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/adana-da-okul-icinde-baslayan-tartisma-veli-saldirisina-donustu.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/adanada-ogrenciye-veli-saldirisi-sorun-sistemin-kendisindeki-acik-318897</guid><description><![CDATA[Yüreğir'deki Sakıp Sabancı Ortaokulu’nda iki öğrenci arasında başlayan tartışma, velinin okula gelerek bir öğrenciye saldırmasıyla büyüdü. Olayda bir öğrencinin burnu kırılırken, öğretmenler okullarda artan şiddetin sistemsel boyutuna dikkat çekti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Adana’nın Yüreğir ilçesindeki Sakıp Sabancı Ortaokulu’nda 15 Nisan Çarşamba günü yaşanan bir olay, okulda şiddetin geldiği noktayı bir kez daha gösterdi.</p>
<p>İddiaya göre, iki öğrenci arasında başlayan anlaşmazlık idare ve öğretmenlerin müdahalesiyle kısa sürede yatıştırıldı. Ancak süreç, bir öğrencinin velisini okula çağırmasıyla farklı bir boyuta taşındı.</p>
<a href='/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun.png' alt='“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Bir öğrencinin burnu kırılıyor"</h3>
<p>Okulda görev yapan ve güvenlik gerekçesiyle isminin yayımlanmasını istemeyen bir öğretmen, yaşananları bianet'e aktardı: </p>
<blockquote>
<p>1 öğrenci ve 2 başka öğrenci ile problem yaşıyor. İdare ve öğretmenler öğrencileri barıştırıp durumu çözmeye çalışıyor. Öğrencileri barıştırıyorlar ve olay kapanıyor. Fakat öğrencilerden biri, velisini aramak için bir öğretmenden telefon istiyor. Olayı bilmeyen öğretmen aramasına izin veriyor. Öğrenci annesini arayıp problem yaşadığını söyleyerek okula çağırıyor. Teneffüs vaktinde okula gelen anne, doğrudan 2 kız öğrenciye saldırıyor. Nöbetçi öğretmen müdahale ediyor, ayırmak için yerlere çöküyor, olay ile öğretmen de debeleniyor fakat ayıramıyor. Başka öğretmenlerin de koşup araya girmesiyle ayırabilseler de olay sonunda bir öğrencinin burnu kırılıyor, ikisinin de vücudunda ciddi darp izleri oluşuyor. İdare anında polis çağırıyor. Darp eden veli gözaltına alınıyor. Tüm çocuklar hastaneye götürülüyor. Saldırıya maruz kalan öğrencilere darp raporu veriliyor. Ardından karakola götürülen çocukların ifadesi alınıyor. Hem veliler hem de çocuklar şikayette bulunuyorlar. Bu süreçte başka adli vaka dosyaları olduğu ortaya çıkan veli, savcılık tarafından aynı gün serbest bırakılıyor. </p>
</blockquote>
<a href='/haber/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor-318731' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor.png' alt='Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Korku, kaygı ve sıkışmışlık aynı anda yaşanıyor"</h3>
<p>Okullarda yaşanan şiddet olaylarının öğretmenler üzerindeki etkisini değerlendiren öğretmen, duygusal ve mesleki baskının iç içe geçtiğini söyledi.</p>
<p>"Korku, belirsizlik, kaygı ve sıkışmışlık gibi birçok duyguyu aynı anda hissettiriyor" diyen öğretmen, hem kendi güvenlik kaygılarının hem de öğrencileri koruma sorumluluğunun ağır bir yük oluşturduğunu belirtti. Sistemsel politikaların eksikliğine dikkat çekerek “Öğretmen, açığı kapatmaya çalışırken daha da sıkışıyor ve bu durum tükenmişliğe yol açıyor” dedi.</p>
<a href='/haber/bakan-tekin-cenazede-ogretmenlere-sov-yapmayin-dedi-318834' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/marasta-yasayan-ogretmen-cocuklarinizi-okula-gonderin-sikinti-olmaz-diyemedim-1.png' alt='“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EĞİTİM SEN MARAŞ ŞUBE BAŞKANI İSMAİL TEKARDIÇ</h6>
<h5 class='headline'>“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Sorun tek bir nedene indirgenemez"</h3>
<p>Bunun sadece okulun iç meselesi olmadığını eşitsizlik, yoksulluk, dışlanma, medya, adalet sistemi ve sosyo-ekonomik koşullar gibi birçok faktörün sonucu olduğunu belirten öğretmen, "Bir çocuğa kullandığımız dil bile şiddeti besleyebilir. Bunu sadece x-ray cihazlarına, polise ya da ailelere yüklemek kolaycılık olur. Okullara gönderilen kitapçıklarla, çalıştaylarla ya da güvenlik önlemleriyle bu mesele çözülmez. Sorun okulun önündeki güvenlik açığı değil, sistemin kendisindeki açık. Hiçbir çocuğun atlanmadığı mekanizmalar kurulmalı. Okul psikologları, destek grupları, aile programları ve sosyal çalışmalar profesyonel biçimde yürütülmeli." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin de sistem içinde yeterince desteklenmediğini belirten öğretmen, "Veli onay vermediği için gerekli raporlar çıkarılmıyor. Bu da çocukları hem eğitimden hem de sosyal uyumdan uzaklaştırıyor" diye kaydetti.</p>
<a href='/haber/maras-ta-ortaokulda-silahli-saldiri-10-kisi-yasamini-yitirdi-318738' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/maras-ta-okula-silahli-saldiri-4-kisi-yasamini-yitirdi.jpeg' alt='Maraş&#39;ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EĞİTİME İKİ GÜN ARA VERİLDİ</h6>
<h5 class='headline'>Maraş'ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Öğretmenin esenliği göz ardı ediliyor"</h3>
<p>Şiddetsiz bir okul iklimi için öğretmenlerin durumuna da dikkat çeken öğretmen, mesleki destek mekanizmalarının yetersiz olduğunu "Öğretmenin esenliği sağlanmadan okulda barış ortamı kurulamaz. Öğretmen sürekli kriz yönetmek zorunda kalıyor" sözleriyle dile getirdi.</p>
<p>Ona göre çözüm, yalnızca okul içi uygulamalarda değil, aynı zamanda toplum genelinde şiddeti azaltmaya yönelik kapsamlı bir devlet politikasında yatıyor.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hamidiye Su, İBB’nin “elinden alınacak” iddiası]]></title><link>https://bianet.org/haber/hamidiye-su-ibbnin-elinden-alinacak-iddiasi-318895</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/hamidiye-su-ibbnin-elinden-alinacak-iddiasi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hamidiye-su-ibbnin-elinden-alinacak-iddiasi-318895</guid><description><![CDATA[İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Ali Şar: “Şimdi de Hamidiye Su’ya mı göz diktiniz? Bu şehir sahipsiz değil. İstanbul’un kaynaklarını merkeziyetçi müdahalelere kurban etmeyeceğiz.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Hamidiye Su’nun, İBB’den alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredileceği iddiası gündeme geldi.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Haber’in aktardığına <a href="https://x.com/ibbhaaber/status/2045925334139203871?s=20" target="_blank" rel="nofollow noopener">göre</a>, İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Ali Şar, iddiaya ilişkin şöyle dedi:</p>
<p><em>“Şimdi de Hamidiye Su’ya mı göz diktiniz? 1500 yıllık bir miras olan Yerebatan Sarnıcı’nı, sırf İBB’nin elinden almak için ‘Osmanlı vakıf su sisteminin bir parçasıdır,’ kılıfına soktunuz. Bu şehir sahipsiz değil. İstanbul’un kaynaklarını merkeziyetçi müdahalelere kurban etmeyeceğiz.”</em></p>
<a href='/haber/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi-318441' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi.jpg' alt='Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">İBB Meclisi CHP Grup Sözcüsü Ali Şar: <br><br>Şimdi de “Hamidiye Su”ya mı göz diktiniz?<br><br>1500 yıllık bir miras olan Yerebatan Sarnıcı’nı, sırf İBB’nin elinden almak için “Osmanlı vakıf su sisteminin bir parçasıdır” kılıfına soktunuz.<br><br>Bu şehir sahipsiz değil. İstanbul’un kaynaklarını… <a href="https://t.co/hRTVZBoiEw" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://t.co/hRTVZBoiEw</a></p>
— İstanbul Büyükşehir Haber (@ibbhaaber) <a href="https://twitter.com/ibbhaaber/status/2045947515292553428?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 19, 2026</a></blockquote>
<div class="box-1">
<h3>Hamidiye Su hakkında</h3>
<p>İBB iştiraki olarak faaliyet gösteren Hamidiye Kaynak Suları AŞ., İstanbul’un ormanlarındaki kaynaklardan elde edilen doğal suyu kent halkına <a href="https://hamidiye.istanbul/kurumsal/hakkimizda" target="_blank" rel="nofollow noopener">ulaştırıyor</a>.</p>
<p>Tarihi, şehre nitelikli içme suyu sağlamak amacıyla II. Abdülhamid’in emriyle kurulan ilk komisyona uzanıyor. 1898 tarihli projeye göre, Kırkçeşme tesislerinin doğu kolu üzerinde ve Kemerburgaz’ın güneydoğusundaki Karakemer ile Kovukkemer çevresindeki membalar 20 maslakta toplandı. Tesisin büyük bölümü 1900 yılında tamamlandı; suyun verilmesi ve resmî kabulü ise 26 Mayıs 1902’de gerçekleşti.</p>
<p>Kurulduğu günden bu yana su, çeşmeler aracılığıyla İstanbul halkına ulaştırılıyor. 86 bölgedeki çeşmelere ek olarak Yıldız Sarayı’nda 30, Beşiktaş Sarayı’nda 10 olmak üzere toplam 126 çeşmeden su verildi; isale hattı üzerindeki 7 çeşmeyle birlikte bu sayı 133’e ulaştı. (TY)</p>
</div><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Homo Sapiens’ten kapitalizme uzanan ekokıyım]]></title><link>https://bianet.org/yazi/homo-sapiensten-kapitalizme-uzanan-ekokiyim-318892</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/20/homo-sapiensten-kapitalizme-uzanan-ekokiyim.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/homo-sapiensten-kapitalizme-uzanan-ekokiyim-318892</guid><description><![CDATA[Ashley Dawson, öldürülen hayvanları, kapitalizmin sürdürülebilirliği için doğaya savaş açılmasını; “ilerleme”, “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” adı altında girişilen bir yok etme ve sömürü harekâtı diye niteliyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Geçen aylarda yayımlanan haberde, nesli tükenmiş bir kurt türünün laboratuvarda yeniden üretildiği duyuruluyordu. Haberin anahtar kelimeleri ve ifadeleri hayli önemliydi: “Nesli tükenen kurt”, “laboratuvar” ve “yeniden üretmek.”</p>
<p>İnsanın, kendi dışındaki canlılara nobran yaklaşımı sonucu tür çeşitliliğinin azalması ve bazılarının yok olması mı, yoksa sonra bunlardan bir kısmının laboratuvarda tekrar üretilmeye çalışılması mı daha büyük bir facia?</p>
<p>İki eylemin kesişiminde, insanın doğaya ve canlılara hükmetmeye uğraşması bulunuyor. Başka bir deyişle insan, yayılmacılığı ile yıkıma yol açarken tabiatın ve canlıların yaşamını sekteye uğratıyor. Bahsi geçen haberdeki “üretim” de benzer bir yayılmacılığın ve yıkımın yansıması.</p>
<p>Ashley Dawson, “Alternatif Bir Kapitalizm Tarihi” alt başlığıyla yayımlanan incelemesi <em>Soyların Tükenişi</em>’nde bu durumu “küresel bir saldırı” ve “sermayenin yaşamın tüm alanlarına yayılışı” diye niteliyor.</p>
<h3>“Kültürel bir yok oluş”</h3>
<p>Dawson’a göre insanın yol açtığı yıkım ve genişleyen ekolojik felaketin önemli bir parçası da biyoçeşitliliğin azalması ve bazı canlı türlerinin yok olması: Doğayı fethedilecek bir düşman olarak gören insanın, biyoçeşitliliği örselerken besin zincirini tüketmesinden dem vuran yazar, söz konusu şiddet eyleminin hatırı sayılır bir kitle tarafından kabul edilip desteklenmesinin yıkımı hızlandırdığını hatırlatıyor.</p>
<p>Dawson’a göre insanın giriştiği bu talan, “kültürel bir yok oluşa” denk geliyor; kapitalizm “kültürünün” (ya da kültürsüzlüğünün) marifeti de diyebiliriz mevcut duruma. Yazar, konuyu biraz daha somutlaştırıyor: “Biyoçeşitliliğin yok edilmesinin, gezegenin ortak zenginliğine yönelik büyük ve belki de nihai bir saldırı olarak tanımlanması gerekiyor. Hatta yok oluşun iklim değişikliğiyle birlikte çağdaş kapitalizmin çelişkilerinin öncüsü olarak görülmesi gerekiyor<em>.</em>”</p>
<p>Sermayenin sürekli genişleme arzusu biyoçeşitliliğin sınırının azalması demek. Dawson’ın anlattıklarının merkezinde bu hayatî gerçek bulunuyor. Diğer bir ifadeyle kapitalizmin, dört bir yanına yayıldığı gezegeni enikonu metalaştırarak doğayı yok etmesi demek bu. Dolayısıyla tabiatla ve insan-dışı canlılarla ilişkisini bozan insan, her şeyin merkezine kendini yerleştiriyor. Dawson, bu süreçte önemli bir eşikten bahsediyor: “Dönüm noktası, çakmaktaşı ve ok uçları gibi çok sayıda eserin varlığıyla arkeolojik kayıtlara geçmiştir. Bu ‘büyük atılım’ ile Homo Sapiens aslında doğal seçilim yoluyla biyolojik evrimden kültürel evrime geçti. Ancak trajik bir şekilde, bir tür olarak doğanın esareti olarak görülebilecek şeyden kurtulmamız, bizi aynı zamanda gezegen çevresini yok eden bir güç hâline getirdi. İnsan kültüründeki bu başkalaşımla birlikte genel olarak doğayla, özel olarak da hayvanlarla olan ilişkimiz çarpıcı bir değişime uğradı. Geç Pleistosen döneminde (50.000-35.000 yıl önce), atalarımız son derece etkili katillere dönüştü.”</p>
<p>Özel mülkiyetin ve sermayenin ortaya çıkışıyla beraber insanın katilliği hız kazanırken hep daha fazlasını isteme, tabiatın ve canlıların yok edilişinde önemli bir aşama hâline geldi. Dawson, tam da bunun tarihine; Homo Sapiens’ten kapitalizme uzanan çevresel yıkım sürecine dikkat çekiyor.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/61p6okyx2rl-1.jpg" alt=""></p>
<h3>Yeşil kapitalizmle kurulan oyun</h3>
<p>Eski Dünya’dan Yeni Dünya’ya gelip sömürgecilik hareketini başlatanların öncülüğünde hız verilen talanın, imparatorlukları zenginleştirip güçlendirirken tabiatı fakirleştirdiğini; “keşfedilen toprakların flora ve faunasının Avrupalılar tarafından sınırsız ve bedava bir doğal zenginlik deposu olarak görüldüğünü” anımsatan Dawson, şimdilerde o dönemden miras kalan ölçüsüzlüğün yani “küresel ekokıyımın” cefasını çektiğimizi söylüyor: “Avrupalılar ‘bakir’ toprakları zapt edip kolonileştirirken çevresel bozulma ve yok olma süreçlerini çarpıcı biçimde artırdı. Kapitalist toplumsal ilişkilerin Avrupa sömürgeciliği ve emperyalizmi yoluyla genişlemesi, daha önce ‘bölgesel’ çevre felaketleri sayılan olayları gezegen ölçeğine taşıdı. Ayrıca kapitalist toplum, doğayı alınıp satılabilen bir metaya dönüştürerek insanlığın doğayla olan ilişkisini daha önceki çağlarda hayal bile edilemeyecek kadar yoğun bir ekolojik sömürü biçimine dönüştürdü.”</p>
<p>Tabiatın ve canlıların alınıp satılarak tüketilmesiyle beraber buradan kâr elde edilmesi bir avuç insana servet kazandırırken çoğunluk ve doğa için dehşet anlamına geliyordu. Dawson, giyim kuşam ve dolayısıyla statü için öldürülen hayvanları, kapitalizmin sürdürülebilirliği için doğaya savaş açılmasını, bölgesel tarım uygulamalarının sonlandırılmasını; “ilerleme”, “aydınlanma” ve “sanayi devrimi” adı altında girişilen bir yok etme ve sömürü harekâtı diye niteliyor: “Avrupalılar dünyanın diğer bölgelerini kolonileştirirken fetihlerini meşrulaştıran kültürel inançları da beraberlerinde götürdü. Avrupalıların yerli halklara hükmedip topraklarına el koymasını meşrulaştırmayı amaçlayan bu tahakküm ideolojileri, aynı zamanda kolonilerdeki flora ve faunaya karşı sömürücü bir tutum da oluşturdu. Örneğin, İngiliz filozof John Locke, Tanrı’nın bu toprakların ‘çalışkan ve akılcılara’ ait olmasını amaçladığını savunuyordu. Bu nitelikler, Avrupalıların toprağı kendi emekleri yoluyla ‘iyileştirmesinde’ ve ona göre, toprağı özgün komünal durumundan çıkarıp Avrupalıların malı hâline getiren kalkınma çalışmalarında kendini gösteriyordu.”</p>
<p>Dawson, failleri tarafından ekokıyımın gururla savunulduğunu ve âdeta bir prestij meselesi hâline getirildiğini; tahrip edilen ekosistemin, katledilen hayvanların ve bitkilerin sivil zayiat sayıldığını hatırlatıyor.</p>
<p>Neoliberal sistemde göz boyayan “yeşil ekonomi” ve “sürdürülebilirlik” gibi yeşil kapitalist hareketler; çevreyi kirleten, doğayı ve biyoçeşitliliği yok eden şirketlerin açıktan veya örtük biçimde kollanmasını sağlıyor. Başka bir deyişle ekokıyımın özneleri, tabiatı ve canlıları nesneleştirmenin, metalaştırıp tüketmenin böyle yumuşak yollarını buluyor.</p>
<p>Dawson, ne palyatif çözümleri ne de yeşil kapitalizmi sorunu gidermenin bir yolu olarak görüyor, onun önerilerinden biri yeniden yabanlaştırma. Bu, yoksullaştırılan tabiatı tekrar canlandırma olduğu kadar çevresel alanın yeniden işlemesi anlamına geliyor. Öte yandan, bazı yanıltıcı uygulamaların varlığından da söz ediyor yazar: “Türdiriltimi, kapitalizmin sistemik çelişkilerinin yarattığı bir çevre krizine baştan çıkarıcı ama tehlikeli derecede yanıltıcı bir tekno-düzeltme sunuyor. Türdirilimi dikkatleri –ve ekonomik kaynakları– sadece biyolojik çeşitliliği mevcut hâliyle korumaya yönelik diğer çabalardan uzaklaştırmakla kalmıyor. Türdiriliminin temel sorunu, doğanın baştan sona manipülasyonu ile metalaştırılmasına dayanması ve bu nedenle biyokapitalizmle mükemmel bir şekilde örtüşmesidir. (...) Dolayısıyla türdirilimi, canlı organizmalar üzerinde fikri mülkiyet hakkı oluşturmaya ve edinmeye dayalı yeni bir sermaye birikimi turu için ağız sulandıran bir fırsat sunuyor.”</p>
<p>Tabiatı ve canlıları yok etmeye, ardından “diriltmeye” dayanan biyokapitalizm, iklim adaletini de doğayı korumayı da tam anlamıyla sağlamadığından Dawson, sömürgeci zihniyetin engellenip antikapitalist eylemlerin hayata geçirilmesini savunuyor.</p>
<p>Dawson’ın kitap boyunca anlattığı dünde kalmış ve olmuş bitmiş bir hikâye değil. Sermayenin yayılmacılığı ve kapitalizmin nobranlığı hâlâ ve şiddetini artırarak devam ediyor. Dolayısıyla biyoçeşitlilik hızla azalırken tabiatın işleyişi sekteye uğratılıyor. Uzun lafın kısası, bu süreç bir var oluş krizini aşmış ve çok derin bir yok oluş problemi hâline gelmiş durumda. Vaziyet böyleyken yapılması gereken şey, yazarın da ifade ettiği gibi kapitalizmin ekokıyımcı karakterinin üstesinden gelmek. Bunun için artık hayal etmenin ötesine geçmek zorunlu.</p>
<p><em><strong>Soyların Tükenişi, Ashley Dawson, Çeviren: Samet Öksüz, İrene Kitap, 112 s. </strong></em></p>
<p>(AB/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:45:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bu Bir Prova Değil “Le Réel” oyunu 25 Nisan’da Arter’de]]></title><link>https://bianet.org/haber/bu-bir-prova-degil-le-reel-oyunu-25-nisanda-arterde-318891</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/bu-bir-prova-degil-le-reel-oyunu-25-nisanda-arterde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bu-bir-prova-degil-le-reel-oyunu-25-nisanda-arterde-318891</guid><description><![CDATA[Selen Uçer, Münir Can Cindoruk, Elif Nur Kerkük, Selin Hasar ve Yaren Özkoca’nın aynı sahneyi paylaştığı oyunda kadınların yaşamları, göç, kentleşme ve toplumsal travmalar iç içe geçiyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yusuf Onur Aydın’ın yazıp yönettiği <em>Bu Bir Prova Değil “Le Réel”</em> oyunu, yanmış bir tekstil atölyesinden yükselen seslerin izini süren bir tiyatro ekibinin hikâyesini, kurmacayla gerçeği harmanlayarak sahneye taşıyor. </p>
<p>Selen Uçer, Münir Can Cindoruk, Elif Nur Kerkük, Selin Hasar ve Yaren Özkoca’nın aynı sahneyi paylaştığı oyun bu seslerin izini sürerken kadınların yaşamlarını, göçü, kentleşmeyi ve toplumsal travmaları iç içe geçiriyor.</p>
<p>Tiyatro Watt yapımı oyun, 25 Nisan’da Arter’in performans salonu Karbon’da sahnelenecek.</p>
<blockquote>
<p>Yanmış bir tekstil atölyesinin geçmişte kalan sesi, bir tiyatro ekibinin kulağına kadar geliyor. Sesler seslere, gerçekler kurmacaya, kadınlar kadınlara karışıyor. Birbirlerini ve hiç görülmemiş olanları görüp, tanık oluyorlar. Her şey bu denli birbirine dokunurken artık biliyorlar ki Bu Bir Prova Değil, bu bir gerçek. Peki gerçek, gerçekten temsil edilebilir mi?</p>
</blockquote>
<p>Oyunun biletleri, Arter’in giriş katında yer alan Danışma ve Bilet Gişesi’nden, Biletix’ten ya da Mobilet’ten temin edilebilir.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/bu-bir-prova-degil-le-reel.jpg" alt=""></p>
<p><strong><em>Arter’in güncel programlarına ilişkin detaylı bilgiye <a href="https://www.arter.org.tr/" target="_blank" rel="nofollow">bu adresten</a> erişilebilir. </em></strong>(TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Uşak Belediyesi'ne ikinci dalga operasyon: 25 kişi gözaltında]]></title><link>https://bianet.org/haber/usak-belediyesi-ne-ikinci-dalga-operasyon-25-kisi-gozaltinda-318887</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/usak-belediyesine-ikinci-dalga-operasyon.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/usak-belediyesi-ne-ikinci-dalga-operasyon-25-kisi-gozaltinda-318887</guid><description><![CDATA[Polis ekipleri belirlenen adreslerde aramalarını sürdürüyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>BirGün, İstanbul Emniyeti Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'nün Uşak Belediyesi'ne  "İkinci Dalga" operasyon yaptığını ve polisin en az  25 kişiyi gözaltına aldığını aktardı. Polis ekipleri belirlenen adreslerde aramalarını sürdürüyor.</p>
<p>Geçen hafta hafta Uşak'ta Eşme Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Eşme Belediyesi'ne operasyon düzenlenmişti. "İrtikap" soruşturması kapsamında, Belediye Başkanı Yılmaz Tozan ile eşinin de aralarında bulunduğu 5 kişi gözaltına alınmıştı.</p>
<a href='/haber/usak-belediyesine-yonelik-rusvet-sorusturmasinda-4-yeni-gozalti-318171' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/30/usak-belediyesine-yonelik-rusvet-sorusturmasinda-4-yeni-gozalti.jpg' alt='Uşak Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” soruşturmasında 4 yeni gözaltı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Uşak Belediyesi’ne yönelik “rüşvet” soruşturmasında 4 yeni gözaltı</h5>
<div class='date'>30 Mart 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/usak-belediyesine-operasyon-baskan-ozkan-yalim-dahil-11-kisi-gozaltinda-318086' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/27/usak-belediyesine-operasyon-baskan-ozkan-yalim-dahil-11-kisi-gozaltinda.jpg' alt='Uşak Belediyesi’ne operasyon: Başkan Özkan Yalım dahil 11 kişi gözaltında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Uşak Belediyesi’ne operasyon: Başkan Özkan Yalım dahil 11 kişi gözaltında</h5>
<div class='date'>27 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, farklı tarihlerde "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" iddialarıyla yürütülen soruşturma kapsamında 27 Mart'ta Uşak, Kocaeli ve Ankara'da eş zamanlı operasyon düzenledi. </p>
<p>Operasyonda Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.</p>
<p>Uşak Belediye Başkanı Yalım, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" ve "ihaleye fesat karıştırma" iddialarıyla tutuklanması talebiyle hakimliğe gönderildi.</p>
<p>Yalım ile hakimliğe sevk edilen Belediye Başkan Yardımcısı Halil Arslan, belediyenin Muhasebe ve Finansman Müdürü Hüseyin Yaman, Özel Kalem Müdürü Hasan Doğukan Kurnaz, makam şoförü Murat Altınkaya, belediye personeli Cihan Aras ve İsmail Özçelik, Uşak Haber Medya Şirketi Sahibi Murat Baş ile Mustafa Yalım tutuklandı. </p>
<p>Hakimlik, şüpheliler Kenan Arslan, Seher Akay, Aslıhan Aksoy ve Salih Sönmez hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>Ayrıca, soruşturma kapsamında daha sonra gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Keskin Ezberci, belediye personeli Deniz Aygün ve Ulaş Küçükakalın ile özel kalem müdürlüğünde görevli Ebru Yurtuluğ da adliyeye sevk edildi.</p>
<p>Hakimlik, 4 kişi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi. Yalım, 31 Mart’ta İçişleri Bakanlığı kararıyla görevden uzaklaştırıldı. Aynı günlerde, CHP Sözcüsü Zeynel Emre, otel odasında çekilen görüntüler nedeniyle Özkan Yalım’ın parti üyeliğini askıya aldıklarını açıkladı. Parti yönetimi ayrıca iki hukukçuyu görevlendirdi ve ayrıntılı bir inceleme başlattı. Son olarak Yalım’ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk etti.</p>
</div>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İlayda Zorlu protestoları: İşkence beyanları tutanaklara geçmiyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/ilayda-zorlu-protestolari-iskence-beyanlari-tutanaklara-gecmiyor-318886</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/20/ilayda-zorlu-protestilarinda-79-gozalti-iskence-beyanlari-tutanaklara-gecmiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/ilayda-zorlu-protestolari-iskence-beyanlari-tutanaklara-gecmiyor-318886</guid><description><![CDATA[Üniversite öğrencisi İlayda Zorlu'nun şüpheli ölümünü Ankara, İstanbul ve İzmir'de protesto eden öğrencileri polis işkence ile gözaltına aldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite öğrencileri, Karadeniz Teknik Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü öğrencisi İlayda Zorlu’nun şüpheli ölümünü Ankara'da ve İstanbul'da protesto etti.  </p>
<p>Daha önce 8 Mart Kadınlar Günü eylemlerine katıldığı için polis ailesinin evini arayıp hedef gösterdi. Bu olaydan kısa bir süre sonra Zorlu Hatay’da ailesinin evinde polis babasının beylik tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybetti.</p>
<p>Eylem, Öğrenci Kolektifleri'nin çağrısıyla Ankra, İzmir ve İstanbul’da eylem yapıldı.</p>
<p><strong>Ankara</strong></p>
<p><strong><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ilayda1.jpg" alt=""></strong></p>
<p>Ankara’da Yüksel Caddesi'nde bir araya gelen öğrenciler, "Siz İlayda'nın ailesini aradığınızı inkar edebilir misiniz? Biz kadınlar ölmesin dedik, yoksul mahallelerde çocuklara eğitim verdik, karanlığınıza direndik. Biz hiçbir şeyi inkar etmiyoruz" diye seslendi. Eyleme polis müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Biber gazından etkilenen bir kişi hastaneye kaldırıldı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">İlayda’nın katilleri arkadaşlarına barikat kuranlardır!<br><br>İlayda'nın sıra arkadaşları olarak Ankara'da ölümünün hesabını sormak için bir araya geldik.<br><br>İlayda'yı ailesine hedef gösteren polis, bizi ablukayla bastırabileceğini sanıyor.<br><br>📣İlayda Zorlu isyanımızdır! <a href="https://t.co/ZMfY5MVn41" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/ZMfY5MVn41</a></p>
— Öğrenci Faaliyeti (@faaliyet33) <a href="https://twitter.com/faaliyet33/status/2045856019746603073?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 19, 2026</a></blockquote>
<p>Ankara’da İlayda Zorlu için yapılan eylemde gözaltına alınan 9 üniversiteliden 5’i serbest bırakıldı.</p>
<h3>İstanbul</h3>
<p>Süreyya Operası önünde toplanan öğrencileri polis önce ablukaya aldı, Kadıköy Rıhtımı'na yürümek isteyen öğrencilere sonra müdahale etti. Öğrenciler, ablukayı kırmak için harekete geçince, polis Halkevleri Genel Başkanı Evrim Çakır'ın da bulunduğu 3 kişiyi gözaltına alındı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kadıköy'de eylemde 79 kişi gözaltına alındığını açıkladı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">📍İstanbul, Süreyya Operası<br><br>Okullarda çocukları koruyamayan, işçilerin tüm haklarına çöken holdinglere abluka kuramayan, kadın cinayetlerini engelleyemeyen, iş cinayetlerine gözünü kapıyan, üstüne üstlük mücadele eden gençleri ailelerine şikayet ederek öldürten polisin gözümüzde… <a href="https://t.co/KmJ0m4OuOn" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/KmJ0m4OuOn</a></p>
— Gençlik Komiteleri (@gkomiteler4) <a href="https://twitter.com/gkomiteler4/status/2045863710661517821?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 19, 2026</a></blockquote>
<h3>“Polis, işkence beyanları tutanaklara geçmiyor”</h3>
<p>ÇHD İstanbul Şubesi X hesabından şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>“Polis tarafından ailesine karşı kriminalize edilerek ölüme sürüklenen İlayda için Kadıköy'de yapılmak istenen basın açıklamasında 79 kişi gözaltına alındı. Gözaltıların sağlık kontrollerinin ardından emniyete getirilecekleri söylendi.</p>
<p>Kolluk, darp edilerek gözaltına alınan ve saatlerce ters kelepçeyle bekletilen müvekkillerimizin ve avukatların işkenceye ilişkin beyanlarını ifade tutanağına geçirmiyor, tutanaktaki sorulara yanıtları ise değiştirerek yazıyor. İşkenceyi gizlemenize,aklamanıza izin vermeyeceğiz! Polis gözaltındaki gençlerin ifadelerini ve avukat beyanlarını ısrarla değiştirerek yazıyor; işkence beyanı hiçbir surette zapta geçirilmiyor. Olay tutanağında "başını otobüs camına vurduğu", "kendini yere attığı" iddia edilen gençler var ve avukatlarıyla hâlâ görüştürülmüyorlar!”</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Polis gözaltındaki gençlerin ifadelerini ve avukat beyanlarını ısrarla değiştirerek yazıyor; işkence beyanı hiçbir surette zapta geçirilmiyor. Olay tutanağında "başını otobüs camına vurduğu", "kendini yere attığı" iddia edilen gençler var ve avukatlarıyla hâlâ görüştürülmüyorlar! <a href="https://t.co/dOnHpnhSVr" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/dOnHpnhSVr</a></p>
— ÇHD İstanbul Şube (@CHDistanbul_) <a href="https://twitter.com/CHDistanbul_/status/2046048286730076311?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 20, 2026</a></blockquote>
<h3>İzmir</h3>
<p>İzmir'de de öğrenciler İlayda Zorlu için sokaktaydı.</p>
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>17 Nisan'da ölüm haberi üniversiteli kadın örgütlerince paylaşılan ve yerel kamuoyuna "intihar" olarak yansıyan İlayda Zorlu'nun ölümü üzerine, Öğrenci Kolektifleri açıklama yaptı. Zorlu'nun üniversite ve kadın eylemlerine katıldığı gerekçesiyle polisin ailesini aradığı, bunun üzerine ailesinin onu tehdit ettiği iddia edildi. </p>
<p>Öğrenci Kolektifleri şu açıklamayı yaptı: “Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi sıra arkadaşımız İlayda Zorlu intihar etmedi, devlet eliyle katledildi. Dün arkadaşımız İlayda Zorlu aile evinde katledildi. Üzgünüz, öfkeliyiz. Arkadaşımızın hayattan koparılması yerel basına intihar olarak geçti. Ancak arkasında bambaşka bir gerçek var."</p>
<p>(EMK)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 08:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Adalet dosyada değil, bir ablanın inadında yaşıyor]]></title><link>https://bianet.org/yazi/adalet-dosyada-degil-bir-ablanin-inadinda-yasiyor-318883</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/19/adalet-dosyada-degil-bir-ablanin-inadinda-yasiyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/adalet-dosyada-degil-bir-ablanin-inadinda-yasiyor-318883</guid><description><![CDATA[Aygül Doku altı yıldır şunu gösteriyor: Adalet dosyalarda değil, inatta yaşıyor. Kaybedileni aramak, geride kalanların boynunun borcu. O borcu ödemek bazen bir ömrü gönüllü rehin vermek demek.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de kadın olmak, eksik bir cümlenin öznesi olmaya benziyor. O cümle her sabah evde, sokakta, işyerinde yeniden kuruluyor. Çoğu zaman sonuna nokta değil, üç nokta konuyor. Çünkü failler bulunmuyor, dosyalar sessizce kapanıyor, isimler “faili meçhul” etiketinin arkasına itilip unutuluyor.</p>
<p>Takvim yaprakları değişiyor, tablo değişmiyor. Bir kadın öldürülüyor, ertesi gün bir başkası. Haber bir akşam konuşuluyor, sonra akışın içinde kayboluyor. Mahkeme salonlarında “haksız tahrik”, “iyi hal”, “takdiri indirim” sözleri, öldürülen kadının adından daha uzun yaşıyor.</p>
<p>Bir de kayıplar var. Ne mezar taşları var ne ölüm tarihleri. Aileler karakol, savcılık, valilik arasında aynı kapıları çalıp duruyor. Cevap hep aynı cümleye çıkıyor: “Soruşturma sürüyor.” Sürüp giden şey adalet değil, zaman. Yıllar geçiyor, dosyaların üstünü toz alıyor, toplumun hafızası yeni bir habere dönüyor.</p>
<p>Bu tablo münferit vakaların toplamı değil; bir iklim. Kadınlar her gün kendini savunmak, kendini ispatlamak, en basitinden hayatta kalmak zorunda. Devletin güvenlik zinciri ise çoğu zaman çığlık duvara çarpıp yankılandıktan sonra harekete geçiyor. Geçtiğinde de artık geç kalmış oluyor.</p>
<h3>Gülistan Doku: O iklimin en yakıcı dosyası</h3>
<p>Bu iklimin içinden bazı isimler çıkıp dosyadan soruya dönüşüyor. Gülistan Doku onlardan biri. Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan, 5 Ocak 2020’den beri yok. Ne bir iz var ne bir cevap. Onun yokluğunda konuşan tek bir ses var: Ablası Aygül Doku.</p>
<h3>Bir cesaret timsali: Aygül Doku</h3>
<p>Aygül Doku, altı yıldır kardeşi için adalet arıyor. Bir ablanın taşıyabileceği en ağır yükü omuzladı: Yasını içine gömüp acısını meydana çıkardı. Çalmadık kapı bırakmadı. Açılmayan kapının önünde bekledi, açılanın boş vaadine kanmadı. Her mikrofonda aynı cümleyi kurdu: “Kardeşim nerede?”</p>
<p>Kentte can güvenliğinden sorumlu silsile sustu. O, o suskunluğa rağmen direndi. Yoruldu ama yıkılmadı. Cesaretinin yanına aklını, sezgisini koydu. Kime nasıl gidileceğini, hangi suskunluğun ne anlama geldiğini öğrendi.</p>
<p>Onun inadı ve kente atanan bir kadın başsavcının ferasetiyle Gülistan’ın dosyası rafta sararıp unutulmadı. Ortaya saçılan iddialar korkunç olmakla birlikte, Gülistan ismi “faili meçhul” klişesinin içine gömülmeyecek gibi görünüyor.</p>
<p>Cesaret, kendi yasını erteleyip gerçeğin peşinden her sabah yeniden yola çıkmaktır. Bir sabah takvimden bir yaprak koparırken acısını içine gömüp kameraya konuşmaktır. “Elimizden bir şey gelmez” ezberini bozmaktır.</p>
<p>Aygül Doku altı yıldır şunu gösteriyor: Adalet dosyalarda değil, inatta yaşıyor. Kaybedileni aramak, geride kalanların boynunun borcu. O borcu ödemek bazen bir ömrü gönüllü rehin vermek demek.</p>
<h3>6 yıl sonra gelen iddialar ve yeni sorular</h3>
<p>Gülistan Doku’nun hikâyesi, altı yıl sonra yeniden ülkenin en sarsıcı gündemi. Çünkü dosyaya dair yeni iddialar kamuoyuna yansıdı.</p>
<p>Gülistan Doku’nun bir cinayete kurban gittiğine dair bulgular güçlenmiş durumda. Soruşturmada birinci zanlı olarak, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlunun adı geçiyor. Basına yansıyan haberlere ve kamuoyundaki tartışmalara göre, Sonel’in valilik gücünü kullanarak soruşturmayı etkilediği ve delillerin gizlendiği iddia ediliyor. Hakkında soruşturma açılması ve açığa alınması, sürecin artık iddia aşamasını aştığını gösteriyor.</p>
<p>Aygül Doku altı yıldır Dersim Adliyesi’nin önünden ayrılmadı. Yağmurda, karda, bayramda, tatilde aynı kaldırımda durdu. “Etkin soruşturma yapılmadı, faillerin üzerine gidilmedi” dedi. Dönemin valisine dair bilgilerin dosyaya girdiği ancak işlem yapılmadığı yönündeki beyanları da tutanaklara geçti.</p>
<p>Altı yılda gözaltına alınıp bırakılanlar, hiç alınmayan ifadeler, açılmayan kamera kayıtları… Ortaya çıkan tablo, kadın cinayetlerinin ve şüpheli kayıpların çarptığı o tanıdık duvarı gösterdi: Delillerin kaybolduğu, tanıkların sustuğu, dosyaların tozlandığı o kamusal duvar.</p>
<p>Aygül Doku o duvarı her gün yumrukluyordu. Bir ablanın altı yıl boyunca adliye önünü evi bellemesi, adaletin kendiliğinden gelmediğinin en çıplak kanıtı. </p>
<h3>Bir isimden fazlası: Yüzleşme çağrısı</h3>
<p>Gülistan Doku dosyası artık tek bir insanın kaybı değil. Kadına yönelik şiddetin, faili meçhulün, örtbas kültürünün sembolü. Aygül’ün direnişi sayesinde susturulmak istenen soru yeniden ortada duruyor:</p>
<p>Bir genç kadın, bir şehirde, gündüz vakti nasıl yok olur? Devletin bütün aygıtları altı yıldır bu soruya neden cevap veremez?</p>
<p>Ve son iddialarla birlikte yeni bir soru daha eklendi: Kamu gücünü elinde bulunduranlar, haklarındaki iddialar söz konusu olduğunda o gücü şeffaflık için mi, sessizlik için mi kullanıyor?</p>
<p>Bu soruların cevabı, yalnızca Gülistan’ın ailesini değil, tüm toplumu ilgilendiriyor. Çünkü adalet bir kişi için işlemediğinde, kimse için işlemiyor demektir.</p>
<p>Gülistan’ın adı bugün bir addan fazlası. Bir yüzleşme çağrısı.</p>
<p>Aygül’ün inadını gördükten sonra o çağrıya kulak tıkamak, hepimizin boynunun borcunu büyütür.</p>
<p>(FT/Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Utancımız ve çocuklarımız]]></title><link>https://bianet.org/yazi/utancimiz-ve-cocuklarimiz-318879</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/19/utancimiz-ve-cocuklarimiz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/utancimiz-ve-cocuklarimiz-318879</guid><description><![CDATA[Üzerinde yaşadığımız memleketimiz için utanç duyabiliyorsak ve utandığımız ülkenin yurttaşları sayabiliyorsak kendimizi; sevgimizden daha güçlü bir bağ olan utancımızla yaşamalıyız.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş ve Siverek’te neler oldu? Neden oldu?</p>
<p>Çocuklardan “katiller” yapıyoruz. Böyle bir düzene, kurşunlanan çocuklara yürek dayanmaz!</p>
<p>Gençlerin katil olduğu, arkadaşlarını öldürdüğü felaketlerden <strong>utanç </strong>duymalıyız.</p>
<p>Çocuklar ve öğretmen toprak oldu!</p>
<p>Felaketlerden geriye yas tutulan evler, evladını yitirmişler kaldı.</p>
<p>Evlerin duvarlarına öldürülmüş evlatların fotoğrafları asılacak!</p>
<p>Sağ kalanlar anlatıyorlar… Dinlemeye yürek, öldürülenlerin yasını tutmaya güç ister…</p>
<p>Utanç ve kurşunlarla örtülen zamandan geriye acılar ve yas kaldı…</p>
<p><strong>Carlo Ginzburg</strong>, <em>“Utanç Bağı”</em> adlı makalesinde şöyle demişti: <em>“Uzun süre önce bir gün şunu anladım ki insanın ait olduğu ülke, hep dendiği gibi sevdiği ülke değil, adına utandığı bir ülkedir. Utanç sevgiden daha güçlü bir bağ olabilir.”</em></p>
<p>Üzerinde yaşadığımız memleketimiz için utanç duyabiliyorsak ve utandığımız ülkenin yurttaşları sayabiliyorsak kendimizi; sevgimizden daha güçlü bir bağ olan <em>utancımızla </em>yaşamalıyız. Yüzleşmeliyiz, unutmamalıyız. </p>
<p>İki gün, iki günde iki katliam...</p>
<p>Ölen çocuklar, öldüren çocuklar ve sonra kendini öldüren çocuklar.</p>
<p>Bizim çocuklarımız!</p>
<p>Umut Vakfı artan şiddetin <strong>“utanç” </strong>tablosunu verilerle anlatmaya çalışmıştı.  </p>
<p>Basına yansıyan olayların çetelesini tuttu, takip etti… Kimse aldırmadı…</p>
<p>Basına yansıyan haberlere dayanarak Umut Vakfı’nın 2025 yılı Şubat ayında kamuoyuna açıkladığı 2024 yılı “şiddet haritası” raporunda; Konya, Urfa, Mersin ve İstanbul’da <em>meydana gelen katliamlarda 18 kişinin öldüğünü </em>duyurdu.</p>
<p>Ankara’da bir anne, 7 ile 10 yaşlarındaki iki çocuğunu bileklerini keserek öldürmüştü ve 12 yaşındaki çocuğu ise ağır yaralıydı.</p>
<p>Tekirdağ’da bir baba 13 yaşındaki kızını öldürmüş, Balıkesir Edremit’te yine bir baba, oğlu ile bıçakladığı eşini hastanelik etmişti.</p>
<p>Haberlerle yayılan kin, vahşet, dehşet, şiddet ve nefret yaşadığımız gerçeklerdir. Toplumu sarsmaya devam ediyor. Gerçekler, ölülerle birlikte gözümüzün önünde…   </p>
<p>2024 yılında <strong>Türkiye genelinde, 3801 şiddet olayı basına yansıdı. Bu 3801 olayda, 2370 kişi öldürüldü, 3829 kişi yaralandı. 3801 silahlı şiddetin 3194’ünde ateşli silahlar, 607’sinde ise çoğunluğu bıçak olmak üzere paladan baltaya kesici aletler kullanılmıştı.</strong></p>
<p>2024 yılı dahil son 11 yılda basına toplam 37 bin 998 olay yansımış… Bu olaylarda 23 bin 804 kişi öldürülmüş, 35 bin 36 kişi de yaralanmış…</p>
<p>2024 yılının <strong>şiddet haritasına</strong> bakıldığında; bölgeler arasında şiddet sıralamasında Güneydoğu ile Karadeniz bölgeleri arasında sıra değişikliğinin dışında bir değişiklik yok…</p>
<p>En çok şiddet olayının yaşandığı bölge ise 1145 olayla Marmara Bölgesi…</p>
<p>Marmara Bölgesi’ni 631 olayla Güneydoğu Anadolu, 500 olayla Karadeniz, 499 olayla İç Anadolu, 413 olayla Ege, 399 olayla Akdeniz, 214 olayla da Doğu Anadolu Bölgesi takip ediyordu.</p>
<p>Bir öncesi yıl Karadeniz Bölgesi 555 olayla bölgeler arasında ikinci sıradaydı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi 545 olayla üçüncü sırada onu takip ediyordu.</p>
<p>Ege, Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi’nden basına yansıyan haberlerde bir düşüş gözlemlenirken Marmara, Güneydoğu ve İç Anadolu bölgelerinde olay sayısında artış dikkat çekiyordu.</p>
<p>2024 yılında Marmara Bölgesi’nde 1145 silahlı şiddet olayında 609 yurttaş yaşamını yitirdi, 1140 kişi yaralandı. </p>
<p>Güneydoğuda bir önceki yıl 545 olayda 415 ölü, 870 yaralının olduğu toplam 631 olay dikkat çekiciydi.</p>
<p>Karadeniz Bölgesi bu yıl basına yansıyan olay sayısına göre üçüncü sırada…</p>
<p>Dördüncü sıradaki İç Anadolu Bölgesi’nden 78 olay basına yansımış…</p>
<p>Bir önceki yıl 473 olayla Ege bölgesinde görülen düşüş dikkat çekiyor… 2024 yılında, 327 ölümlü, 279 yaralamalı toplam 413 olayın yaşanmış…</p>
<p>Akdeniz Bölgesi sıralamada sondan ikinci durumda. 322 ölümlü, 329 yaralamalı toplam 399 silahlı şiddet olayı yaşanmış…</p>
<p>Doğu Anadolu Bölgesi’nde geçen yıl 128 ölümlü, 301 yaralamalı toplam 214 silahlı şiddet olayı basında yer almış.</p>
<p><strong>20 yıl önceydi…</strong></p>
<p>Umut Vakfı ve İstanbul Valiliği iş birliğiyle <strong>“</strong><strong>Türkiye’de Bireysel Silahlanma Sorunu: Çözüm Önerileri Arama Toplantısı”</strong> yapılmıştı. Sosyal Durum Çalışma Grubu, Hukuk Çalışma Grubu, Medya Çalışma Grubu ve Güvenlik Çalışma Grubu raporlarında çözüm önerileri sunulmuş ve <em>Sonuç Bildirgesi</em> yayımlanmıştı…</p>
<p>Yirmi yıl öncesine ait 24 Eylül 2005 tarihli <strong>“Sonuç Bildirgesi”</strong> şöyle başlıyordu:</p>
<p><em>“Kültürümüzün, şiddete ve silaha yatkınlık yaratan, şiddeti kanıksamayı doğuran ögeleri bulunmaktadır. Açık iletişim alışkanlığının olmaması, bireysel ve toplumsal güvenliğin sağlanmasından sorumlu aktörlere duyulan güven eksikliği, güvenlik güçlerinin oransız güç kullanımı, barış kültürünün tesisinden sorumlu olanların şiddet uygulayıcısı olabilme özellikleri, sorunu pekiştirmektedir.</em></p>
<p><em>Silahlanmanın önlenebilmesi ve sorun alanlarının çözümlenmesinde; toplumsal değerler, kültürel ögeler ve silahlanma nedenlerini içeren kapsamlı araştırmaları temel alan, toplumun tüm kesimlerinde tutum, davranış ve dil değişikliği yaratacak, şiddet içermeyen sorun çözme yöntemlerini, insan haklarını ve barış kültürünü hedefleyen eğitim modelleri geliştirmeli ve hızla hayata geçirmeliyiz.</em></p>
<p><em>Silahlanma sorunu toplumun tüm kesimlerince benimsenmedikçe kesin çözüm üretmenin olanaksızlığına inanıyoruz. Bu nedenle saptama, görünür kılma ve izlemeyi içeren, farkındalık yaratma amaçlı, yaygın ve yüksek sesli kampanyalar yürütmeliyiz.” </em></p>
<p><strong>Sözün özü;</strong> söylenmemiş söz, yazılmamış rapor, tartışılmamış sonuçlara rağmen önlenemeyen şiddet, silahlı çatışmalar, katliamlar ve çocuk katiller yaratan böyle bir <em>toplumsal düzenin</em> sorgulanması gerekir.</p>
<p>Düzenin gerçekleri utancımızsa eğer; suçlu muyuz, sorumlu muyuz?</p>
<p>Daha güçlü bir sesle toplumsal <strong>dayanışma </strong>yaratmalıyız.</p>
<p>Tek tek bütün utançlarımızla <strong>yüzleşmeliyiz…</strong></p>
<p>(Fİ/VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[ABD, İran gemisine saldırdı]]></title><link>https://bianet.org/haber/abd-iran-gemisine-saldirdi-318885</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/abd-iran-gemisine-saldirdi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/abd-iran-gemisine-saldirdi-318885</guid><description><![CDATA[ABD donanması Umman Körfezinde yol alan İran gemisine ateş açtı. ABD askerleri gemiye çıktı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, truthsocial üzerinden yaptığı paylaşımda İran bayraklı Touska adlı kargo gemisinin ABD’nin deniz ablukasını aşmaya çalıştığını ve müdahale ettiklerini belirtti.</p>
<p>Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Trump, ABD Donanması'na ait güdümlü füze destroyeri USS Spruance’nin Umman Körfezi'nde Touska’nın durması için uyarıda bulunduğunu uyarıyı dinlemeyen gemiye ateş açıldığı bilgisini verdi. Trump, “İranlı mürettebat dinlemeyi reddetti, bu yüzden donanma gemimiz makine dairesinde bir delik açarak onları durdurdu. Şu anda gemi ABD Deniz Piyadelerinin gözetiminde.” diye yazdı.</p>
<p>Touska adlı geminin geçmişteki yasa dışı faaliyetleri nedeniyle ABD Hazine Bakanlığı yaptırımları altında olduğunu savunan Trump, gemide inceleme başlattıklarını ifade etti.</p>
<a href='/haber/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu-318864' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu.jpg' alt='İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurdu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurdu</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 23:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Amedspor'a Bandırma'da ırkçı saldırı]]></title><link>https://bianet.org/haber/amedspor-a-bandirma-da-irkci-saldiri-318884</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/amedspor-a-bandirma-da-irkci-saldiri.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/amedspor-a-bandirma-da-irkci-saldiri-318884</guid><description><![CDATA[Amedspor'un Bandırma'da oynadığı maç öncesi statta "Kurtlar Vadisi" dizisinin müziği çalındı, Amedspor yöneticilerine hakaret edildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Amedspor ile Bandırmaspor arasında oynanan maçın öncesi ve sonrasında Amedspor yönetim kurulu üyeleri ve taraftarlarına ırkçı saldırı gerçekleşti. </p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu 1. Lig’inde 36’ncı haftada  Amedspor, deplasmanda Bandırmaspor ile karşılaştı. Karşılaşma henüz başlamadan Bandırmaspor taraftarları protokol tribününde bulunan Amedspor Başkanı Nahit Eren ve Diyarbakir Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya’nın da içinde olduğu heyete yönelik hakaret etti. Taraftarların hedefinde Kürt siyasetçi Leyla Zana da vardı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Bandırmaspor ile Amedspor arasında oynanacak kritik müsabaka öncesinde Amedspor Protokolüne ırkçı ve küfürlü saldırılarda bulunuldu. <a href="https://t.co/ENtYyaZRZp" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/ENtYyaZRZp</a></p>
— Tigris Haber (@TigrisHaber) <a href="https://twitter.com/TigrisHaber/status/2045848411132293361?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 19, 2026</a></blockquote>
<p>Bandırma 17 Eylül Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada Amedspor, sahadan 2-0 mağlup ayrıldı. </p>
<p>Karşılaşmanın ardından ise gerginlik stat dışına taştı. Stadyumdan ayrılmak isteyen Amedspor yönetim kurulu üyeleri ve taraftarlar, bir grup Bandırmaspor taraftarının sözlü ve fiziki saldırısına maruz kaldı. Bazı Amedsporlu taraftarlar yaralandı.</p>
<p>(Mİ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 23:19:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İstanbul Tabip Odası seçimini Demokratik Katılım Grubu kazandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/istanbul-tabip-odasi-secimini-demokratik-katilim-grubu-kazandi-318882</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/istanbul-tabip-odasi-secimini-demokratik-katilim-grubu-kazandi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istanbul-tabip-odasi-secimini-demokratik-katilim-grubu-kazandi-318882</guid><description><![CDATA[İstanbul Tabip Odası'nın genel kurulunda kesin olmayan sonuçlara göre Demokratik Katılım Grubu seçimi kazandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası'nın (İTO) iki gün süren genel kurulu sona erdi. İki ayrı listenin yarıştığı seçimlerde  Demokratik Katılım Grubu yaklaşık 5 bin oy alarak seçimi kazandı.</p>
<p>Seçimlere Demokratik Katılım Grubu'nun yanısıra Değişim Grubu ve Türk Hekimleri Grubu ortak liste ile katıldı. Oylamada Demokratik Katılım Grubu, seçime katılanların yaklaşık yüzde 60'ını aldı. Böylece İTO'nın yeni yönetimi Dr. Talat Kiriş, Dr. Benan Koyuncu, Dr. Deren Kineşçi, Er. Emrah Kırımlı, Dr. Nadir Kalfazade, Dr. Fikret Aydın, Dr. Irmak Saraç'tan oluştu.</p>
<a href='/haber/istanbul-tabip-odasi-cumhur-ittifakina-teslim-edilemez-318867' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/istanbul-tabip-odasi-cumhur-ittifakina-teslim-edilemez-2.jpg' alt='“İstanbul Tabip Odası, Cumhur İttifakı’na teslim edilemez”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“İstanbul Tabip Odası, Cumhur İttifakı’na teslim edilemez”</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:57:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Saldırıların ardından sınıfta nasıl konuşmalı?]]></title><link>https://bianet.org/haber/saldirilarin-ardindan-sinifta-nasil-konusmali-318881</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/saldirilarin-ardindan-sinifta-nasil-konusmali.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/saldirilarin-ardindan-sinifta-nasil-konusmali-318881</guid><description><![CDATA[Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı Ceren Suntekin’in bilgilendirme notu, okul saldırıları sonrası öğretmenlere “hiçbir şey olmamış gibi” davranmamaları ve öğrenciler için güvenli alanlar açmaları çağrısı yapıyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Urfa ve Maraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından hazırlanan bilgilendirme notunda, öğretmenlerin öğrencilerle yeniden buluşacağı ilk günün kritik olduğuna dikkat çekildi.</p>
<p>Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı Ceren Suntekin tarafından hazırlanan bilgilendirme notunda, çocukların okula yalnızca ders için değil, korku, kaygı ve belirsizlik duygularıyla döneceği vurgulandı. Bu nedenle öğretmenlerin “hiçbir şey olmamış gibi” davranmak yerine sınıflarda kısa da olsa güvenli bir konuşma alanı açması gerektiği belirtildi.</p>
<p>Amaç, olayın ayrıntılarını yeniden üretmek değil, çocukların duygularına ve ihtiyaçlarına yer açmak olarak tarif edildi.</p>
<a href='/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun.png' alt='“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Her çocuk farklı tepki verir"</h3>
<p>Bilgilendirme notunda, her çocuğun farklı tepkiler verebileceği hatırlatılarak sessizlikten öfkeye uzanan davranışların birer baş etme biçimi olabileceği ifade edildi. Öğretmenlerin öncelikli rolünün “doğru açıklama yapmak” değil, duygusal güvenliği sağlamak olduğuna işaret edilirken, nefret söylemine izin vermeyen, dinleyen ve sakin kalan bir tutumun önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Ayrıca, doğrulanmamış bilgilerle çocukları yaftalamaktan kaçınılması ve şiddetin bireysel değil, toplumsal boyutlarıyla ele alınması gerektiği vurgulandı.</p>
<blockquote class="instagram-media" style="background: #FFF; border: 0; border-radius: 3px; box-shadow: 0 0 1px 0 rgba(0,0,0,0.5),0 1px 10px 0 rgba(0,0,0,0.15); margin: 1px; max-width: 540px; min-width: 326px; padding: 0; width: calc(100% - 2px);" data-instgrm-captioned="" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/p/DXRXTScCqwB/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div style="padding: 16px;">
<div style="display: flex; flex-direction: row; align-items: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 40px; margin-right: 14px; width: 40px;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 100px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 60px;"> </div>
</div>
</div>
<div style="padding: 19% 0;"> </div>
<div style="display: block; height: 50px; margin: 0 auto 12px; width: 50px;"> </div>
<div style="padding-top: 8px;">
<div style="color: #3897f0; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: 550; line-height: 18px;">Bu gönderiyi Instagram'da gör</div>
</div>
<div style="padding: 12.5% 0;"> </div>
<div style="display: flex; flex-direction: row; margin-bottom: 14px; align-items: center;">
<div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(0px) translateY(7px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; height: 12.5px; transform: rotate(-45deg) translateX(3px) translateY(1px); width: 12.5px; flex-grow: 0; margin-right: 14px; margin-left: 2px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; height: 12.5px; width: 12.5px; transform: translateX(9px) translateY(-18px);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: 8px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 50%; flex-grow: 0; height: 20px; width: 20px;"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 2px solid transparent; border-left: 6px solid #f4f4f4; border-bottom: 2px solid transparent; transform: translateX(16px) translateY(-4px) rotate(30deg);"> </div>
</div>
<div style="margin-left: auto;">
<div style="width: 0px; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-right: 8px solid transparent; transform: translateY(16px);"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; flex-grow: 0; height: 12px; width: 16px; transform: translateY(-4px);"> </div>
<div style="width: 0; height: 0; border-top: 8px solid #F4F4F4; border-left: 8px solid transparent; transform: translateY(-4px) translateX(8px);"> </div>
</div>
</div>
<div style="display: flex; flex-direction: column; flex-grow: 1; justify-content: center; margin-bottom: 24px;">
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; margin-bottom: 6px; width: 224px;"> </div>
<div style="background-color: #f4f4f4; border-radius: 4px; flex-grow: 0; height: 14px; width: 144px;"> </div>
</div>
<p style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; line-height: 17px; margin-bottom: 0; margin-top: 8px; overflow: hidden; padding: 8px 0 7px; text-align: center; text-overflow: ellipsis; white-space: nowrap;"><a style="color: #c9c8cd; font-family: Arial,sans-serif; font-size: 14px; font-style: normal; font-weight: normal; line-height: 17px; text-decoration: none;" href="https://www.instagram.com/p/DXRXTScCqwB/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" target="_blank" rel="noopener">Ceren Suntekin (@cerensuntekin)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<a href='/haber/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor-318731' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor.png' alt='Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Nefret söylemine karşı dikkat</h3>
<p>Bilgilendirme notunda öğretmenlere, sınıf içi tartışmalarda çocukların duygularını ifade edebilecekleri bir ortam sunmaları, suçlayıcı dili dönüştürmeleri ve çocuk hakları çerçevesini hatırlatmaları önerildi.</p>
<p>Sessiz kalan öğrencilerin zorlanmaması, korkunun yok sayılmaması ve gerekirse okul psikolojik danışmanlarından destek alınması gerektiği de belirtildi.</p>
<a href='/haber/bakan-tekin-cenazede-ogretmenlere-sov-yapmayin-dedi-318834' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/marasta-yasayan-ogretmen-cocuklarinizi-okula-gonderin-sikinti-olmaz-diyemedim-1.png' alt='“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EĞİTİM SEN MARAŞ ŞUBE BAŞKANI İSMAİL TEKARDIÇ</h6>
<h5 class='headline'>“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Süreç "güven duygusuyla" tamamlanmalı</h3>
<p>Suntekin hazırladığı bilgilendirme notunda, sınıf içi sürecin “güven duygusuyla” sonlandırılmasını önererek, öğrencilerin yalnız olmadığını hissetmesinin altını çiziyor. </p>
<p>Öğretmenlerin, okulda güvenliği sağlamakla görevli yetişkinleri hatırlatması ve çocukların kaygılarını paylaşabilecekleri alanlar yaratması gerektiği ifade ediliyor.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="//www.instagram.com/embed.js"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 19:29:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA['Gemlik Yürüyüşü' sona erdi: "Demokratik ve barışçıl çözüm kaçınılmaz"]]></title><link>https://bianet.org/haber/gemlik-yuruyusu-sona-erdi-demokratik-ve-bariscil-cozum-kacinilmaz-318880</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/gemlik-yuruyusu-sona-erdi-demokratik-ve-bariscil-cozum-kacinilmaz.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gemlik-yuruyusu-sona-erdi-demokratik-ve-bariscil-cozum-kacinilmaz-318880</guid><description><![CDATA[TJA’dan Ayla Akat Ata, “Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsü bir an önce tanımlanarak, özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşullar yaratılmalıdır” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) öncülüğünde, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talebiyle Bursa’nın Gemlik ilçesi yakınlarında yürüyüş ve açıklama yapıldı.</p>
<p><em>Mezopotamya Ajansı</em>’nın haberine göre, “Jin, jiyan, azadî” (Kadın, yaşam, özgürlük) yazılı önlük giyen kadınlar, “Şimdi özgür önderlikle buluşma zamanı” pankartı taşıdı. Yürüyüş sonrası TJA’dan Ayla Akat Ata ortak metni okudu.</p>
<div class="box-13"><em>Gazeteci Zeynep Kuray, kaymakamlığın yasak kararı nedeniyle açıklamanın Gemlik’e birkaç kilometre mesafedeki bir dinlenme tesisi yakınlarında yapıldığını belirtti. Gemlik Kaymakamlığı, dün (18 Nisan) yaptığı açıklamada, “kamu düzeni ve güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulacağına ilişkin ciddi belirtiler” gerekçesiyle 19 Nisan-25 Nisan tarihlerinde ilçedeki tüm toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yasaklandığını duyurmuştu.</em></div>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">TJA öncülüğünde gerçekleştirilen <a href="https://twitter.com/hashtag/GemlikY%C3%BCr%C3%BCy%C3%BC%C5%9F%C3%BC?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#GemlikYürüyüşü</a>, Gemlik Kaymakamlığı'nın keyfi eylem yasağına takıldı. Gemlik'e birkaç kilometre kala otobüsler bir dinlenme tesisine yönlendirildi. Dinlenme tesisindeki bekleyiş halaylarla sürüyor. <a href="https://t.co/VGGcIa2aHF" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/VGGcIa2aHF</a></p>
— Zeyno Kuray(Yeni Hesap) (@ZeynoooKuray) <a href="https://twitter.com/ZeynoooKuray/status/2045803179049197710?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 19, 2026</a></blockquote>
<h3>“Barış umudunu büyütüyoruz”</h3>
<p>Diyarbakır’dan Ege’ye, Karadeniz’den Çukurova’ya dört bir yandan kadınların Gemlik’te bir araya geldiğini belirten Ayla Akat Ata, “Bu çokluk ve birikimle TJA olarak, bu tarihsel süreçte Gemlik’te bir kez daha sözümüzü söylüyor, demokratik çözüm irademizi ortaya koyuyor, barış umudunu büyütüyoruz” dedi.</p>
<p>Akat-Ata, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Bugün Türkiye’de Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü kaçınılmaz, acil ve ertelenemez bir zorunluluktur. Bu anlamda, 27 Şubat 2025’te İmralı Adası’nda yapılan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ve akabinde atılan adımlar muazzam bir fırsat sunmaktadır. TJA olarak, barış mücadelesinin cesaret ve kararlılık gerektirdiğinin farkında olarak; iddiamızı ve mücadelemizi büyütme, özgür ve eşit bir yaşamı inşa etme kararlılığımız dün olduğundan daha güçlüdür.”</em></p>
<h3>“İkinci aşamaya geçilmesi gerekmektedir”</h3>
<p>Ayla Akat Ata, Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın üzerinden 1 yıl 1 ay 23 gün geçtiğini ve süreçte ‘ivedilikle’ ikinci aşamaya geçilmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><em>“Baş müzakereci olan Halklar Önderi Sayın Abdullah Öcalan, Kürt sorununun demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü çözümü ile kalıcı barışın inşası için çalışmalarını özgür yaşam ve iletişim koşulları sağlanmadan sürdürmektedir. Bu koşullarda yürütülen bir sürecin ilerlemesi ve dolayısıyla başarıya ulaşması mümkün değildir. Kürt halkının iradesi ve tarihsel mücadelesiyle şekillenen muhataplık temelinde, Sayın Öcalan’ın sürecin asli muhatabı ve baş müzakerecisi olduğu tartışılmazdır. Bu gerçeklik yapılacak yasal düzenlemeler temelinde güvenceye kavuşturulmalı; Sayın Abdullah Öcalan’ın siyasi statüsü bir an önce tanımlanarak, özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşullar yaratılmalıdır.”</em></p>
<h3>“Güçlü hukuki güvencelerin oluşturulmalı”</h3>
<p>Akat-Ata ayrıca, TBMM bünyesinde kurulan ‘Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ tarafından hazırlanan rapora dikkat çekerek, “Özellikle 6. ve 7. Bölümlerinde yer alan yasal düzenlemelerin ve demokratikleşme adımlarının gecikmeksizin hayata geçirilmesi sorumlulukla ele alınması gereken tarihsel bir zorunluluktur” dedi.</p>
<p>Eşit yurttaşlık temelinde bir barış yasasının çıkarılması ve sürece katılan tüm kesimler için güçlü hukuki güvencelerin oluşturulması çağrısında bulunan Akat-Ata, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Bu adımlar atılmadan müzakere zemini kurulamayacağı, kalıcı ve onurlu bir barışın inşa edilemeyeceği, 1993 yılından bu yana yakalanan barış olanaklarının değerlendirilememesi ve sonrasında yaşanan acı deneyimlerle sabittir.”</em></p>
<p>“Özgürlük sağlanana, eşit ve demokratik bir yaşam kurulana kadar mücadelemizi her alanda büyüterek sürdüreceğiz” diyen Akat-Ata, Öcalan’a selamlarını ileterek sözlerini sonlandırdı.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/brs-19-04-2026-kadinlar-gemlike-gitti1.JPG" alt="">
<figcaption><em>*Açıklamanın ardından bir grup kadın, Gemlik sahilinde eylem yaptı. Dicle Nehri’nden getirdikleri suyu denize döken kadınlar, alkışlar, zılgıtlar ve sloganlar eşliğinde kırmızı gülleri ve yazdıkları mektupları da denize bıraktı. (Fotoğraf: MA)</em></figcaption>
</figure>
<p>(VC)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 17:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Yerebatan Sarnıcı'nı bir günde 20 bin kişi ziyaret etti”]]></title><link>https://bianet.org/haber/yerebatan-sarnici-ni-bir-gunde-20-bin-kisi-ziyaret-etti-318878</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/yerebatan-sarnici-ni-bir-gunde-20-bin-kisi-ziyaret-etti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yerebatan-sarnici-ni-bir-gunde-20-bin-kisi-ziyaret-etti-318878</guid><description><![CDATA[İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “İstanbul’un tarihine sahip çıkıp, kültürünü ve turizmini dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz” dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, Fatih ilçesinde bulunan ve yakın zamanda tapusu İBB’den alınan Yerebatan Sarnıcı önünde açıklamalarda bulundu.</p>
<div class="box-13"><em>İstanbul’un en önemli kültürel miraslarından biri olan Yerebatan Sarnıcı’nın tapusu, 1 Nisan’da İBB’den alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmişti.</em></div>
<p>İBB olarak, 18 Nisan itibarıyla müzeye giriş ücretini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için 1 TL yaptıklarını hatırlatan Aslan, Yerebatan Sarnıcı’nı bir günde 20 bin kişinin ziyaret ettiğini açıkladı.</p>
<a href='/haber/yerebatan-sarnicina-girisler-bugunden-itibaren-1-tl-318863' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/yerebatan-sarnicina-girisler-1-tl-oldu.jpg' alt='Yerebatan Sarnıcı’na girişler bugünden itibaren 1 TL' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yerebatan Sarnıcı’na girişler bugünden itibaren 1 TL</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İstanbul’un tarihine sahip çıkıyoruz”</h3>
<p>“Sultanahmet Meydanı bugün ana baba günü. Binlerce insan burada ve şu an gördüğünüz şekilde büyük bir kuyruk var” diyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Bir lider geliyor, seçimde aday oluyor ve kazanıyor. İstanbul’un hayatı değişiyor. Çünkü bir vizyon kazanıyor. İBB Miras, 2019’dan sonra 240 tarihi çeşme, 640 tarihi hazire ve mezar, onlarca cami, Ali Paşa Sarayı, Yıldız Korusu’nun içindeki köşkler, Emirgan Korusu’nun içindeki köşkler, Kadıköy’deki Müze Gazhane, Atököy’deki Baruthane, Yedikule’deki Gazhane gibi onlarca yere sahip çıktı. İBB olarak, 10 milyara yakın para harcıyoruz. İstanbul’un tarihine sahip çıkıp, kültürünü ve turizmini dünyaya tanıtmaya çalışıyoruz.”</em></p>
<p><em><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ibb-nuri-aslan-yerebatan-2.jpeg" alt=""></em></p>
<h3>“Kararı kabul etmiyoruz”</h3>
<p>“Bir gecede karar alınıyor” diyen Aslan, “1 Nisan 2026’da Yerebatan Sarnıcı’nın İBB’de olan tapusu gece yarısı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne geçiriliyor. Bunu kabul edebilmemiz mümkün değil” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aslan, 1960’lı yıllarda Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Yerebatan Sarnıcı’nın tapusunu İBB’den almak için dava açtığını ancak dönemin mahkemelerinin “Burası Osmanlı döneminde de, Cumhuriyet döneminde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin. Siz bu tapuları üstünüze geçiremezsiniz” dediğini ve İBB’nin lehine karar verdiklerini hatırlattı.</p>
<p>İBB Başkanvekili, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Bakıyorlar ki, Ekrem İmamoğlu’nu durduramıyorlar. Bakıyorlar ki Yerebatan Sarnıcı’na çok ciddi şekilde ziyaretçi var. Çünkü 3 yıl ortalamasında, 2023 yılına kadar ziyaretçi sayısı 1 Milyon kişi. 2023 yılında Ekrem İmamoğlu buraya el atıyor ve büyük organizasyonlar burada yapılıyor. Dünyanın dört bir yanından insanlar burayı ziyarete geliyor. Son 3 yılda burayı ziyaret edenlerin sayısı tam 10 milyon kişi. Biz, bu dünya mirasına sahip çıkılabilmesi için elimizden gelen her gayreti gösteriyoruz.”</em></p>
<p><em><img src="https://static.bianet.org/2026/04/ibb-nuri-aslan-yerebatan-3.jpeg" alt=""></em></p>
<a href='/haber/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi-318441' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi.jpg' alt='Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İstanbullular Sultanahmet Meydanı’na gelsin”</h3>
<p>İktidara seslenen Aslan, “Gelin milletle barışık yaşayalım. Bırakın İBB tarihine, kültürüne, turizmine sahip çıksın” dedi.</p>
<p>Aslan, giriş ücretini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için 1 TL yapmalarının ardından dün (18 Nisan) Yerebatan Sarnıcı’nı 20 bin kişinin ziyaret ettiğini belirterek İstanbullulara çağrıda bulundu:</p>
<p><em>“İşte Ekrem İmamoğlu belediyeciliği, İBB vizyonu: Dün 20 bin kişi Yerebatan Sarnıcı’nı ziyaret etti. İstanbul’daki herkes akın akın Sultanahmet Meydanı’na gelsin, halkçı belediyeciliği ve ecdat yadigarına sahip çıkmak nasıl oluyormuş gelin görün. İBB’nin malına mülküne hep birlikte sahip çıkalım.”</em></p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 15:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kabaiş ailesinden Doku ailesine ziyaret: “Yollarımız adliye koridorlarında birleşti”]]></title><link>https://bianet.org/haber/kabais-ailesinden-doku-ailesine-ziyaret-yollarimiz-adliye-koridorlarinda-birlesti-318877</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/kabais-ailesinden-doku-ailesine-ziyaret-yollarimiz-adliye-koridorlarinda-birlesti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kabais-ailesinden-doku-ailesine-ziyaret-yollarimiz-adliye-koridorlarinda-birlesti-318877</guid><description><![CDATA[Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, Kürtçe “Derdê me yek e” (Derdimiz bir) derken, Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş “Adalet yerini bulana kadar birbirimize omuz vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gülistan Doku soruşturması kapsamında şu ana kadar 10 kişinin tutuklanmasıyla ilgili anne Bedriye ve abla Aygül Doku açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Tunceli Adliyesi önünde bekleyen Aygül Doku, gazetecilere, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi hakkında, avukatlarının tutuklama talebiyle başsavcılığa dilekçe verdiğini söyledi.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi-318868' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi.jpeg' alt='Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Aygül Doku, “Adalete inanıyoruz. Bunlarında en ağır şekilde müebbet almasını istiyoruz” dedi.</p>
<p>Anne Bedriye Doku ise “İnşallah benim kızımın da bir an önce kemikleri bulunacak. Bir mezarı da olsun. Ben gideceğim, bir Fatiha okuyacağım. Onlar da müebbet alacak inşallah. Ebru savcıya ne desem azdır, teşekkürü orada bırak, onun ayağını öpüyorum. 6 senedir ben bu dağlarda geziyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Öte yandan, Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolan ve 15 Ekim 2024’te göl kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin ve annesi Aygül Kabaiş, Tunceli Adliyesi önüne gelerek Doku ailesine destek verdi.</p>
<a href='/haber/rojin-kabais-icin-ankarada-adalet-cagrisi-316083' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/27/rojin-kabais-icin-ankarada-adalet-cagrisi.jpg' alt='Rojin Kabaiş için Ankara’da adalet çağrısı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Rojin Kabaiş için Ankara’da adalet çağrısı</h5>
<div class='date'>27 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Birbirimize omuz vermeye devam edeceğiz”</h3>
<p>PİRHA’nın haberine göre, anne Bedriye Doku, Kürtçe “Derdê me yek e” (Derdimiz bir/ortak) derken, baba Nizamettin Kabaiş ise faillerin korunmasına ve adaletin gecikmesine tepki gösterdi.</p>
<p>“Evlat acısı zamanaşımına uğrayamaz” diyen Nizamettin Kabaiş, şunları kaydetti:</p>
<p><em>“Suçumuz, günahımız nedir? Biz sadece çocuklarımızın akıbetini sormak istiyoruz. Bu aile tam 6 yıldır burada, bu kapıda acı çekiyor. Biz de Van’da aynı belirsizliğin, aynı acının içinden geçiyoruz. Bizim yollarımız adliye koridorlarında birleşti. Adalet yerini bulana kadar birbirimize omuz vermeye devam edeceğiz.”</em></p>
<a href='/haber/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu-318758' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu.jpg' alt='Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>GÜNCELLENİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>10 kişi tutuklanmıştı</h3>
<p>Dersim’de okuyan üniversite öğrencisi kızları Gülistan Doku’dan (21) 5 Ocak 2020’den itibaren haber alamayan ailesi, memleketleri Diyarbakır’dan Dersim’e gelerek 6 Ocak 2020’de emniyete kayıp başvurusunda bulunmuş, başlatılan arama çalışmalarından sonuç elde edilememişti.</p>
<p>Ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca “kasten öldürme”, “cinsel saldırı”, “suç delillerinin gizlenmesi-yok edilmesi”, “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme-bozma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçu bildirmeme” ve “suçluyu kayırma” suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alınmıştı.</p>
<p>Şüphelilerden Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, Doku’nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Hanedan Güven, Doku’nun erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, annesi Cemile Yücer ve eski polis olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu tutuklanmış, Uğurcan A. ile Munzur Üniversitesinin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. haklarında yurt dışına çıkış yasağı kararı verilerek adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.</p>
<p>Tuncay Sonel’in Erzurum Emniyet Müdürlüğünde, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in ise Dersim’de jandarmadaki ifade işlemleri sürüyor.</p>
</div>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eğitim Sen: Çözüm polisiye tedbirler değil, yapısal dönüşüm]]></title><link>https://bianet.org/haber/egitim-sen-cozum-polisiye-tedbirler-degil-yapisal-donusum-318876</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/egitim-sen-cozum-polisiye-tedbirler-degil-yapisal-donusum.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/egitim-sen-cozum-polisiye-tedbirler-degil-yapisal-donusum-318876</guid><description><![CDATA[Eğitim emekçilerinin Milli Eğitim Bakanlığı önündeki ‘yaşam nöbeti’ sona erdi, Eğitim Sen “Şiddetsiz Okul Deklerasyonu”nu açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen), Urfa Siverek ve Maraş Onikişubat’ta yaşanan okul saldırılarının ardından 15 Nisan’da başlattığı ‘yaşam nöbeti’, dördüncü gününde tamamlandı.</p>
<p>Eğitim emekçileri, dün (18 Nisan) Milli Eğitim Bakanlığı önünde yaptıkları açıklamaların ardından, “Şiddetsiz Okul Deklerasyonu”nu açıkladı.</p>
<a href='/haber/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu-318875' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/19/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu.png' alt='Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu</h5>
<div class='date'>19 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak yaptığı açıklamada, eğitim emekçilerinin 15-17 Nisan tarihlerinde iş bıraktığını hatırlattı, “Ülkenin dört bir yanında eğitim sendikaları olarak eğitimi neredeyse durdurduk. Yüz binlerce eğitim emekçisi, veli ve öğrenciyle sokaklara çıktık. Neden? Çünkü artık tek bir canımızı daha bu karanlığa teslim etmeye niyetimiz yok” dedi.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/egitim-sen-kemal-irmak.png" alt=""></p>
<h3>“Şiddet münferit değil, politik bir sonuçtur”</h3>
<p>Irmak, 15 Nisan’dan itibaren dört gün boyunca bakanlık önünde ‘yaşam nöbeti’ tuttuklarını belirtti, “Gündüzün sıcağında, yağmurunda, gecenin ayazında bu kapının önünden ayrılmadık. Çünkü biliyoruz ki o binanın içinde oturanlar, bizim can güvenliğimizden daha çok koltuklarının güvenliğini düşünüyorlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Şiddet münferit değil, politik bir sonuçtur. Okullarda yaşanan bu vahşeti sadece bir ‘güvenlik zafiyeti’ olarak geçiştiremezsiniz” diyen Irmak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p><em>“Bu tablo; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan, somut ve kanlı bir sonucudur. Şiddeti sıradanlaştıran, dilini yaygınlaştıran, toplumu kutuplaştıran siyasetiniz; bugün 14-16 yaşındaki çocuklardan soğukkanlı failler yaratmıştır. Gençleri geleceksizliğe, umutsuzluğa ve mafyatik ilişkilere mahkûm eden bu düzen, okullarımızı birer şiddet mekânına çevirmiştir.”</em></p>
<a href='/yazi/okullarda-siddet-tesaduf-degil-sistemin-sonucudur-318813' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/17/okullarda-siddet-tesaduf-degil-sistemin-sonucudur.jpg' alt='Okullarda şiddet tesadüf değil, sistemin sonucudur' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Okullarda şiddet tesadüf değil, sistemin sonucudur</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Okulları kolluk gücüyle kuşatmak çözüm değil”</h3>
<p>Irmak, çözümün polisiye tedbirler olmadığını, yapısal dönüşüme ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p>
<p>“Okulların kapısına polis dikmek, okulları kolluk gücüyle kuşatmak çözüm değildir! Eğitim kurumlarını birer hapishaneye çevirerek şiddeti önleyemezsiniz” diyen Irmak, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p><em>“Çözüm; liyakat yerine sadakati esas alan idari yapıyı dağıtmaktır. Çözüm; rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını yeniden ayağa kaldırmaktır. Çözüm; ÇEDES ve MESEM gibi projelerle eğitimi tarikatlara, cemaatlere ve sermayeye peşkeş çekmekten vazgeçmektir. Çözüm; laik, bilimsel, kamusal anadilinde eğitimi inşa etmektir.”</em></p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">🔴Milli Eğitim Bakanlığı önünde, Şiddetsiz Okul Deklarasyonumuzu yayınladık.<a href="https://twitter.com/hashtag/E%C4%9Fitimde%C5%9EiddeteHay%C4%B1r?src=hash&amp;ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">#EğitimdeŞiddeteHayır</a> <a href="https://t.co/yVnfJFma2a" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/yVnfJFma2a</a></p>
— Eğitim Sen (@egitimsen) <a href="https://twitter.com/egitimsen/status/2045556007963644298?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 18, 2026</a></blockquote>
<h3>Bakan Tekin’e istifa çağrısı</h3>
<p>Irmak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e istifa çağrısında bulunarak “Göreve geldiğiniz günden bu yana eğitimin asıl sorunlarına sırtınızı döndünüz. Öğretmenlerin onurunu zedeleyen açıklamalar yaptınız, okulları ideolojik birer laboratuvara çevirdiniz. Bugün bir öğretmen okulunda can veriyorsa, bir öğrenci sınıfında vuruluyorsa bunun siyasi ve ahlaki sorumlusu sizsiniz” dedi.</p>
<p>Irmak, “Sorumlular hesap verene, yapısal değişiklikler gerçekleşene kadar sesimizi birleştirerek mücadele etmeye taleplerimizi haykırmaya devam edeceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p>Açıklamanın ardından eğitim emekçileri, 23 maddelik “Şiddetsiz Okul Deklerasyonu”nu bakanlık önüne astı.</p>
<p><img src="https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu.png" alt=""></p>
<p>(VC)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 13:30:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Eğitim Sen’den ‘Şiddetsiz Okul’ deklarasyonu]]></title><link>https://bianet.org/haber/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu-318875</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/egitim-senden-siddetsiz-okul-deklarasyonu-318875</guid><description><![CDATA["Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Güvenli Okullar Bildirgesi’ni imzalamalı ve uygulamalıdır.
Eğitim alanında yaşanan sorunların baş sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen), 15 Nisan’da başlattığı 'yaşam nöbeti'nin son gününde (18 Nisan) Milli Eğitim Bakanlığı önüne astığı 23 maddelik deklarasyonun tam metnini paylaşıyoruz.</p>
<a href='/haber/egitim-sen-cozum-polisiye-tedbirler-degil-yapisal-donusum-318876' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/19/egitim-sen-cozum-polisiye-tedbirler-degil-yapisal-donusum.png' alt='Eğitim Sen: Çözüm polisiye tedbirler değil, yapısal dönüşüm' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>YAŞAM NÖBETİ SONA ERDİ</h6>
<h5 class='headline'>Eğitim Sen: Çözüm polisiye tedbirler değil, yapısal dönüşüm</h5>
<div class='date'>19 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<ul>
<li>Eğitim temel bir haktır; piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.</li>
<li>Eğitim sistemi bilimsel temelde yeniden inşa edilmelidir. Müfredat, eleştirel düşünmeyi geliştiren, özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.</li>
<li>Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli derhal iptal edilmeli; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan, eleştirel düşünmeyi ve özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.</li>
<li>Eğitim politikaları kapalı kapılar ardında değil, demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmelidir.</li>
<li>Merkeziyetçi, hiyerarşik ve otoriter eğitim yönetimi terk edilmeli; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin karar süreçlerine etkin katılımı sağlanmalıdır.</li>
<li>Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.</li>
<li>İktidarın ideolojik aygıtı haline getirilen vakıf, dernek ve cemaatlerle yapılan başta ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) olmak üzere tüm protokoller sonlandırılmalıdır.</li>
<li>Çocuk emeği sömürüsü anlamına gelen MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.</li>
<li>Her okula merkezi bütçeden yeterli ve eşit pay ayrılmalı; eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması velilere ve bağışlara bırakılmadan kamusal sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır.</li>
<li>Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.</li>
<li>Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak karşılanmalıdır.</li>
<li>Okullar, baskı ve korku üreten mekanizmalarla değil, özgürlük ve güven temelinde yeniden düzenlenmelidir. Kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir.</li>
<li>Okul mimarisi ve fiziksel mekânlar, çocukların gelişimsel, pedagojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları esas alınarak planlanmalı; okullar, öğrencilerin özgürce gelişebileceği, kendini ifade edebileceği demokratik yaşam alanları olarak yeniden tasarlanmalıdır.</li>
<li>İstisnasız her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.</li>
<li>Okul güvenliği pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalı; öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin kendilerini güvende hissedecekleri ortamlar oluşturulmalıdır.</li>
<li>Öğretmenleri hedef haline getiren, mesleki saygınlığı zedeleyen uygulamalara son verilmelidir. Denetim adı altında baskı aracına dönüşen CİMER uygulaması kaldırılmalıdır.</li>
<li>Öğretmenleri asli görevlerinden uzaklaştıran tüm angarya uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.</li>
<li>Mesleki dayanışmayı zedeleyen kariyer basamakları sistemi kaldırılmalı; öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran düzenlemeler iptal edilmelidir.</li>
<li>Öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, eğitim fakültelerini işlevsizleştiren ve öğretmenleri güvencesizleştiren Milli Eğitim Akademisi modeli derhal kaldırılmalıdır.</li>
<li>Okullara giriş ve çıkışlarda gerekli güvenlik önlemleri alınmalı; ancak bu önlemler pedagojik ilkelere uygun olmalıdır.</li>
<li>Bireysel silahlanmanın önüne geçecek yasal ve idari düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir.</li>
<li>Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Güvenli Okullar Bildirgesi’ni imzalamalı ve uygulamalıdır.</li>
<li>Eğitim alanında yaşanan sorunların baş sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir.</li>
</ul>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 13:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Filistin Kızılayı: Gazze Şeridi'nde 18 bin kişi tedavi bekliyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/filistin-kizilayi-gazze-seridi-nde-18-bin-kisi-tedavi-bekliyor-318874</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/filistin-kizilayi-gazze-seridi-nde-18-bin-kisi-tedavi-bekliyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/filistin-kizilayi-gazze-seridi-nde-18-bin-kisi-tedavi-bekliyor-318874</guid><description><![CDATA[Filistin Kızılayı Sözcüsü Raid en-Nims, Refah Sınır Kapısı'nın 2 Şubat'ta kısıtlı olarak açılmasından bu yana Gazze'den sağlık amaçlı çıkış yapanların yalnızca 700 kişiyle sınırlı kaldığını ifade etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Filistin Kızılayı, Refah Sınır Kapısı'nın 2 Şubat'ta kısıtlı olarak açılmasından bu yana 18 bin yaralı ve hastanın tedavi beklediği Gazze Şeridi'nden tedavi amacıyla yurt dışına yalnızca 700 yaralının çıkabildiğini bildirdi.</p>
<p>Filistin Kızılayı Sözcüsü Raid en-Nims, kentteki sağlık durumuna ilişkin "Filistin'in Sesi" radyosuna açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Nims, İsrail'in iki buçuk yıl soykırıma maruz bıraktığı Gazze Şeridi'ne yaralı ve hasta 18 bin kişinin tedavi için bölge dışına çıkmayı beklediğini belirtti.</p>
<a href='/haber/gazze-seridinde-can-kaybi-72-bin-291-e-yukseldi-318356' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/04/gazze-seridinde-can-kaybi-72-bin-291-e-yukseldi.png' alt='Gazze Şeridi’nde can kaybı 72 bin 291&#39;e yükseldi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>İSRAİL SALDIRILARININ 910. GÜNÜ</h6>
<h5 class='headline'>Gazze Şeridi’nde can kaybı 72 bin 291'e yükseldi</h5>
<div class='date'>4 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>İsrail yönetiminin Gazze Şeridi'ne yönelik uyguladığı abluka ve kısıtlamalar sebebiyle yurt dışında tedavi için çok az sayıda kişinin çıkış yapabildiğini belirten Nims, 2 Şubat'tan bu yana Gazze'den sağlık amaçlı çıkış yapanların yalnızca 700 kişiyle sınırlı kaldığını ifade etti.</p>
<p>Nims, İsrail'in uyguladığı abluka ve insani yardımların girişine izin vermemesi sebebiyle tedaviye muhtaç binlerce hasta ve yaralının ölümle karşı karşıya kaldığının altını çizdi.</p>
<p>Tıbbi malzeme eksikliğine işaret eden Nims, "Canlar tehlikede; hayati öneme sahip tıbbi hizmetlerin yetersizliği nedeniyle uzun bekleme listelerinde hayatını kaybeden hastalar var." dedi.</p>
<a href='/haber/af-orgutu-gazzede-yaslilar-israilin-ablukasi-altinda-goz-ardi-edilen-bir-saglik-krizi-yasiyor-316366' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/02/05/af-orgutu-gazzede-yaslilar-israilin-ablukasi-altinda-goz-ardi-edilen-bir-saglik-krizi-yasiyor.jpg' alt='Af Örgütü: Gazze’de yaşlılar İsrail’in ablukası altında göz ardı edilen bir sağlık krizi yaşıyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Af Örgütü: Gazze’de yaşlılar İsrail’in ablukası altında göz ardı edilen bir sağlık krizi yaşıyor</h5>
<div class='date'>5 Şubat 2026</div>
</div>
</a>

<p>Filistin Kızılayı Sözcüsü, bugün çıkış yapan hastaların seçiminin sağlık durumlarındaki risk oranına göre yapıldığını; ancak güvenlik onaylarına ilişkin prosedürlerin uzun sürmesi sebebiyle gecikmeler yaşandığını ve hastaların sağlık durumlarının daha da kötüye gittiğini kaydetti.</p>
<p>Uluslararası topluma sınır kapılarının açılması için acil müdahale çağrısı yapan Nims; sağlık konusunun her türlü siyasi ve güvenlik meselesinden bağımsız olması gerektiğini, sağlık tahliyeleri için güvenli koridorların oluşturulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.</p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Niğdeli çilek üreticisi: Krediye giren tarlasını kaybediyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/nigdeli-cilek-ureticisi-krediye-giren-tarlasini-kaybediyor-318873</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/19/nigdeli-cilek-ureticisi-krediye-giren-tarlasini-kaybediyor.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/nigdeli-cilek-ureticisi-krediye-giren-tarlasini-kaybediyor-318873</guid><description><![CDATA[CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin 1 trilyon 500 milyar lirayı bulan borç yükü altında üretim yapmaya çalıştığını söyledi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Altunhisar ilçesinde çilek üreticileriyle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı sorunları dinledi.</p>
<p>Artan girdi maliyetleri, işçilik giderleri ve zirai don tehlikesi nedeniyle üreticilerin zor günler geçirdiğini belirten CHP’li Gürer, üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Gürer, bölgede çiftçilerin bazı ürünlerde yeni sezon ekimlerine başladığını belirterek, farklı ürünlerin ise kendini göstermeye başladığını ifade etti.</p>
<a href='/yazi/ureten-suclu-yoneten-magdur-310628' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2025/08/20/ureten-suclu-yoneten-magdur.jpg' alt='Üreten suçlu, yöneten mağdur' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Üreten suçlu, yöneten mağdur</h5>
<div class='date'>20 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<p>Silifke’den gelen çileğin Niğde pazarlarında tezgâhta ortalama 100 lira civarında satıldığını belirten Gürer, şunları kaydetti:</p>
<p><em>“Bölgemizde çiftçilerimiz bazı ekimlerini yapmaya başladılar. Farklı ürünlerde de ekilen ürünler kendini gösteriyor. Silifke çileği şu an raflarda 100 lira civarında bir fiyatla alıcıyla buluşuyor. Bölgemizde de çilek üretimi son yıllarda arttı. Niğde çileği ise bir aya kadar pazarda yer bulur. Ancak girdi maliyetlerindeki artış üreticiyi de zorluyor. Gübresi, ilacı, fidesi, bakımı, işçiliği, nakliyesi derken çilek üreticileri de geçtiğimiz dönemlerde kazandığımız parayı artık kazanamayacağız. Tüketici de para olmayınca girdi artışı ile ürettiğimiz ürün fiyatı artması sürümü azaltıyor diyorlar.”</em></p>
<div class="box-13"><em>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bitkisel üretim istatistiklerine göre, Türkiye’de çilek üretimi 2025 yılında 595 bin ton olarak gerçekleşirken, üretim bir önceki yıla göre yüzde 1,9 azaldı.</em></div>
<h3>“Durumlar işler acısı”</h3>
<p>Çilek üreticisi Ali Kirazcı artan maliyetler nedeniyle üretimi sürdürmekte zorlandıklarını anlattı. Girdi maliyetlerinin sürekli arttığını ifade eden üretici Ali Kirazcı, “Durumlar içler acısı. Girdiler pahalı. Gübre desek ona keza, mazotun hakkından gelemiyoruz. İşçilik ise büyük problem. Burada normalde ortalama 2,5 liraya işçi istiyor. Çilek üreticisi destek almıyor. Şimdilik üretimi sürdürüyoruz. Bugün yine fide gelecek, onu bekliyoruz. Fide 10 lira. Geçen yıl 8 liraydı. O da tanıdık olduğu için iki ay önce ödedim, sipariş verdim.” diye konuştu.</p>
<p>Üretici Ali Kirazcı gübre fiyatlarının da ciddi şekilde arttığını belirterek, “Gübrede çok arttı fiyat. Geçen sene ortalama 34’e kapatıyordum. Şimdi 60. Mazotun hakkından gelemiyoruz zaten. Yani neredeyse ben devredeceğim. Bu işi bu sene de bir deneyeceğim. Olmazsa bırakacağım. Vallahi iyi olacağı da yok sayın vekilim, yok” ifadelerini kullandı.</p>
<a href='/yazi/tarimsal-urun-fiyatlari-piyasa-tanrilarina-emanet-310356' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2025/08/13/tarimsal-urun-fiyatlari-piyasa-tanrilarina-emanet.jpg' alt='Tarımsal ürün fiyatları piyasa tanrılarına emanet' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Tarımsal ürün fiyatları piyasa tanrılarına emanet</h5>
<div class='date'>13 Ağustos 2025</div>
</div>
</a>

<h3>“Tarlam elimden gitti”</h3>
<p>Bankadan kredi kullanmaktan çekindiğini belirten üretici Kirazcı, yaşadığı sorunları şöyle anlattı:</p>
<p><em>“Bankadan kredi kullanmıyorum. Daha önce krediyi ödemekte zorlandım. Gübreyi alırken bile, öderken bile zorlanıyoruz ki kredinin içinden çıkamayız. Bu şartlar altında, bu faizle bankaya kolunu kaptırdığın zaman gövden gidiyor. Çünkü ben daha evvel oldu, tarlam elimden gitti. Battık, tarlamı satışa çıkarttılar biri ucuza kapattı gitti. Onun için daha kredi kullanmadan hayatta kalmaya çalışıyorum.”</em></p>
<h3>Don tehlikesi ve artan riskler</h3>
<p>Çilek üreticisi, don riskinin de üretimi tehdit ettiğini belirterek, “Daha bu ayın 20’sinin kadar zirai don tehlikesi var. Onun için maliyet ile ilgili bir şey diyemiyorum. Geçen sene aşağı yukarı 15.000 fidem iptal oldu. Dondu” dedi.</p>
<p>Üretici, girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir çiftçi olarak bunların girdi maliyetlerini düşürmesi için gübreye sübvansiyon yapması lazım. Bize imkân sağlanması lazım. Mazotu da düşük vermesi. Yani yatlara verdiği mazot gibi bize vermesi lazım. Yat ile benim aramda fark olması lazım” diye konuştu.</p>
<a href='/haber/chpli-omer-fethi-gurerden-zirai-don-uyarisi-318478' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/08/chpli-omer-fethi-gurerden-zirai-don-uyarisi.jpg' alt='CHP’li Ömer Fethi Gürer’den ‘zirai don’ uyarısı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>CHP’li Ömer Fethi Gürer’den ‘zirai don’ uyarısı</h5>
<div class='date'>8 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Çiftçilik yapan sayısı azalıyor”</h3>
<p>Üretici Kirazcı, tarımdan kopuşun arttığını belirterek, “Çiftçilik yapan sayısı her sene düşüyor. Çoğu küçük işletme, ahırlar da boşalmışlar” ifadelerini kullandı.</p>
<p>CHP’li Ömer Fethi Gürer de üreticilerin yaşadığı sorunları dile getirmeye devam edeceklerini belirterek, “Biz bunları anlatıyoruz. Duysunlar diyoruz. Gelsinler baksınlar, üreticiye destek olsunlar. Kaç yıldır bu işi yapıyorsun?” diye sordu.</p>
<p>Yaklaşık 35-38 yıldır üretim yaptığını belirten çiftçi Ali Kirazcı, “Böyle bir dönem hiç yaşamadım. Hele hele şu dönem vallahi çok zorlanıyoruz. Çok aşırı yani. Emin ol çoğu zaman ekmek parası bile cebimizden problem çıkıyor. Kredi kartları patladı patlayacak. Ancak asgarisini ödüyoruz. Birden fazla kredi kartıyla dönmeye çalışıyoruz. İki kredi kartım var. Ahmet’in borcu Mehmet’e, Mehmet’in borcu Ahmet’e gidiyor. Bakalım nereye kadar gideceğiz” dedi.</p>
<a href='/haber/ciftcinin-borcu-1-trilyon-tlyi-asti-311643' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/09/18/ciftcinin-borcu-1-trilyon-tlyi-asti.jpg' alt='Çiftçinin borcu 1 trilyon TL’yi aştı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Çiftçinin borcu 1 trilyon TL’yi aştı</h5>
<div class='date'>18 Eylül 2025</div>
</div>
</a>

<h3>“Ailenin tüm fertleri çalışıyor ama kazanç yok”</h3>
<p> CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticilerin desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Tabii biz istiyoruz ki üreticimiz desteklensin. Üretim artsın. Maliyetler düşsün. Vatandaşımız uygun fiyata ürün alabilsin” diye konuştu.</p>
<p>Çilek üreticisi ise maliyetlerin düşmesi halinde vatandaşın da daha uygun fiyata ürün alabileceğini belirterek, “Benim maliyetim düşsün, ben vatandaşa ürünü ucuz vereyim. Mazotumu düşürsün, gübremi düşürsün. Şu anda organik gübre. Sanayi gübresi yok burada. Bunlar da aldı başını gidiyor. Gübreye yetişemiyoruz” dedi.</p>
<p>Ailenin tüm fertlerinin üretimde çalıştığını belirten üretici Hacı Kirazcı, “Ailenin tüm fertleri burada çalışıyoruz. Geçen sene çok içeri girdim. İşçi de kendinsin, eşi de işçi, çiftçi de sensin. Sigorta yaptırdık ama karşılığını alamadık. Bu yüzden artık sigorta da yaptırmıyoruz. Sigortada çok büyük sorun var” ifadelerini kullandı.</p>
<a href='/haber/turkiye-2025-i-tahilda-yuzde-12-3-meyvede-yuzde-30-9-uretim-dususuyle-kapatti-314998' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/12/27/turkiye-2025-i-tahilda-yuzde-12-3-meyvede-yuzde-30-9-uretim-dususuyle-kapatti.jpeg' alt='Türkiye 2025&#39;i tahılda yüzde 12,3, meyvede yüzde 30,9 üretim düşüşüyle kapattı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>KURAKLIK, DON VE VERİMSİZLİK BİTKİSEL ÜRETİMİ VURDU</h6>
<h5 class='headline'>Türkiye 2025'i tahılda yüzde 12,3, meyvede yüzde 30,9 üretim düşüşüyle kapattı</h5>
<div class='date'>26 Aralık 2025</div>
</div>
</a>

<h3>“Kirazı, şeftaliyi söktü, şimdi çilekten de vazgeçebilir”</h3>
<p>Üretici Kirazcı, daha önce farklı ürünlerden de vazgeçmek zorunda kaldığını belirterek şunları söyledi:</p>
<p><em>“290 kiraz ağacını söktüm. Burada 300 tane nektarin, şeftali vardı. Onu da söktük. Kirazı, şeftaliyi söktüm. Çileğe döndüm. Şimdi de bundan para kazanamıyorum. Bundan böyle giderse bunu da sökeceğiz.”</em></p>
<p>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, banka ve finans kuruluşlarına 1 trilyon 400 milyar lira borcu olan çiftçinin, piyasa borçlarıyla birlikte 1 trilyon 500 milyar lirayı bulan borç yüküyle üretim yapmaya çalıştığını belirtti.</p>
<p>Gürer, “Kazanmak değil, ayakta kalmaya çalışıyor. Yapacak başka işi de yok ama haciz gelir traktör, tarla da giderse ortada kalıyor. İktidar sürecin seyircisi. Yeterli ve gerekli desteği tarım kesimine vermiyor” diye konuştu.</p>
<p>(VC)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Suçluyu bulabildiniz mi?]]></title><link>https://bianet.org/yazi/sucluyu-bulabildiniz-mi-318872</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/19/sucluyu-bulabildiniz-mi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/sucluyu-bulabildiniz-mi-318872</guid><description><![CDATA[Ülkü Ocakları’nın MEB ile yaptığı protokol uyarınca kim bilir belki de o pala sallayan genç okullarda “kurs ve etkinlik” düzenlemiş dahi olabilir.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Önce Urfa’da ardından Maraş’ta okul koridorlarında silah sesleri yankılandı. Mersin’de ise yine bir lise öğrencisi okula getirdiği silah ile yakalandı. Ölenler, yaralananların dışında o anın travmasını yaşayan yüzlerce çocuk var. Belki çok daha fazlası da haberlerden, sosyal medyadan gördükleri ile olanları anlamaya çalışıyor. Olay büyük olunca herkes dört bir koldan suçluyu aramaya başladı.</p>
<p>Öyle ya, bu kadar vahim bir tablo varken konuyu kapatmak olmaz, bir suçlu bulup faturayı kesmek gerek ki, “kamu vicdanı” rahatlasın.</p>
<p>Urfa Siverek’te yaşanan olayda BBC Türkçe’nin haberine göre okul müdürü hem Milli Eğitim’e hem de emniyete saldırı olabileceği ihbarında bulundu. 14 Nisan'da açıklama yapan Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, “okulun riskli kapsamda olmadığı”, bu nedenle sabit polis görevlendirilmediğini ifade etti. Olayın ardından karşımıza çıkan görüntülerde polisler ve öğretmenler çocukları “hadi hadi” diye okul dışına çıkartıyordu, bahçeden çıkan çocuklar gözden kayboluyordu. Belli ki yangın, deprem tatbikatı yapılan okullarda böylesi bir durum için hazırlık yapılmamıştı. İçeride mahsur kalan çocuk var mı? Travma geçiren çocuklar evlerine, ailelerine ulaşabilecekler mi? Sorusuna yanıt verebilecek kimse yoktu ortada.</p>
<p>Soruşturmanın sağlıklı yürümesi için ilçe emniyet müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nden ikişer kişi görevden uzaklaştırıldı.</p>
<p>İlk etapta suçlananlar sosyal medya, çocuğuna sahip çıkmayan aileler, önlem almayan kamu görevlileri oldu. Elbette bir de yaşamını yitiren çocuk suçlandı. Suçlamalar sürerken bir gün sonrasında Maraş’ta yeni bir silahlı saldırı haberi yayıldı. 10 kişinin öldüğü saldırının ilk anlarında Vali çocuğun adını açıkladı ve babasının “eski emniyet mensubu” olduğunu duyurdu. Urfa’daki genç gibi bu çocuğun da kimliği kısa sürede sosyal medyadan yayıldı. Öğretmen olan annesi “öfkeli kalabalığın” elinden zırhlı polis aracı ile kaçırıldı.</p>
<p>Bu kez suçlamalar daha geniş bir kesime yöneldi. “Profil resmi ile mesaj vermişti”, “Öğretmen aileyi uyarmıştı ama aile umursamamıştı”, “çocuk sabahtan akşama kadar şiddet içeren oyunlar oynuyordu”, “TV dizileri çocukları şiddete itiyor” ve daha birçok suçlu bir anda faş edildi.</p>
<p>Ama benim hala kafamda çözemediğim sorular var. Mesela kamu görevlileri, ajanslar, gazeteler neden ilk anda çocukların kimliğini açıklar? Siverek’te çocuk 18 yaşından büyük denebilir. Ama farkında mısınız bilmiyorum, ailesi çocuğun cenazesini al(a)madı. Belki de oradan göç etmek zorunda kalacaklar. Maraş’ta ise o evde yaşayan iki çocuk daha var.</p>
<p>Babası çocuğu atış poligonuna götürmüştü, ifadesinde çocuğun isteği üzerine emniyete ait poligona götürüp atış yaptırdığını söylüyor. Yönetmeliğe göre çocuğun o poligonu kullanması yasak, ama uygulamayı denetleyen yok, babaya verilen 9 ayrı silaha neden ihtiyaç duyulduğunu düşünen yok. 7 tabanca 2 tüfek ruhsatı alan bir emniyet görevlisinin psikolojik durumu incelense belki de silahlar evde erişilebilir bir yerde durmayacaktı. Çocuğa bir silah ödül gibi anlatılmamış olacaktı.</p>
<p>Yönetmeliğe göre emniyet personeli dışında ancak emniyet müdürlüğünün onayı ve ücret karşılığı siviller emniyete ait poligonlardan yararlanabiliyor. Ancak bunda da 16 yaş sınırı söz konusu. Olayın ardından poligonda görevli eğitmen açığa alındı. Peki ya böyle bir olay yaşanmasaydı? Evet, kimse görevden alınmayacaktı, kimse suçlanmayacaktı.</p>
<p>Öğretmenleri çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu söylediklerini ama ailenin ilgilenmediğini söylüyor. Belki de aile yaşanan sıkıntıyı fark edemedi, çocuğuna konduramadı. Peki okulun rehberlik servisi bu konuda adım attı mı? Çocuğun durumunu takip eden oldu mu? Diyelim ki, okulda duruma müdahale etmek istediler ama başaramadılar. Aile Bakanlığı bu süre içerisinde müdahale etmiş midir? Tabii ki “hayır”. Ya da acaba okulda rehberlik bölümü var mıydı? Yüzlerce öğretmen adayı atanmayı beklerken Milli Eğitim Bakanlığı bu çocuğa ya da benzer durumda olan çocuklara gölge öğretmen atamış mıdır? Anayasanın 56’ncı maddesinde yer alan “Devlet herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlama; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.” şeklindeki düzenleme nasıl bir karşılık buluyor?</p>
<p>Çocukların ölmesi tüm gözleri okullara çevirdi. Kimileri okullara polis konulmasını istiyor, otomatik kapanan bölmeler öneriyor. Birkaç gün önce Ege Üniversitesi’nde öğrencilere pala ile saldırdılar. Onunla da kalmayıp yaralanıp hastaneye gidenlere de saldırdılar. Okulsa okul, çocuksa çocuk, üstelik kapısında hem polis hem özel güvenlik duruyor. Hemen ardından Hacettepe’de bir saldırı yaşandı, saldırıya uğrayan çocuklar saldıranların özel güvenlik tarafından korunduğunu söylüyordu.</p>
<p>Ülkü Ocakları’nın MEB ile yaptığı protokol uyarınca kim bilir belki de o pala sallayan genç okullarda “kurs ve etkinlik” düzenlemiş dahi olabilir.</p>
<p>Çocuklarda şiddet eğiliminin artması kimine göre oyunlardan kimine göre televizyonlardan, en büyük sorumlu ise sosyal medya. Büyük ihtimalle Meclis’te görüşülen sosyal medya düzenlemesi için de önemli bir dayanak haline gelecek. Çocuklar pekala televizyonlardan haberleri de izleyerek ya da gazete okuyarak da etkilenmiş olabilir. Mesela organize suç örgütü liderlerinin bir dönemin İçişleri Bakanı ile ya da bir siyasi partinin lideri ile fotoğraflarını görmüş olabilirler. Ankara’nın ortasında Sinan Ateş’i öldürenlerin korunduğunu görmüş olabilirler. Ya da katliam planlayan, uyuşturucu ticareti yapmakla suçlanan Abdullah Çatlı’ya nasıl güzelleme yapıldığını görmüş olabilirler. TBMM Genel Kurulu’nda özellikle Osman Gökçek ve Alpay Özalan’ın diğer vekillere nasıl saldırdığını izlemiş olabilirler. Milli takım teknik direktörünün mekan bastığını, milli futbolcunun hastanede silah çektiğini görmüş olabilirler. Hatta cafe basıp dağıtanlara özenmiş olabilirler. İnsanları linç edenlerin nasıl pohpohlandığına tanık olmuşlardır. Örnekler saymakla bitmeyecek gibi. Peki çözüm ne? Haber bültenlerinin başına +18 ve “Dikkat şiddet içerir” uyarısı mı koymalı, gazeteler poşet içinde mi satılmalı. Belki de en iyi çözüm hepsini yasaklamak olabilir.</p>
<p>Belki de çocuklar sadece onlara rol model olabilecek büyüklerini taklit ediyor olabilir mi? Yaşadıkları toplumda önemsenmek istiyorlardır belki de. 30-40 kişilik sınıflarda kendilerine fayda sağlamadığını düşündükleri bir eğitim sitemine, kantinden veresiye tost yemeye, okula aç gidip dönmeye, ileride eğer iş bulabilirse karın tokluğuna çalışmak zorunda olacağına tepki gösteriyor olabilir mi? Hani yeni nesil çete üyesi çocuklar belki de şiddet içeren diziler değil de müzik klipleri izleyip oradaki lüks yaşama özeniyor olabilirler mi? Hiçbir zaman sahip olamayacaklarını izlemek nasıl bir duygudur, çocukları nasıl etkiliyordur acaba?</p>
<p>Gazetecinin işi soru sormak değil, okuyucunun kafasındaki sorulara yanıt vermektir elbette. Ama ben bu sorulara yanıt bulamadım. Her konuda söz söyleyen TV yorumcuları ile aynı duruma düşmek de istemedim.</p>
<p>Tüm bunları yazarken de aklımda hep Rakel Dink’in “Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz kardeşlerim.” sözü vardı.</p>
<p>(Mİ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 11:22:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Polisin "tecavüz" ettiği kadın: Benim de sesimi duyun]]></title><link>https://bianet.org/yazi/polisin-tecavuz-ettigi-kadin-benim-de-sesimi-duyun-318871</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/19/polisin-tecavuz-ettigi-cizreli-kadin-benim-de-sesimi-duyun.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/polisin-tecavuz-ettigi-kadin-benim-de-sesimi-duyun-318871</guid><description><![CDATA[“Haberi yapın, böyle yaşamak daha kötü. Benim de sesim duyulsun. Daha önce de haberleri yapıldı, her defasında benim hakkımda dava açıldı. Hepsinden beraat ettim."]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 2021, aylardan Şubat. Diyarbakır’da yaşayan S.S., Şırnak’ın Cizre ilçesinde o dönem polis olarak görev yapan E.A. ile sosyal medya üzerinden tanıştı.</p>
<p>Arkadaşlıkları zamanla ilerledi ve sevgili oldular. Pandemi döneminde E.A., bir gün Diyarbakır’a gelip S.S.’yi ziyaret edeceğini söyledi. S.S. de ona sürpriz yapmak istedi ve Cizre’ye gitti.</p>
<p>S.S., o günü şöyle anlatıyor:<br>“Aynı memleketli olduğumuz için ona güvendim. Yanına gittim, beni otogardan aldı. Evlerine gittik, misafir olarak kalacaktım.”</p>
<p>Ancak sonrasında S.S.’nin hiç beklemediği bir şiddet yaşandı. Anlatımına göre, E.A., kapıyı kilitledi ve S.S.’ye tecavüz etti.</p>
<p>Yine S.S.’nin anlatımına göre, gitmek istediğini söyledikçe şiddet daha da arttı. E.A.’nın başka bir odada uyuduğunu fark edince S.S., 155’i aradı. </p>
<h3>“Emniyet müdürü benimle alay eder gibi konuştu”</h3>
<p>Ne oldu? Anlatıyor: </p>
<p>“Asayiş amirinin korumasının beni alıkoyduğunu anlattım. Yaşadıklarımı karakolda detaylı anlatacağımı söyledim ve beni bu evden çıkarmalarını istedim. Yaklaşık 10 dakika sonra bir komiser E.A.’yı aradı. Bağırarak konuşuyordu. Komiser, ‘Hazırlan, gelip alıyoruz seni. Kız senden şikâyetçi olmuş, onu serbest bırak’ dedi. E.A. odaya geldi, karşıma dikildi ve ‘Bu evde olanları anlatırsan ailene zarar veririm’ diyerek beni tehdit etti. Ayrıca komiser gelince ‘Erkek arkadaşımla tartıştık, ben kendi isteğimle kalıyorum’ dememi söyledi.</p>
<p>Komiser ve ekip geldiğinde, korkudan aileme zarar gelmemesi için onun dediklerini yaptım. Ertesi gün öğlen Diyarbakır’a dönmem gerekiyordu. Komiser de E.A.’ya ‘Kızı bırakmazsan evine gelip kontrol ederim’ dedi. O gece şikâyetçi olamadım. Bu yüzden savcı serbest bıraktı. Ben de onunla eve döndüm ve ertesi gün Diyarbakır’a gittim. Daha sonra, ayın 12’sinde tekrar Cizre’ye gittim kendisinden şikâyetçi oldum.”</p>
<p>S.S., muhtemelen birçok kadının yaşadığı gibi baskıya maruz kaldı; şikâyetini geri çekmesi istendi. Hatta kadın polislerin de S.S.’ye psikolojik baskı uyguladığını anlattı. </p>
<h3>“Kadın sığınma evinde kaldım”</h3>
<p>S.S., anlatmaya devam ediyor:</p>
<p>“Büroda bulunan kadın polisler bana psikolojik baskı uyguladı. Emniyet müdürü beni makamına aldı, olayı beş polisin önünde anlattırdı ve benimle alay eder gibi konuştu. Daha sonra hastaneye götürüldüm. Hastaneye götürüldüğümde yanımda olan iki polis, başka polislerle konuştu; ‘Biz doktorla konuşacağız, halledeceğiz’ dediler. Muayene sırasında odada iki polis vardı ve tek bir doktor tarafından muayene edildim. Doktor ‘Kalk, bir şey yok’ dedi. Ben de tepki gösterdim. ‘Nasıl bir şey yok?’ deyince ‘İstersen üst doktora git, rapor al’ dedi. Doktorun yüzünde korku vardı. Daha sonra beni Diyarbakır’a gönderdiler. Kadın sığınma evinde kaldım. Ailemin bana zarar vereceğinden korktuğum için eve dönemedim. İznim olmadan oradaki kadın komiser ailemi arayıp haber verdi. Bir süre kadın sığınma evinde kaldım. Daha sonra ailem bana ulaştı ve eve geri döndüm.”</p>
<h3>“Bana dava açtı”</h3>
<p>Peki hukuki süreçte ne oldu? Dinliyoruz:</p>
<p>“O süreçte ailemin psikolojik baskılarına maruz kaldım. Bana tecavüz eden polis de ayrıca bana ulaşıp psikolojik baskı uyguluyordu. Bir hafta içinde dosyama takipsizlik kararı verildi. Hukuki bilgim olmadığı ve avukatım bulunmadığı için dosyama kimse sahip çıkmadı. Daha sonra birkaç ay geçince olayı basına verdim. Roza Kadın Derneği’nden Adalet Kaya beni Eren Keskin’e yönlendirdi. Adli Tıp’tan geçtim. Bu süreçte E.A. bana iftiradan dava açtı, ancak ben bu davadan beraat ettim. Kendisi meslek içinde idari soruşturmalar geçirdi, koruma görevinden trafik şubeye gönderildi. Daha sonra İstanbul’a tayini çıktı. Bana açtığı davalardan toplam beş dosyada beraat kararı aldım. Eren Keskin dosyamı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Şu an ön inceleme sürecinde.”</p>
<h3>“Göçmen kaçakçılığından tutuklandı”</h3>
<p>S.S.’nin yaşadıkları bununla da sınırlı değil, anlatıyor:</p>
<p>“6 Temmuz 2026 sabahı uyandığımda, bana tecavüz eden polisin bir akrabası gece saat 04.00’te WhatsApp üzerinden mesaj atmıştı. ‘Acil beni ara, sana haberlerim var’ diyordu. Ben de aradım. Bana, E.A.’nın üç göçmeni Marmaris’e götürürken polis noktasında suçüstü yakalandığını, gözaltına alındığını ve sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklandığını Paşakapı Kapalı Cezaevi’ne gönderildiğini söyledi. İlk başta inanamadım. Daha sonra cezaevini aradım ve tutuklu olduğu bilgisini doğruladım.</p>
<p>Daha sonra E.A.’nın Cizreli bir aşirete mensup bir kadınla evlendiğini, kadının ailesinin bu durumdan haberi olmadığını öğrendim. Aileye ulaştım onlar da durumdan habersiz olduklarını, kızlarının öğretmen olduğunu ve uzun süredir bir ilişkileri olduğunu söylediler. Yaklaşık üç buçuk ay sonra, evlendiği kadının babasının HSK başkan yardımcısını aradığını damadının göçmen kaçakçılığı suçundan tutuklandığını ve 8 Ekim’de davası olduğunu söylediğini duydum. Cezaevinden çıkması için gerekenlerin yapılması yönünde talimat verildiği söylendi. Mahkemede şartlı tahliye ile serbest bırakıldı. Davası hâlâ devam ediyor. Şu anda İstanbul’da taksicilik yaptığını öğrendim. Polislikten yaklaşık yedi aydır açığa alınmış durumda. Mahkeme süreci devam ediyor.”</p>
<p>Sonuç, İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu üyesi Avukat Eren Keskin, polis E.A.’nın cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından cezalandırılması için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.</p>
<p>S.S., E.A.’nın korunduğunu düşünüyor, şöyle diyor:<br>“Daha önce göçmen kaçakçılığı suçundan haberlere düşmedi. Normalde bir polis böyle bir şey yaptığında ulusal kanallarda haber olur. Ancak arkasındaki kişiler sayesinde bu olay gündem olmadı. Sürekli birileri onu koruyor.”</p>
<p>Ayrıca, E.A. hakkında ne zaman haber yapılsa S.S. hakkında dava açılıyor. Bu nedenle kendisine defalarca bu haberi yapıp yapmam konusunda emin olup olmadığını sordum. S.S. şu yanıtı verdi: </p>
<p>“Haberi yapın, böyle yaşamak daha kötü. Benim de sesim duyulsun. Daha önce de haberleri yapıldı, her defasında benim hakkımda dava açıldı. Hepsinden beraat ettim. Bana tecavüz eden erkeğin cezalandırılmasını istiyorum. Adaletsizliğe dayanacak gücüm kalmadı.”</p>
<p>Hiçbir kadının “adaletsizliğe dayanacak gücüm kalmadı” cümlesini kurmak zorunda bırakılmadığı, özgür günlerimiz olsun…</p>
<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 00:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Seçici şeffaflık, sürekli karanlık]]></title><link>https://bianet.org/yazi/secici-seffaflik-surekli-karanlik-318870</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/18/secici-seffaflik-surekli-karanlik.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/secici-seffaflik-surekli-karanlik-318870</guid><description><![CDATA[Devletin hangi olayları açıklığa kavuşturduğu, hangilerini kavuşturmadığı ideolojik bir meseledir.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gülistan Doku cinayetinde yıllar sonra yeni gelişmeleri endişe-umut ve merakla izliyoruz. <br>Gündem olması, sorumluların tutuklanması, cinayetin çözümü için kapıların açılması başta aile olmak üzere adalet arayışında olan hepimiz için şüphesiz iyi gelişmeler. Dilerim sonuca da ulaşılır. </p>
<p>Bu kısmını geçerek, gündemin de yakıcılığı ile üç-dört temel bağlamın altını çizmek istiyorum. Çünkü bu dava bize bir değil, binlerce şey söylüyor. </p>
<p>İlki, adı geçen vali ve dönemine dair akılları zorlayan pratikleri. Bir çeşit tanrısal imaj çizerek, geçtiği yerlerde ayağa kalkmayanları dövdürtecek kadar tedrisatlı biri olarak akıllarda kaldı. Usulsüzlükleri için bir tarama yapmanız yeterli. <br>Fakat en önemlisi, kendisi bu dönemde bir “kayyım” idi. Kayyım olmasına bence ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü kayyımlık tam da böyle bir şey. Her şeyi yaptığınız, devletin size karışmadığı, insan ortadan kaldırdığınız, her şeyi yapabildiğiniz bir rejim demekti. Cizre, Silopi, Yüksekova, Bağlar, Mardin… Buralarda neler neler oldu!<br>Maalesef, büyük bir emekle DEM Parti Yerel Yönetimlerin hazırladığı raporları kimse okumadı. Tüm dehşet, kayıtlara geçirilmiş durumda. Bu insanlar Firavun’dan daha yüksek yetkilere sahipti. Sınır yoktu, neden ortadan kalkmıştı, sadece keyfiyet ve şiddet vardı. Yaşayandan mezarda olana dek uzanan bir pratikler silsilesi bu… O anlamda bugün bu vali ve etrafındaki ağı tartışırken kayyım olayının da bu olduğunu hatırlamak gerektiğini düşünüyorum. </p>
<p>İkincisi, devlet denen aygıt ve yarattığı dilin, gerçekleri kavramak için değil; onları değiştirmek, çarpıtmak ve üzerlerini örtmek için doğduğunu hepimiz biliyoruz. Nietzsche’ye atfedilen “<em>Devlet, örgütlenmiş ahlaksızlıktır</em>” sözünü önemsemek gerekiyor. Devlet çözümlemesi açısından en güvenilir analistlerin başında gelen ABD’li düşünür Charles Tilly’ye göre devlet, toplumun üzerinde duran tarafsız bir hakem değil; örgütlü şiddeti tekelleştiren, rakip güçleri tasfiye eden ve bu gücü meşruiyet diliyle kalıcılaştıran tarihsel bir örgüttür. Bu yüzden devlet yalnızca yasa yapan bir kurum değil; güvenlik adına kaynak toplayan, koruma vaat eden, kimi zaman tehdidi bizzat üreten bir güç mekanizmasıdır. Tilly “<em>Devlet, haraç toplayan organize bir suç/mafya örgütüdür</em>,” der. Tilly’nin gözünde devlet, şiddetin çıplak gücünü meşru düzen diliyle topluma kabul ettiren örgütlü iktidardır. <br>Buradan şuraya varmak istiyorum: Gerek Gülistan meselesi olsun gerek Narin gerekse Rojin. Devletin neredeyse tüm kanallarıyla bir ahtapot gibi tek bir insana nasıl saldırdığını görmek gerek. Herkesi, her şeyi ile etrafını sarıp varlığını hiçe sayıyor. Bu dehşet bir durum. Kastik katil tartışmalarını ve içeriğini de tam da buralardan yeniden okumak gerek. </p>
<h3>Seçici alandan gerçekçi yüzleşmeye</h3>
<p>Üçüncüsü, buradan hareketle şunu net ifade etmek gerekiyor: Devletin hangi olayları açıklığa kavuşturduğu, hangilerini kavuşturmadığı ideolojik bir meseledir. Mesela Hrant Dink davasını, Roboskî’yi, JİTEM davalarını, 6-8 Ekim’i, faili meçhulleri, Soma’yı vs. açar mı? Açmaz, açamaz. Çünkü Gülistan, Narin, Rojin ya da Rabia Naz devletin “siyasetine” dokunan dosyalar değil, devlet açısından “sapma” olabilecek olaylardır. Failleri bireyseldir. Üstüne de o rahatlıkla gidilir. Ve devlet içinde “birileri” rahatlıkla feda edilebilir. Bunda beis yoktur. Çünkü “biri” devre dışı kalmıştır ama “sistem” korunmuştur”. Burada demek istediğim, devletin “yapıya” dair bir icrada bulunmadığı. Tersine, devlet seçici bir şeffaflık - seçici bir hakikate gidiyor. Böylece kendine dair bir görüntü oluşturuyor toplum gözünde. Bu da devlet açısından kendini “yeniden meşrulaştırma” tekniğidir. Dönemsel bir ihtiyaçtır. Soruşturma süreci, sosyal medyada ve birçok kanalda bakanı parlatma işi olarak pazarlanıyor. Örgütlü kötülük bu şekilde tekil meseleler üzerinden erteleniyor. Devleti seçici alandan gerçekçi yüzleşmeye zorlamak gerek. İşin bir yüzü de budur. </p>
<p>Dördüncüsü, tüm bu hikâyeler (okul katliamları dahil) “toplumsal çürüme” değildir. Toplumsal infial yaratan olaylar veya sonuçları ortaya çıktıkça (Narin ve Gülistan örneklerinde olduğu üzere) <em>toplum çürümüş</em> dememize gerek yok. Toplum dediğimiz sabit bir form değil. Büyür, değişir, yıkılır, yeniden doğar, biçim değiştirir vs. Çürüme, doğal bir süreçtir; oysa maruz kaldığımız vahşetin mimarları apaçık ortadadır. Toplum çürüdü dediğinizde özneyi ortadan kaldırırsınız. Gülistan Doku dosyasını sumen altı eden devlet hiyerarşisi, annelere evlatlarının kemiklerini kargoyla yollayan zihniyet veya tarikat yurtlarındaki karanlığı besleyenler “çürüyen” değil, örgütlü bir suç düzenini bilinçli şekilde “işleten” faillerdir. Özneleri bellidir. Karşımızda bozulan bir yapı yok; bizzat egemenlerin ve ayrıcalıklıların çıkarına tıkır tıkır çalışan bir sistem var. O anlamda çürüyen değil, çalışan bir sistem var. Sistematik zulmü ahlaki bir “yozlaşmaya” indirgemek ve hiç var olmamış hayali bir “saf geçmişe” ağıt yakmak, en hafif tabirle politik tuzağa düşmek olur. Geçmiş temiz değildi ki bugün çürük olsun. Çürüme, kimyanın değişmesidir, bir daha eski haline gelmemesidir. İktidardan muhalefete herkesin sığındığı bu içi boş kavram, analitik bir teşhis değil, pasif bir sızlanmadır bugünün Türkiyesi’nde. “Çürüme” edebiyatı, iktidarın tam da arzuladığı gibi toplumu umutsuzluğa, eylemsizliğe ve melankoliye hapsediyor. Karşı karşıya olduğumuz şey doğanın bir kanunu değil, politik bir sömürü tercihidir; bizi çürütmüyorlar, bizi planlı bir kötülükle eziyorlar. Haliyle yüzleşmek, olabilecek en uzun erimli mücadeledir. (SB/TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Muş, Van, Ağrı: Kadın futbolu destek bekliyor]]></title><link>https://bianet.org/haber/mus-van-agri-kadin-futbolu-destek-bekliyor-318869</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/mus-van-agri-kadin-futbolu-destek-bekliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/mus-van-agri-kadin-futbolu-destek-bekliyor-318869</guid><description><![CDATA[Aynı sahada oynuyorlar ama aynı şartlarda değil: Muş, Van ve Ağrı’da kadın futbolcular hem oyuna hem eşitsizliğe karşı mücadele ediyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Muş’ta, Van’da, Ağrı’da futbol oynayan kadınlar, sadece bir oyunu değil, kendilerine çizilen sınırları da aşmaya çalışıyor.</p>
<p>Kimi zaman eksik bir kramponla, kimi zaman uzun ve zorlu bir deplasman yoluyla, kimi zaman da “futbol erkek işidir” diyen önyargılarla karşı karşıya kalarak…</p>
<p>Bu üç ilde kadın futbolu ekonomik yetersizlikler, altyapı eksikleri ve önyargılarla mücadele ediyor.</p>
<p>Muş’ta kadın futbolunun temeli 2013 yılında atılıyor. Bu yıl iki ayrı takım kuruluyor: Yağmurspor ve Dalespor. Dalespor, 2015 yılında adını Kartalspor olarak değiştiriyor. Ancak bu da onu ayakta tutmaya yetmiyor, takım 2015 yılında maddi imkansızlar nedeniyle kapanıyor. 2016’da kurulan Alpaspor ise 2018 yılında yine ekonomik yetersizlikler ve sponsor eksikliği sebebiyle faaliyetlerini durduruyor.</p>
<p>Sadece Muş Yağmurspor, 3. Lig’de mücadelesini sürdürüyor. Erken yaşta evliliklerin önüne geçmek için kurulan, başarı kaydettikçe futbolcuların ailelerinin de tribünleri doldurduğu Yağmurspor’un kurucusu ve antrenörü bir erkek, Haldun Bayraktar.</p>
<h3><strong>Milli takım seçmelerine kendi paraları ile gidiyorlar</strong></h3>
<p>Yağmurspor oyuncularından Zilan Taş, şöyle diyor:</p>
<p>“Liglerde yükseliyoruz, play-off oynuyoruz ama destek görmüyoruz. Maçlara gidecek aracımız yok, antrenmanlara parça parça geliyoruz. Antrenörümüz Haldun Bayraktar emekli maaşını bize harcıyor. Kadın olduğumuz için önyargıyla karşılaşıyoruz. Yükselişteyiz, play-off’a kalmış bir takımız ama ne yazık ki hâlâ hak ettiğimiz desteği göremiyoruz."</p>
<p>Taş, tek isteklerinin bu emeklerinin karşılık bulması ve yalnız bırakılmamak olduğunu söylüyor ve “Bu takım destek görürse sadece play-off’la yetinmez, çok daha büyük başarılar elde eder" diyor. </p>
<h3>"Kadın futbolcular yetenikliler"</h3>
<p>Antrenör Bayraktar ise maddi sorunların kendileri için büyük bir engel olduğunu belirtiyor, “Belediyelerden yeterli destek alamıyoruz, saha ve antrenman imkânları oldukça sınırlı” diyor. </p>
<p>Kadın futbolcuların yetenekli ve istekli olduğunu vurgulayan Bayraktar, milli takım seçmelerine katılan sporcuların bile yol paralarını kendilerinin ödediğini aktarıyor. Maddi destek bulamayan birçok oyuncunun başka illere gitmek zorunda kaldığını anşatıyor.</p>
<p>Van’da ilk kadın futbol takımı 2013 yılında Belediye Vanspor adıyla kuruluyor. Birkaç sezon mücadelesini sürdüren takım, maddi desteğin kesilmesi nedeniyle kapanıyor.</p>
<p>İlerleyen yıllarda Karayolları, Vangücüspor, İki Nisan Şengençler ve İpekyolu Belediyespor takımları kuruluyor. Bu takımların çoğu maddi destek yetersizliği, kurumsal sahiplenme eksikliği ve sürdürülebilir bütçe oluşturulamaması nedeniyle kısa sürede ya çekiliyor ya da dağılıyor.</p>
<p>Günümüzde Van Büyükşehir Belediyespor, 2 Nisan Şen Gençlik Spor ve Erciş Kadın Futbol Takımı 3. Lig’de, Vangücü Spor Kulübü 2. Lig’de faaliyetlerini sürdürüyor.</p>
<p>Antrenör Aycan Arda, kadın futbolunun yıllar içinde birçok kez kesintiye uğradığını, kurulan takımların yönetim değişiklikleri ve maddi sorunlar nedeniyle kapandığını belirtiyor. Sporcuların çoğu zaman maddi anlaşmazlıklar nedeniyle başka illere gitmek zorunda kaldığını söylüyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-1336.jpg" alt="">
<figcaption><strong><em>*Narin Keve</em></strong></figcaption>
</figure>
<h3><strong>“Bazıları ailelerinden gizli futbola başlıyor”</strong></h3>
<p>Vangücü Spor oyuncularından Narin Keve ise toplumun kendilerine bakışını şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Van’da hâlâ ‘futbol erkek işidir’ deniyor. Bazıları futbola ailelerinden gizli başlıyor. Ama bizi görünce fikirleri değişiyor. Kadın futbolcular hem sahada hem de toplumda var olma mücadelesi veriyor. Aynı topun peşinden koşuyoruz ama daha az maaş, daha kötü tesis ve daha az medya ilgisiyle karşılaşıyoruz. Eşitlik sadece söylemde kalmamalı. Sahaların zemini, ışıklandırması, soyunma odası ve duş gibi altyapı imkânları çoğu zaman yetersiz. Bu durum kadın futbolunun gelişiminin önünde ciddi bir engel oluşturuyor. Van’da kadın takımlarına yeterli bütçe ayrılmıyor. Oysa biz de her gün idman yapıyor, disiplinli bir şekilde çalışıyoruz. Dünya genelinde kadın futbolu büyüyor ama hâlâ eşitlik sağlanmış değil. Umarım ülkemizde de kadın futboluna verilen değer artar.”</p>
<h3>“<strong>Ağrı’da bakanlığın desteklediği takım var”</strong></h3>
<p>Ağrı’da ise ilk kadın futbol takımı 2010 yılında Taşlıçay Kamu Genç Kızlar Spor adıyla kuruluyor. Daha sonra adını değiştiriyor, önce Ağrı Birlik daha sonra Dicle Aslan oluyor. Takım önemli başarılar elde ediyor, 2. Lig’de yükseliyor. Ancak takım, 2019 yılında kapatılıyor. Gerekçesi yine “maddi destek yetersizliği.”</p>
<p>2015 yılında kurulan Ağrı Aile ve Sosyal Politikalar Gençlik ve Spor Kulübü ise mücadelesini 2. Lig’de sürdürüyor.</p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/adsiz-tasarim-1337.jpg" alt="">
<figcaption><strong><em>*Ceylan Tatar</em></strong></figcaption>
</figure>
<p>Ağrı’da kadın futbolunun geçmişini anlatan antrenör Ceylan Tatar, kurulan ilk takımın önemli başarılar elde ettiğini ancak maddi imkânsızlıklar nedeniyle kapandığını hatırlatıyor. Tatar, destek olmadan kadın futbolunun sürdürülebilirliğinin zor olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Ağrı Aile ve Sosyal Politikalar Spor Kulübü oyuncusu Hasret Aydemir ise yaşanan sorunları şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Kadın futbolu denilince akla ‘kadının futbolla işi olmaz’ gibi cinsiyetçi düşünceler geliyor. Bu tavırlar bizim futbola olan hevesimizi kırıyor, destek görmek istiyoruz köstek değil. Batı ve Doğu arasında ciddi fark var. Batıda destek bulmak daha kolay ama doğuda hâlâ ‘kız çocuğu evinde oturur’ anlayışı var.</p>
<p>Deplasmanlar en zor kısım. Ulaşım, konaklama, yemek… Hepsi ayrı bir yük. Hocalarımız ve yöneticilerimiz her şeyin hesabını yapmak zorunda kalıyor. Erkek liglerine kaynak bulunurken kadın futbolu görmezden geliniyor. Kadın futboluna yeterince önem verildi. Kadın futboluna yeterince önem verildiğini düşünmüyorum. Umarım gelecekte bu zorlukları yeni nesil sporcular yaşamaz.”</p>
<div class="box-12">Bu haber, Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın Avrupa Birliği finansmanıyla yürüttüğü ‘Medya Özgürlüğüne Destek - Güçlü Dayanışma, Özgür Medya Projesi’ kapsamındaki ‘Telif Destek Programı’ desteğiyle üretildi.</div>
<p>(YK/EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisinin oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi-318868</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi.jpeg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisinin-oglu-mustafa-turkay-sonel-tutuklandi-318868</guid><description><![CDATA[Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, Sonel'in "nitelikli insan öldürme yanında rızaya dayalı olmayan cinsel saldırı" iddiasıyla tutuklandığını belirtirken, soruşturmada tutuklu sayısı 10'a yükseldi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Dersim'de 5 Ocak 2020'den itibaren kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada adliyeye sevk edilen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel tutuklandı.</p>
<p>Tutuklama kararının ardından Mustafa Türkay Sonel ve Şükrü Eroğlu, bir süre sonra geniş güvenlik önlemleri altında zırhlı bir otobüse bindirildi ve cezaevine gönderildi. <strong><em> </em></strong></p>
<div class="box-13"><em>Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Gülistan DOKU soruşturmasında Mustafa T. SONEL nitelikli insan öldürme yanında rızaya dayalı olmayan cinsel saldırı suçundan da tutuklanmıştır. Bazı yayın organlarında gebelik beyanı yapılırken bu durumun da ifade edilmemesi failin fiilinin eksik anlaşılmasına neden olacaktır" ifadelerini kullandı.</em></div>
<h3><strong>İddialar ve tutuklanan isimler</strong></h3>
<p>Soruşturma kapsamında daha önce tutuklanan isimler ve isnat edilen suçlar şöyle:</p>
<p>"Mustafa Türkay Sonel, Erdoğan Elaldı 'kasten öldürme', Ferhat Güven 'yağma', Zeinal Abakarov, Cemile Yücer, Engin Yücer, Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Şükrü Eroğlu 'suç delillerini gizleme ve yok etme', Gökhan Ertok 'kişisel verilerin yasadışı yollarla ele geçirilmesi ve suç delillerini gizleme ve yok etme'."</p>
<p>Diğer şüpheliler Süleyman Ö., Savaş G. ve Uğurcan A. ise adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.</p>
<h3><strong>İtiraf videosu dosyada </strong></h3>
<p>Soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı verilen, ABD’de bulunan ve kırmızı bülten talebinde bulunulan şüpheli Umut Altaş'ın ağabeyi S.A.'nın, Doku ailesinin avukatıyla yaptığı konuşmanın görüntüleri dosyaya girmişti.</p>
<p>S.A., soruşturma dosyasına giren görüntüde, şöyle demişti:</p>
<p>“Ne biliyorsam bildiğim kadarıyla yardımcı olmaya hazırım. Umut’un sorgusundan aldığım Türkay demiş ki kız hamile kaldı ben de kafasına sıktım. Bu kafasına sıktım lafı birkaç defa geçti.”</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklu-sayisi-9a-yukseldi-318857' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-abakarov-dahil-6-kisi-tutuklandi-1.jpg' alt='Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 9’a yükseldi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 9’a yükseldi</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>
<a href='/haber/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu-318758' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu.jpg' alt='Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>GÜNCELLENİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 22:48:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“İstanbul Tabip Odası, Cumhur İttifakı’na teslim edilemez”]]></title><link>https://bianet.org/haber/istanbul-tabip-odasi-cumhur-ittifakina-teslim-edilemez-318867</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/istanbul-tabip-odasi-cumhur-ittifakina-teslim-edilemez-2.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/istanbul-tabip-odasi-cumhur-ittifakina-teslim-edilemez-318867</guid><description><![CDATA[Odadaki kritik seçimler öncesi Demokratik Katılım Grubu, hekimlik değerlerinin korunması için kendi adaylarına oy verme çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Olağan Seçimli Genel Kurulu bugün İstanbul Barosu Merkez Bina Konferans Salonu’nda gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Seçim ise yarın (19 Nisan Pazar) saat 09.00-17.00 arasında Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde yapılacak.</p>
<p>Hekimlerin oy kullanacağı seçime bir gün kala, iktidara yakınlığıyla bilinen <strong>Değişim Grubu </strong>ve<strong> Türk Hekimleri Grubu</strong>’nun aynı isimlerle iki ayrı yarı liste açıklaması ise tepkilere neden oldu.</p>
<p>Eski Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı <strong>Prof. Dr. Raşit Tükel</strong>, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu bağlamda tüm hekimleri <strong>Demokratik Katılım Grubu</strong>’na oy vermeye çağırdı.</p>
<p><em>“İstanbul Tabip Odası seçimlerine ayrı gireceğini duyuran iki grup, seçim ittifakı yaptı. İki ayrı grup ismi, ancak iki listede yer alanlar aynı kişiler. İstanbul Tabip Odası, Cumhur İttifakı’na teslim edilemez. Tüm hekimleri Demokratik Katılım Grubu’na oy vermeye davet ediyoruz.”</em></p>
<p><img src="https://static.bianet.org/2026/04/sec-im-web.jpg" alt=""></p>
<div class="box-1">
<h3>“Önemli bir eşik”</h3>
<p>Yönetim Kurulu Başkan adayının <strong>Prof. Dr. Talat Kırış</strong> olduğu Demokratik Katılım Grubu da <a href="https://www.demokratikkatilim.org/upload/docs/2026_programi.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">seçim programı</a> metninde şu ifadelere yer verdi:</p>
<p><em>“2026 İstanbul Tabip Odası seçimleri, önemli bir eşiktir. Bu seçim, İstanbul Tabip Odası’nın hekimliğin bilimsel, etik ve kamusal niteliğini, Cumhuriyet değerlerini savunan bağımsız bir meslek örgütü olarak yoluna devam edip etmeyeceğini belirleyecektir. Bu seçim, bugün gelinen noktadan sorumlu olanların değişmemesi için değişimi savunanlara ‘buradayız, bu sağlıksız ortamı değiştirmek için mücadeleye devam edeceğiz’ diyeceğimiz bir seçim olacaktır.</em></p>
<p><em>“İstanbul Tabip Odası’na sahip çıkmak, hekimliğin değerlerine, emeğine ve geleceğine sahip çıkmaktır. Bu sorumluluğu birlikte taşımak ve bu çizgiyi birlikte güçlendirmek için sizleri 19 Nisan 2026 günü yapılacak seçimlerde Demokratik Katılım Grubu’nu desteklemeye davet ediyoruz.”</em></p>
<p><strong><em>* Oy kullanabilecekler, sandık numarasını ve oy kullanacağı sınıf bilgisini <a href="https://secim.istabip.org.tr/" target="_blank" rel="nofollow noopener">bu linkten</a> öğrenebilir</em></strong>. </p>
<p><strong><em>** Demokratik Katılım Grubu adaylarının hepsini görmek için <a href="https://www.demokratikkatilim.org/upload/docs/dkg_aday_2026.pdf" target="_blank" rel="nofollow noopener">burayı</a> tıklayın</em></strong>. (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 16:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Erol: Sürecin, bir yıl önceki kadar güvencesiz olduğunu düşünmüyorum]]></title><link>https://bianet.org/haber/erol-surecin-bir-yil-onceki-kadar-guvencesiz-oldugunu-dusunmuyorum-318866</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/surecin-bir-yil-onceki-kadar-guvencesiz-oldugunu-dusunmuyorum.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/erol-surecin-bir-yil-onceki-kadar-guvencesiz-oldugunu-dusunmuyorum-318866</guid><description><![CDATA[İmralı Heyeti’nde yer alan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, çözüm sürecindeki son gelişmeleri değerlendirdi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti, en son 27 Mart’ta ziyaret ettiği İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde PKK lideri Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirdi.</p>
<p>Heyet, görüşme sonrası yaptığı açıklamada sürecin önemli bir eşiğe geldiğini, çözümün müzakere, demokratik irade ve tarihsel sorumluluk temelinde ele alınması gereken çok katmanlı bir süreç olduğunu belirtti. </p>
<p>Açıklamada ayrıca Meclis’in rolüne dikkat çekilerek, komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların gecikmeden, kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasal çerçeveye kavuşturulmasının “hayati önem” taşıdığı vurgulandı.</p>
<p>İmralı Heyeti’nde yer alan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Faik Özgür Erol, <em>Mezopotamya Ajansı</em>’nın son görüşmede ele alınan başlıklar ile çözüm sürecindeki son gelişmelere ilişkin sorularını yanıtladı.</p>
<a href='/haber/dem-partiden-iktidara-surecin-ikinci-asamasini-takvime-baglayarak-aciklayin-318206' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/31/dem-partiden-iktidara-cagri-surecin-ikinci-asamasini-takvime-baglayarak-aciklayin.jpg' alt='DEM Parti’den iktidara: Sürecin ikinci aşamasını takvime bağlayarak açıklayın' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>DEM Parti’den iktidara: Sürecin ikinci aşamasını takvime bağlayarak açıklayın</h5>
<div class='date'>31 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Dünyadaki diğer deneyimlere nazaran hızlı adımlar atıldı”</h3>
<p>Söyleşiden satır başları şöyle:</p>
<p><em>“Yaklaşık 15 ayı bulan bir süreç oldu. 15 ay içerisinde dünyadaki diğer deneyimlere nazaran son derece hızlı gelişmeler ve hızlı adımlar atıldı. Tabii ki bu adımların atılmasında Sayın Öcalan’ın gösterdiği irade ve kararlılık, almış olduğu kararlar ve onların uygulanma hızı ve gücü oldukça belirleyici oldu. Fakat sürecin devamlılığı, ilk baştaki bu hızlılık, bu adımların yerine getirilme aşaması beraberinde tabii ki bir beklenti hâlini de yarattı. Bazı kararlar alındı. Fesih süreçleri gerçekleşti. Dolayısıyla 15 aylık sürecin sonunda geldiğimiz aşama bu hukuksal ve siyasi adımların artık hayata geçme gerekliliğini ortaya koyuyor. 15 ay bu açıdan yeterli bir süredir.  </em><br><em>  </em><br><em>“Ortadoğu’daki gelişmeler, kuşkusuz bu sürecin önemli bir parçası hâline geldi. Sürecin son üç ayında iki ciddi savaş pratiğiyle yüz yüze gelindi. Bunlar gerçekten sarsıcı ve süreç açısından etkileyici ve zorlayıcı olaylardı. Fakat sürecin bundan bir yıl önceki kadar güvencesiz olduğunu düşünmüyorum. Artık daha sağlam temellere oturmuş olması gerekiyor. Hem devlet tarafında hem siyaset tarafında hem de Kürt tarafında. Çünkü 15 ay içerisinde çokça tartışma yürütüldü. Fakat tabii ki bekleme hâline geçme, Ortadoğu’daki bu jeopolitik dengelerde pek çok riski de içinde barındırıyor. Dolayısıyla bütün bu planlar ve stratejilerin ortasında, buradaki barış sürecinin sarsılmadan ve güvenle yürüyebilmesi için etkili adımların ortaya çıkması gerekiyor.</em></p>
<a href='/haber/buldan-dan-surec-aciklamasi-baska-yone-gidecegine-dair-emare-yok-kendi-mecrasinda-ilerliyor-318649' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/13/buldan-dan-surec-aciklamasi-baska-yone-gidecegine-dair-bir-emare-yok-kendi-mecrasinda-ilerliyor.png' alt='Buldan&#39;dan &#39;süreç&#39; açıklaması: Başka yöne gideceğine dair emare yok, kendi mecrasında ilerliyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Buldan'dan 'süreç' açıklaması: Başka yöne gideceğine dair emare yok, kendi mecrasında ilerliyor</h5>
<div class='date'>13 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İfade özgürlüğü alanında bir genişleme söz konusu”</h3>
<p><em>“Sürecin gereklilikleri açısından hiç adım atılmadı diyemeyiz. Ortaya çıkan, mevcut reel bir durum söz konusu. Siyaset alanında, ifade özgürlüğü alanında bir genişleme söz konusu fakat sorunu çözecek, gerçekten sorunun adını koyacak ve bunu etkili, iradeli adımlarla yürütecek henüz cesur kararların ortaya çıktığını söyleyemeyiz. Hareketsizlik hâli karşı hamlelere de alan açıyor. DEM Parti’nin bileşeni olan ESP’li 100’e yakın siyasetçi, gazeteci ve aktivist tutuklandı.</em></p>
<p><em>“Elbette bir yasal altyapı gerekliliği var. Bu, toplumun öz gücüyle geliştireceği bir şeydir. Zaten Sayın Öcalan’ın toplumculuk anlayışı da biraz buna dayanır. Yani belirli bir iktidara, belirli bir kuruma, bunu ele geçirmeye, bunu ele geçirdikten sonra bunun olanaklarını değerlendirerek bir şeyler ortaya çıkarmaya dayalı bir bakış açısı değildir. </em></p>
<p><em>“Sürecin gecikmemesi hepimizin hayrınadır. Başladığı gibi bitecek bir süreç gibi düşünmemeliyiz. Bu sürecin kendi içinde pek çok düzenlenmesi gereken detayı,  halledilmesi gereken ve çözümlenmesi gereken toplumsal boyutları gibi birçok boyutu vardır. Dolayısıyla bir yerden başlamak gerekir. Bir siyasetçinin sözüyle: ‘Derenin ortasına bir gelmek gerekir’. O derenin geçileceğine dair, hem her iki tarafta hem de toplumda bir toplumsal psikoloji oluşturmak gerekir. O yüzden bu aşamada atılması gereken adımların gecikmeden atılması ve gerekenleri yapmak son derece önemlidir.”</em></p>
<p><strong><em><a href="https://www.mezopotamyaajansi44.com/GENCLIK/content/view/309335" target="_blank" rel="nofollow noopener">Söyleşinin tamamını okumak için tıklayın</a></em></strong>. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 15:37:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Doruk Madencilik işçileri, Ankara yürüyüşlerinin altıncı gününde]]></title><link>https://bianet.org/haber/doruk-madencilik-iscileri-ankara-yuruyuslerinin-altinci-gununde-318865</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/doruk-madencilik-iscilerinin-ankara-yuruyusu-altinci-gununde.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/doruk-madencilik-iscileri-ankara-yuruyuslerinin-altinci-gununde-318865</guid><description><![CDATA[“Ankara’ya yeraltının selamını götürüyoruz. Bizimle yürü, Türkiye.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde, SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te çalışan işçiler; ödenmeyen ücretleri, kıdem ve ihbar tazminatları için 13 Nisan’da Ankara’ya yürüyüş başlattı.</p>
<p>Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde yola çıkan işçiler, direnişlerinin yedinci, yürüyüşlerinin altıncı gününde kent merkezine doğru ilerlemeyi sürdürüyor.</p>
<a href='/haber/doruk-madencilik-iscileri-haklari-icin-besinci-kez-ankaraya-yuruyor-318801' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/doruk-madencilik-iscileri-haklari-icin-besinci-kez-ankaraya-yuruyor.jpg' alt='Doruk Madencilik işçileri hakları için beşinci kez Ankara’ya yürüyor' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Doruk Madencilik işçileri hakları için beşinci kez Ankara’ya yürüyor</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ayaş ilçesini geride bırakan işçileri bugün, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) Üyesi, 24. ve 26. Dönem Milletvekili İlhan Cihaner ziyaret etti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Bizler umudu taşıyoruz.<br><br>Direnişimizin 7. Ankara’ya yürüyüşümüzün 6. gününde mücadelemizde yanımızda olduğunu gösteren ve bizimle yürüyen CHP PM Üyesi, 24. ve 26. Dönem Milletvekili İlhan Cihaner’e (<a href="https://twitter.com/ilhancihaner?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">@ilhancihaner</a> ) ziyareti için teşekkür ederiz.<br><br>Dayanışmayla kazanacağız!… <a href="https://t.co/hbe8rHoO2g" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/hbe8rHoO2g</a></p>
— Bağımsız Maden İş (@bagimsizmadenis) <a href="https://twitter.com/bagimsizmadenis/status/2045427189387010319?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 18, 2026</a></blockquote>
<div class="box-1">
<h3>İşçilerin talepleri ne?</h3>
<p>“<em>Ankara’ya yeraltının selamını götürüyoruz. Bizimle yürü, Türkiye</em>,” diyen işçilerin talepleri şöyle:</p>
<ul>
<li>Aylarca ödenmeyen ücret alacaklarının ödenmesi,</li>
<li>TMSF öncesi ve sonrasında haksızca çıkış alan tüm işçilere tazminat haklarının ödenmesi,</li>
<li>Halihazırda çalışan işçilere rızası olmadan dayatılan ücretsiz izin uygulamasının kaldırılması,</li>
<li>İSİG kurallarına uygun güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması,</li>
<li>Sendika üyesi olup mücadelede öncülük ettikleri için işten çıkarılan işçilerin işe iadesi,</li>
<li>Madenin kamulaştırılması, iş güvencesinin teminat altına alınması.</li>
</ul>
</div>
<p>(TY)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 15:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[İran, Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını duyurdu]]></title><link>https://bianet.org/haber/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu-318864</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/iran-hurmuz-bogazini-yeniden-kapattigini-duyurdu-318864</guid><description><![CDATA[İran Silahlı Kuvvetleri, kararın nedenini ABD’nin deniz ablukasına devam etmesi olarak açıkladı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran Silahlı Kuvvetleri’nin savaşı yürüten birimi Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı, ABD’nin deniz ablukasına devam etmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün önceki hâline geri döndüğünü açıkladı.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, Karargâh, konuya ilişkin bildiri yayımladı.</p>
<a href='/haber/her-sey-hurmuz-bogazi-ni-kimin-kontrol-ettigine-bagli-317793' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/17/her-sey-hurmuz-bogazi-ni-kimin-kontrol-ettigine-bagli.jpg' alt='"Her şey Hürmüz Boğazı&#39;nı kimin kontrol ettiğine bağlı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Her şey Hürmüz Boğazı'nı kimin kontrol ettiğine bağlı"</h5>
<div class='date'>17 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<p>Bildiride, İran’ın müzakerelerde varılan uzlaşma doğrultusunda iyi niyet olarak sınırlı sayıda sivil geminin kontrollü geçişine onay verdiğini; ancak ABD’nin “geçmiş dönemlerde olduğu gibi” taahhütlerine bağlı kalmayarak deniz ablukasını sürdürdüğü belirtildi.</p>
<p>Bildiride bu nedenle, Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapatıldığı ve ABD’nin, İran’a gelen ve İran’dan giden gemilerin serbest dolaşımına izin verilene kadar boğazdaki sıkı denetimi sürdüreceği vurgulandı. (TY)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:40:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Yerebatan Sarnıcı’na girişler bugünden itibaren 1 TL]]></title><link>https://bianet.org/haber/yerebatan-sarnicina-girisler-bugunden-itibaren-1-tl-318863</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/yerebatan-sarnicina-girisler-1-tl-oldu.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/yerebatan-sarnicina-girisler-bugunden-itibaren-1-tl-318863</guid><description><![CDATA[Müzenin tapusunun İBB’den alınmasının ardından, İBB’ye 15 gün içinde tahliye bildirimi yapıldı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un en önemli kültürel miraslarından biri olan Yerebatan Sarnıcı’nın tapusu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden (İBB) alınarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edilmesinin ardından İBB’ye, sarnıcı 15 gün içinde boşaltması yönünde bildirim yapıldı.</p>
<p>İBB ise dün (17 Nisan) yaptığı açıklamada, müzeye giriş ücretinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için bugünden itibaren 1 TL olacağını duyurdu.</p>
<a href='/haber/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi-318441' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/07/yerebatan-sarnici-ibbden-alindi.jpg' alt='Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Yerebatan Sarnıcı, İBB’den alındı</h5>
<div class='date'>7 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Mahir Polat: Yerebatan sizindir</h3>
<p>İBB Genel Sekreter Yardımcısı ve İBB Miras’ın kurucusu Mahir Polat, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şöyle dedi:</p>
<p><em>“Yerebatan Sarnıcı için verdiğimiz tüm emeklerimiz güzel İstanbullu hemşehrilerimize helal olsun. Eskisinin ziyaretçi sayısını beş katına çıkardık. Rüya gibi bir restorasyonla 3 yılda 10 milyon turist çektik. Türkiye’nin açık ara en çok turizm geliri elde edilen müzesi yaptık. Buradaki gelir İstanbul’da yaşayan yoksullara sosyal yardım olarak gidiyordu. Yerebatan sizindir.” </em></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Yerebatan Sarnıcı için verdiğimiz tüm emeklerimiz güzel İstanbullu hemşehrilerimize helal olsun.<br><br>Eskisinin ziyaretçi sayısını 5 katına çıkardık. Rüya gibi bir restorasyonla 3 yılda 10 milyon turist çektik. Türkiye’nin açık ara en çok turizm geliri elde edilen müzesi yaptık.… <a href="https://t.co/2SjAUdBIpd" target="_blank" rel="nofollow noopener">https://t.co/2SjAUdBIpd</a> <a href="https://t.co/cFXnFElQNX" target="_blank" rel="nofollow noopener">pic.twitter.com/cFXnFElQNX</a></p>
— Dr. Mahir Polat (@mhrpolat) <a href="https://twitter.com/mhrpolat/status/2045193442746302597?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow noopener">April 17, 2026</a></blockquote>
<div class="box-1">
<h3>Yerebatan Sarnıcı hakkında</h3>
<p>İstanbul’un Sultanahmet semtinde, Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde (6. yüzyıl) inşa edilmiş büyük bir yeraltı su sarnıcı. “Binlerce Sütun Sarnıcı” olarak da bilinir.</p>
<p>Yaklaşık 9 bin 800 m² alan kaplar ve 336 mermer sütunla desteklenir, sütunların bir kısmı farklı dönemlerden ve eski yapılardan getirilmiş malzemelerden yapılmıştır.</p>
<p>Bizans döneminde şehrin su ihtiyacını karşılamak ve saraylara su sağlamak amacıyla kullanılmıştır.</p>
<p>Sarnıcın en dikkat çekici özelliklerinden biri, suyun yansımasıyla sütunların görsel olarak etkileyici bir atmosfer yaratmasıdır. Günümüzde hem tarihi hem de turistik bir mekân olarak ziyaretçilere açıktır ve özellikle Medusa başlı sütunlar ile ışıklandırılmış bölümleri büyük ilgi görmektedir. (TY)</p>
</div><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 14:05:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları: Nurettin Yedigöl nerede?]]></title><link>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-nurettin-yedigol-nerede-318862</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/cumartesi-anneleri-insanlari-nurettin-yedigol-nerede-1.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-nurettin-yedigol-nerede-318862</guid><description><![CDATA[Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1981’de gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sorarak, hakikatin açığa çıkarılması ve sorumluların yargılanması çağrısı yaptı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1099. hafta buluşmasında 45 yıldır akıbeti gizlenen Nurettin Yedigöl için adalet talebiyle bir araya geldi.</p>
<p>Yapılan açıklamada, gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin gizlenmesinin aileleri bilinçli bir belirsizliğe ve dinmeyen bir acıya mahkum ettiği belirtilirken, hakikati bilme hakkının kayıp yakınları için yaşama hakkı kadar hayati olduğu vurgulandı.</p>
<p>Cumartesi İnsanları adına basın açıklamasını İkbal Eren okudu.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-meclis-raporu-18-subatta-aciklanmisti-uygulamada-adim-yok-317726' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/14/cumartesi-anneleri-1094-haftada-yusuf-eristi-icin-adalet-istedi.jpg' alt='Cumartesi Anneleri: Meclis raporu 18 Şubat’ta açıklanmıştı, uygulamada adım yok' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri: Meclis raporu 18 Şubat’ta açıklanmıştı, uygulamada adım yok</h5>
<div class='date'>14 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“İşkenceyle öldürülen bedeni kaybedildi”</h3>
<p>İkbal Eren, 26 yaşındaki Nurettin Yedigöl’ün Erzincanlı olduğunu, 1970’li yıllarda üniversite eğitimi için İstanbul’a geldiğini ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Öğrencilik yıllarında ve sonrasında sosyalist gençlik hareketi içinde aktif olarak yer alan Yedigöl hakkında, 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından yakalama kararı çıkarıldığını belirten Eren, şöyle devam etti:</p>
<p>“Nurettin Yedigöl, 12 Nisan 1981 tarihinde İdealtepe’de bir eve düzenlenen baskınla gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Gayrettepe’deki 1. Şube’sine götürüldü. Burada ağır işkenceye maruz kaldı. İşkenceyle öldürülen bedeni kaybedildi.”</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-34-yil-once-kaybedilen-nezir-acarin-akibetini-sordu-318610' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/11/cumartesi-anneleri-insanlari-34-yil-once-kaybedilen-nezir-acarin-akibetini-sordu.jpg' alt='Cumartesi Anneleri / İnsanları 34 yıl önce kaybedilen Nezir Acar’ın akıbetini sordu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>1098. HAFTA</h6>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri / İnsanları 34 yıl önce kaybedilen Nezir Acar’ın akıbetini sordu</h5>
<div class='date'>11 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Tanıklıkları araştırmak yerine inkarı tercih ettiler”</h3>
<p>Eren, baba İsmail Yedigöl’ün 12 Eylül’ün baskı ortamına rağmen oğlunu aramaktan vazgeçmediğini, başta Kenan Evren olmak üzere tüm yetkili makamlara başvurduğunu söyledi.</p>
<p>Ancak İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Nurettin Yedigöl’ün hiç gözaltına alınmadığını iddia ettiğini hatırlatan Eren, buna karşın 10 kişinin Yedigöl’ü siyasi şubede gördüklerine tanıklık ettiğini belirtti.</p>
<p>Tanıkların “Şahidiz, işkencede öldürüldü” dediğini aktaran Eren, savcılığın ise bu beyanları araştırmak yerine inkârı tercih ettiğini ifade etti.</p>
<a href='/haber/zamanasimi-adaleti-engelliyor-cumartesi-anneleri-baskin-dosyasini-hatirlatti-311980' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2025/09/27/zamanasimi-adaleti-engelliyor-cumartesi-anneleri-baskin-dosyasini-hatirlatti.jpg' alt='"Zamanaşımı adaleti engelliyor”: Cumartesi Anneleri Baskın dosyasını hatırlattı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Zamanaşımı adaleti engelliyor”: Cumartesi Anneleri Baskın dosyasını hatırlattı</h5>
<div class='date'>27 Eylül 2025</div>
</div>
</a>

<h3>“Üç ayrı soruşturma zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı”</h3>
<p>Eren, ailenin tüm başvurularının sonuçsuz bırakıldığını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen üç ayrı soruşturmanın zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldığını söyledi.</p>
<p>Anne Zeycan Yedigöl’ün son çare olarak 15 Şubat 2013’te Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu hatırlatan Eren, yüksek mahkemenin ise 10 Aralık 2015 tarihli kararıyla başvuruyu “zaman bakımından yetkisizlik” gerekçesiyle kabul edilemez bulduğunu belirtti.</p>
<p>Böylece Nurettin Yedigöl’ün akıbetinin bir kez daha zamanaşımıyla perdelendiğini söyleyen Eren, gözaltında kaybetmelerle ilgili tüm koşulların aydınlatılmasının devletin yükümlülüğü olduğunu vurguladı.</p>
<a href='/haber/cumartesi-anneleri-insanlari-aysenur-simsek-icin-adalet-istedi-315974' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/01/24/cumartesi-anneleri-insanlari-aysenur-simsek-icin-adalet-istedi.jpg' alt='Cumartesi Anneleri/İnsanları, Ayşenur Şimşek için adalet istedi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cumartesi Anneleri/İnsanları, Ayşenur Şimşek için adalet istedi</h5>
<div class='date'>24 Ocak 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Nurettin Yedigöl nerede?”</h3>
<p>İsmail ve Zeycan Yedigöl’ün hayatlarının sonuna kadar oğullarını aradığını hatırlatan Eren, “Şimdi biz onların bıraktığı yerden soruyoruz: Nurettin Yedigöl nerede?” dedi.</p>
<p>Açıklamanın devamında, “Onu devlet kayıtlarından silenler bilsinler ki Nurettin’in izini hafızamızda taşımaya devam edeceğiz. Unutmayacağız” denildi.</p>
<p>Cumartesi Anneleri/İnsanları, kaç yıl geçerse geçsin Nurettin Yedigöl ve tüm kayıplar için adalet talep etmekten, devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceklerini bir kez daha yineledi.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 13:02:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Onursal Adıgüzel'den açıklama: Bu iş tamamen siyasi]]></title><link>https://bianet.org/haber/onursal-adiguzel-den-aciklama-bu-is-tamamen-siyasi-318861</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/onursal-adiguzel-den-aciklama-bu-is-tamamen-siyasi-1.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/onursal-adiguzel-den-aciklama-bu-is-tamamen-siyasi-318861</guid><description><![CDATA[Ataşehir Belediyesi'ne yönelik gece yarısı 'yolsuzluk' iddiasıyla düzenlenen operasyonda Onursal Adıgüzel’in de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Ataşehir Belediyesi’ne gece yarısı operasyon yapıldı. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel dahil 21 kişi hakkında gözaltı kararı alındı. 18 kişi gözaltına alındı.</p>
<a href='/haber/belediye-baskani-onursal-adiguzel-dahil-21-gozalti-318856' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/18/onursal-adiguzel-gozaltina-alindi.png' alt='Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel dahil 21 gözaltı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>ATAŞEHİR BELEDİYESİ'NE OPERASYON</h6>
<h5 class='headline'>Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel dahil 21 gözaltı</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Bu yaşadıklarımız itibar suikastı"</h3>
<p>Gözaltına bulunan Adıgüzel avukatları aracılığıyla açıklama yayınladı. </p>
<p>Adıgüzel'in açıklaması şöyle:</p>
<p><em>"Sevgili Ataşehirli Komşularım,</em></p>
<p><em>Göreve geldiğim ilk günden bugüne Ataşehir’imizin çocukları, gençleri kadınları, ileri yaşta büyükleri için kamucu belediyecilik anlayışıyla gece gündüz çalıştım.</em></p>
<p><em>Bugün Atatürk Kütüphanemiz gençlere kapılarını açacaktı ve ben gençlerle birlikte ilk gün heyecanını gençlerle yaşayacaktım.</em></p>
<p><em>Haksız, hukuksuz yere gözaltında tutulan diğer arkadaşlarım gibi çeşitli iftiralarla bugün sizlerden Uzaktayım. Ataşehirli komşularım beni çok iyi tanır. Bu yaşadıklarımız tamamen siyasidir ve itibar suikastıdır.</em></p>
<p><em>Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacak ve biz tekrar buluşacağız"</em></p>
<figure class="image"><img src="https://static.bianet.org/2026/04/hglnvwdw4aagqpp.jpg" alt="">
<figcaption>Onursal Adıgüzel'in gözaltında el yazısı ile yazdığı not</figcaption>
</figure>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 12:27:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Hürmüz Boğazı'ndan ilk yolcu gemisi geçti]]></title><link>https://bianet.org/haber/hurmuz-bogazi-ndan-ilk-yolcu-gemisi-gecti-318859</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/hurmuzde-ilk-yolcu-gemisi-gecti.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/hurmuz-bogazi-ndan-ilk-yolcu-gemisi-gecti-318859</guid><description><![CDATA[Malta bayraklı Celestyal Discovery kruvaziyer gemisi 47 gün boyunca Dubai'de limanda kaldıktan sonra Hürmüz Boğazı'ndan geçen ilk yolcu gemisi oldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İran, hava sahasının bir bölümünü yeniden uçuşlara açarken, savaşın başlamasından bu yana ilk yolcu gemisi Hürmüz Boğazı’ndan geçti.</p>
<a href='/haber/her-sey-hurmuz-bogazi-ni-kimin-kontrol-ettigine-bagli-317793' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/17/her-sey-hurmuz-bogazi-ni-kimin-kontrol-ettigine-bagli.jpg' alt='"Her şey Hürmüz Boğazı&#39;nı kimin kontrol ettiğine bağlı"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Her şey Hürmüz Boğazı'nı kimin kontrol ettiğine bağlı"</h5>
<div class='date'>17 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>İran hava sahasını kısmen açtı</h3>
<p>İran Sivil Havacılık Kurumu, ülke hava sahasının bazı bölümlerinin yerel saatle 07.00 itibariyle uçuşlara açıldığını duyurdu. Açıklamada, hava sahasının özellikle doğu kesiminin uluslararası uçuşlara açık olduğu belirtildi.</p>
<p>İç hat uçuşlarının ise gerekli düzenlemelerin ardından kademeli olarak yeniden başlayacağı ifade edildi. Karar, bölgedeki güvenlik risklerinin kısmen azaldığı yönünde yorumlandı.</p>
<a href='/haber/iran-hurmuz-bogazi-ateskes-boyunca-acik-olacak-318842' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/iran-hurmuz-bogazi-tum-ticari-gemilerin-gecisine-acik-olacak.jpg' alt='İran: Hürmüz Boğazı ateşkes boyunca açık olacak' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>LÜBNAN ATEŞKESİ VURGUSU</h6>
<h5 class='headline'>İran: Hürmüz Boğazı ateşkes boyunca açık olacak</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Hürmüz Boğazı’ndan ilk yolcu gemisi geçti</h3>
<p>Bölgedeki gerilim sürerken deniz trafiğinde de dikkat çeken bir gelişme yaşandı. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana ilk yolcu gemisi Hürmüz Boğazı’ndan geçti.</p>
<p>MarineTraffic verilerine göre Malta bayraklı “Celestyal Discovery” adlı kruvaziyer gemisi, 28 Şubat’ta başlayan savaş sonrası mart ayı başında Dubai limanına yanaşmış ve 47 gün boyunca burada beklemişti.</p>
<p>Gemi, 17 Nisan’da limandan ayrılarak Türkiye saatiyle 17.30’da Hürmüz Boğazı’nı geçti. Umman’ın başkenti Muskat’a doğru ilerleyen gemi, savaş sonrası boğazdan geçen ilk yolcu gemisi olarak kayda geçti.</p>
<a href='/haber/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir-318549' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/iran-in-hurmuz-sartlari-gecenden-10-akce-gecmeyen-kendi-bilir.jpeg' alt='İran&#39;ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>HAMANEY: "BOĞAZIN YÖNETİMİNDE YENİ AŞAMA"</h6>
<h5 class='headline'>İran'ın Hürmüz şartları: "Geçenden 10 akçe, geçmeyen kendi bilir"</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Trump’tan İran’a ‘bombalama’ tehdidi</h3>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, Arizona ziyareti sonrası Washington’a dönerken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Trump, İran ile yapılması planlanan anlaşmaya ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>İran’daki zenginleştirilmiş uranyum konusunda konuşan Trump, “İran’a gideceğiz, onlarla birlikte çalışıp bunun yüzde yüzünü ABD’ye getireceğiz. Eğer anlaşamazsak bunu çok farklı şekilde yapacağız, çok da dostane olmayan bir şekilde yapacağız” dedi.</p>
<p>Trump, anlaşma sağlanamaması durumunda askeri seçeneklerin gündemde olacağını açık şekilde dile getirerek, “Belki ateşkesi uzatmam ancak Hürmüz’de ablukamız sürüyor. Yani abluka altındasınız ve maalesef yeniden bombalamak zorunda kalacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>ABD Başkanı ayrıca İran ile Lübnan’daki ateşkes sürecinin doğrudan bağlantılı olmadığını, ancak psikolojik olarak ilişkili olabileceğini söyledi.</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 11:17:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Seçil Erzan yeniden yargılanacak]]></title><link>https://bianet.org/haber/secil-erzan-yeniden-yargilanacak-318858</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/secil-erzan-yeniden-yargilanacak.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/secil-erzan-yeniden-yargilanacak-318858</guid><description><![CDATA[“Yüksek karlı gizli fon” vaadiyle dolandırıcılık suçlamasıyla yargılanan Seçil Erzan’a verilen 102 yılı aşkın hapis cezası istinaf mahkemesince bozuldu.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Eski banka yöneticisi Seçil Erzan hakkında verilen 102 yıl 2 ay 2 gün hapis cezası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozuldu.</p>
<p>“Yüksek karlı gizli fon” vaadiyle 41 kişiyi dolandırdığı iddiasıyla yargılanan Erzan’a ilişkin yerel mahkeme kararını inceleyen istinaf mahkemesi, hükmü hukuka aykırı bularak kaldırdı.</p>
<a href='/haber/secil-erzan-herkes-tefeci-gibi-davraniyordu-290474' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/01/12/secil-erzan-davasinda-ikinci-perde.jpg' alt='Seçil Erzan: Herkes tefeci gibi davranıyordu' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>YÜKSEK KARLI GİZLİ FON DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>Seçil Erzan: Herkes tefeci gibi davranıyordu</h5>
<div class='date'>12 Ocak 2024</div>
</div>
</a>

<h3>Dosya yeniden görülecek</h3>
<p>Mahkeme, yalnızca Erzan hakkında verilen cezayı değil, dosyadaki diğer sanıklara ilişkin kararları da farklı gerekçelerle bozdu.</p>
<p>Kararın ardından dosya, yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderildi.</p>
<p>Seçil Erzan davasına ilişkin yargı sürecinin yeniden başlayacağı belirtildi.</p>
<a href='/haber/semih-kaya-secil-erzan-dan-fazla-para-almadigini-iddia-etti-290588' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2024/01/15/semih-kaya-secil-erzan-dan-fazla-para-almadigini-iddia-etti.jpg' alt='Semih Kaya, Seçil Erzan&#39;dan fazla para almadığını iddia etti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>YÜKSEK KARLI GİZLİ FON DAVASI</h6>
<h5 class='headline'>Semih Kaya, Seçil Erzan'dan fazla para almadığını iddia etti</h5>
<div class='date'>15 Ocak 2024</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Seçil Erzan’ın bir bankanın Levent’teki şubesinde müdür olarak çalıştığı ve müşteki Bülent Çeviker’den kişisel güven ilişkisine dayalı 2 milyon dolar alarak yüksek kar vaadiyle yeniden kendisine iade edeceğini bildirdiği kaydedilmişti.</p>
<p>İddianamede, para karşılığında yazılı evrak verildiği ancak müşteki Çeviker’in daha sonra Erzan’a ulaşmaya çalışsa da bunun gerçekleşmediği, durumu bankaya bildirdiği, banka tarafından araştırma yapıldığı, Erzan hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade edilmişti.</p>
<p>Sanık Erzan’ın bu yöntemle futbolcular, iş insanları ve çeşitli meslek gruplarından müştekilere, yüksek kar getirisi olan güvenilir bir fon bulunduğunu ve kamuoyunda tanınan Fatih Terim ve Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek, müştekileri bu fona para yatırmaya ikna ettiği anlatılan iddianamede, gerçekte ise böyle bir fonun hiç olmadığının tespit edildiği belirtilmişti.</p>
<p>Seçil Erzan’ın müştekilerin verdiği paralara ilişkin sahte belgeler oluşturduğu bilgisine yer verilen iddianamede, Erzan’ın bu belgelere bankanın kaşesini ve ıslak imzasını atıp müştekilere teslim ettiği ve dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği ifadeleri yer almıştı.</p>
<p>İddianamede, sanık Erzan’ın “özel belgede sahtecilik” ve “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında nitelikli dolandırıcılık” suçlarından 109 yıldan 358 yıla kadar hapsi istenmişti.</p>
<p>Sanıklar Ali Yörük, Kerem Can, Hüseyin Eligül, Nazlı Can, Atilla Yörük ve Asiye Öztürk’ün de aynı suçlardan 3 ile 98 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, sanık Rüya Sağır’ın ise “nitelikli dolandırıcılık” suçundan 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.</p>
<p>İddianamede, Süleyman Aslan ve Mojtaba Haghani’nin “tefecilik” suçundan ayrı ayrı 2’şer yıldan 6’şar yıla kadar hapis ve 500 günden 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılması talep edilirken, Nur Erkasap’ın ise “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında dolandırıcılık” suçundan 9 yıldan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülmüştü.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve bu dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilen iddianamede ise Hakan Ateş ve Mehmet Aydoğdu’nun 24 müştekiye karşı “nitelikli dolandırıcılık” suçunu işledikleri iddiasıyla 72’şer yıldan 240’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti.</p>
<p>Yargılama sürecinde Candaş Gürol hakkında açılan dava da birleştirilmişti.</p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:25:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu sayısı 9’a yükseldi]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklu-sayisi-9a-yukseldi-318857</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/gulistan-doku-sorusturmasi-abakarov-dahil-6-kisi-tutuklandi-1.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasinda-tutuklu-sayisi-9a-yukseldi-318857</guid><description><![CDATA[Soruşturma kapsamında tutuklananlar arasında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in yakın koruması Şükrü Eroğlu da bulunuyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınıp, adliyeye sevk edilen 9 şüpheliden aralarında Zeinal Abakarov’un da olduğu 5'i ‘suç delillerini gizleme ve yok etme’den, 1’i de abla Aygül Doku’ya karşı ‘yağma’ suçundan tutuklandı.</p>
<a href='/haber/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu-318758' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu.jpg' alt='Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>GÜNCELLENİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Tutuklu sayısı 9'a yükseldi</h3>
<p>Tutuklananlar arsında Abarakov’un polis olan üvey babası olan Engin Yücer de var.</p>
<p>6 yıldır kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku hakkında yürütülen soruşturma kapsamında bugün ifadeleri alınan şüpheliler Celal Altaş, Nurşen Arıkan, Ferhat Güven, Cemile Yücer hakkında tutuklama kararı verildi.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisi-tuncay-sonel-ve-eski-bashekim-gozaltinda-318849' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/gulistan-doku-sorustmasi-tuncay-sonel-gozaltinda.webp' alt='Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisi Tuncay Sonel ve eski başhekim gözaltında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisi Tuncay Sonel ve eski başhekim gözaltında</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Dönemin AKP Tunceli İl Başkanı ve şu anki AKP İzmir İl Yönetim Kurulu üyesi Cihan Açıkgöz'ün yeğeni Uğurcan Açıkgöz ise yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol uygulanması şartıyla serbest bırakıldı.</p>
<p>Savcılıktaki ifadesinin ardından tutuklanma talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in o dönem koruma polisliğini yapan Şükrü Eroğlu da hakimlikte yeniden yapılan sorgusunun ardından tutuklandı.</p>
<p>Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 9’a yükseldi.</p>
<p>Dün adliyeye çıkarılan Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in işlemleri ise devam ediyor.</p>
<div class="box-1">
<h3>Dün neler oldu?</h3>
<p>Soruşturmada adı geçen eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında da "suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Bakanlıktan yapılan açıklamada açığa alındığı ifade edilen Sonel'in Elazığ'da gözaltına alındığı bildirildi.</p>
<p>Soruşturmada "delilleri yok etme" suçundan tutuklanan Gökhan Ertok'un ise etkin pişmanlıktan yararlanmak istediği öğrenildi. Ayrıca Sağlık Bakanlığı "hastane kayıtlarının silindiği" iddiaları üzerine ilgili hastaneye yönelik soruşturma başlattı ve Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir Bursa’da gözaltına alındı.</p>
<p>Soruşturma kapsamında dün adliyeye sevk edilen dönemin valisi Tuncay Sonel ve hastanede kayıtları sildirdiği düşünülen hastane başhekimi Çağdaş Özdemir'in sorguları devam ediyor.</p>
</div>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 08:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel dahil 21 gözaltı]]></title><link>https://bianet.org/haber/belediye-baskani-onursal-adiguzel-dahil-21-gozalti-318856</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/onursal-adiguzel-gozaltina-alindi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/belediye-baskani-onursal-adiguzel-dahil-21-gozalti-318856</guid><description><![CDATA[İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ataşehir Belediyesi’ne gece yarısı operasyonu düzenlendi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Ataşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon yapıldı.</p>
<p>Başsavcılık tarafından yapılan açıklamaya göre, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel ile bazı birim amirleri ve personel hakkında “rüşvet”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma” ile “ihaleye fesat karıştırma” suçlamalarıyla işlem başlatıldı.</p>
<a href='/haber/chp-ankara-il-baskani-umit-erkol-dahil-9-kisi-tutuklandi-318622' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/12/chp-ankara-il-baskani-erkol-dahil-9-kisi-adliyeye-sevk-edildi.jpeg' alt='CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol dahil 9 kişi tutuklandı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol dahil 9 kişi tutuklandı</h5>
<div class='date'>12 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>45 adrese polis baskını</h3>
<p>İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p>
<div class="box-13">
<p><em>“İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2025/256622 sayılı soruşturma kapsamında; Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya ile ilgili birim amirleri ve personellerinin ihale, imar ve iskan işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine şüpheliler hakkında “Rüşvet, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Yönetme ve Üye Olma ile İhaleye Fesat Karıştırma” suçlarından soruşturma başlatılmıştır.</em></p>
<p><em>Soruşturma sürecinde; şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edilmiş, iskan ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığına dair bulgulara ulaşılmıştır. Bu kapsamda gerekli teknik çalışmalar yürütülmüş, tanık ve mağdur beyanları alınmış, şüphelilerin ifadelerine başvurulmuştur. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar neticesinde suçun unsurları ve organizasyon yapısı detaylı şekilde tespit edilmiştir.</em></p>
<p><em>Yapılan incelemelerde; Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında milyon dolarları bulan rüşvetler alındığı, bu süreçte ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığı gerçekleştirildiği belirlenmiştir. Ayrıca belediye yetkilileri ile bazı firma sahiplerinin birlikte hareket ettikleri, rüşvet miktarlarının projelerin niteliğine göre belirlendiği ve alınan rüşvetlerin belediye içerisindeki konum ve yetkiye göre paylaştırıldığı tespit edilmiştir.</em></p>
<p><em>Elde edilen deliller doğrultusunda, suç örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi, delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla ilimizde 45 adreste 17.04.2026 tarihinde eş zamanlı arama, elkoyma ve gözaltı işlemi gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda toplamda 18 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alınmış ve çok sayıda dijital materyale el konulmuştur. 2 firari şahsın ise yakalama çalışması devam etmektedir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığımızca tüm suç türlerinde olduğu gibi Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ile mücadele amacıyla yürütülen soruşturmalar titizlikle ve kararlılıkla devam edecektir.“</em></p>
</div>
<a href='/haber/chp-li-mersin-yenisehir-belediyesi-ne-operasyon-31-kisi-gozaltinda-318559' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/10/chp-li-mersin-yenisehir-belediyesi-ne-operasyon-31-kisi-gozaltinda.jpg' alt='CHP&#39;li Mersin Yenişehir Belediyesi&#39;ne operasyon: 31 kişi gözaltında' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>CHP'li Mersin Yenişehir Belediyesi'ne operasyon: 31 kişi gözaltında</h5>
<div class='date'>10 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>21 kişi hakkında gözaltı kararı verildi</h3>
<p>Haklarında gözaltı kararı bulunan kişiler ve görevleri şöyle:</p>
<p> 1.⁠ <strong>⁠Onursal Adıgüzel</strong> – Ataşehir Belediye Başkanı<br> 2.⁠ <strong>⁠Birkan Birol Yıldız</strong> – Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı<br> 3.⁠ <strong>⁠Oğuz Kaya</strong> – Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı<br> 4.⁠ <strong>⁠Orhan Aydoğdu</strong> – Ataşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı<br> 5.⁠ <strong>⁠Mürteza Kutluk</strong> – Ataşehir Belediyesi Mali İşler Müdürü<br> 6.⁠ <strong>⁠Alpay Arslan</strong> – Ataşehir Özel Kalem Müdürü<br> 7.⁠ <strong>⁠Aysun Gökçen</strong> – Ataşehir Yapı Kontrol Müdürü<br> 8.⁠ <strong>⁠Basri Onur Dedetaş</strong> – Ataşehir Ruhsat ve Denetim Müdürü<br> 9.⁠ <strong>⁠Aslı Sevinç</strong> <strong>Afat</strong> – Ataşehir Belediyesi Mimar<br>10.⁠ <strong>⁠Nimet Karademir</strong> – Ataşehir Plan Proje Müdürü<br>11.⁠ <strong>⁠Gülbin Ergünay</strong> – Ataşehir Belediyesi İmar Ruhsat Müdürü<br>12.⁠ <strong>⁠Mehmet Yılmaz</strong> – Ataşehir Zabıta Komiser Yardımcısı<br>13.⁠ <strong>⁠Çağlar Kaya</strong> – Birkan Birol Yıldız Şoförü<br>14.⁠ <strong>⁠Doğancan Topal</strong> – Onursal Adıgüzel Şoförü<br>15.⁠ <strong>⁠Ezgi Nur Yılmaz</strong> – Yapı İmar Müdürü<br>16.⁠ <strong>⁠Cengiz Gündoğan</strong> – Ataşehir Belediye Çalışanı<br>17.⁠ <strong>⁠Mesut Bayram</strong> – BAO Yapı Ltd. Şti.<br>18.⁠ <strong>⁠Fatih Velioğlu</strong> – Proce Mimarlık<br>19. <strong>Haydar Battal</strong> – Belediye Çalışanı<br>20. <strong>Murat Gerger</strong> – MG Yapı<br>21. <strong>Erhan Çelebi</strong> – Asraş Yapı</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 08:24:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Budapeşte’de demokrasi için bahar vakti]]></title><link>https://bianet.org/yazi/budapestede-demokrasi-icin-bahar-vakti-318789</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/yazi/2026/04/16/budapestede-demokrasi-icin-bahar.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/yazi/budapestede-demokrasi-icin-bahar-vakti-318789</guid><description><![CDATA[Birçok kişi için geçen pazar günü yapılan seçimlerde rejimin yenilgisi, 1990’daki devlet sosyalizminden çıkış süreci kadar tarihsel bir an olarak görüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Viktor Orbán’ın Macaristan genel seçimlerinde yenilgiyi kabul etmesinden dakikalar sonra, çoğunluğu genç olan on binlerce insan büyük bir coşku içinde Budapeşte sokaklarına döküldü. Hiç tanışmayan insanlar birbirleriyle çak yaptı, kol kola girdi, şarkılar söyleyip <em>Szabad Magyarország!</em> (Özgür Macaristan) ve yeniden canlanan 1956 devrim sloganı <em>Ruszkik haza</em> (Ruslar evine!) sloganları attı. Kendimi “O gitti, işi bitti! Kim olduğunuzu hiç bilmiyorum ama sizi çok seviyorum!” diyen coşkulu bir gencin kollarında buldum. </p>

<p>Macaristan seçim tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir gecede, rejimin yenilgisi tüm boyutlarıyla ortaya çıkınca, korna seslerinin kakofonisi ve tezahürat yapan ve slogan atan gruplar eşliğinde insanlar AB bayrakları ve üç renkli Macar bayrağını salladı, otobüs duraklarının üstüne çıktı, Fidesz'in seçim afişlerini söküp parçaladı ve ayaklarıyla ezdi.</p>
<p>Kutlama yapan genç, kentli sol-liberal kitlelerin çoğunun oy verdikleri Tisza partisinden daha radikal, daha ilerici ve daha kozmopolit olduğuna şüphe yok. Ancak 16 yıllık yolsuzlukla dolu kötü yönetim ve demokrasinin gerilemesinin ardından, bu seçim ya hep ya hiç niteliğindeydi; Tisza’nın seçim sloganı <em>Most Vagy Soha!</em> (Ya Şimdi Ya Asla) bunu özetliyordu. Her ne kadar bazı çekinceler olsa da Péter Magyar’ın zaferinin umudu yeniden canlandırdığına ve liberal olmayan bir demokraside otokratik yönetimin yenilmezliği ve kaçınılmazlığı yanılsamasını ortadan kaldırdığına şüphe yok. </p>
<p>Rejimin küçük düşürücü yenilgisinin yarattığı coşkunun ve Orbán’ın mağlup ve güçsüz kalışının sunduğu manzaradan duyduğumuz filtrelenmemiş anlık tatminin ötesinde, demokratik düzeni yeniden tesis etme görevi, yani verilen zararı telafi etmek ve umudu canlı tutmak, hâlâ çok zorlu bir görev. </p>
<p>Macaristan Helsinki Komitesi, demokrasinin yeniden tesis edilebilmesi için temel hakları ve hukukun üstünlüğünü zedeleyen baskıcı uygulamaların ortadan kaldırılması ve bağımsız medya ile etkili denge ve denetim mekanizmaları da dahil olmak üzere kurumların yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı: <em>“Bu, hem bir fırsat ve hem de bir sorumluluk anı: Demokratik yenilenme seçimlerle başlar, ancak bunun hayata geçirilmesi, seçimlerden sonraki dönemde gösterilecek sürekli bir kararlılığa bağlıdır.”</em></p>
<p>Kutlamaların ertesi sabahında yayımlanan bir açıklamada <a href="https://www.hrw.org/news/2026/04/13/hungary-new-government-needs-to-restore-rule-of-law" target="_blank" rel="nofollow noopener">Human Rights Watch (HRW)</a> da benzer şekilde yeni hükümete, “yıllar süren gerilemenin ardından temel hakları yeniden tesis etmek, kötüye kullanılan yasa ve kurumları ortadan kaldırmak ve demokratik kurumları güçlendirmek için derhal adım atma” çağrısında bulundu. Yargı bağımsızlığının yeniden sağlanması, kararnameyle yönetimin sona erdirilmesi ve eleştirmenleri hedef almak için kullanılan yasaların yürürlükten kaldırılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Fidesz’in 2010’da açık farkla elde ettiği zaferinden bu yana – Viktor Orbán’ın “sandıkta devrim” ve “ulusal birlik için yeni bir rejim” <a href="https://www.reuters.com/article/us-hungary-election-idUSTRE63O1KB20100425" target="_blank" rel="nofollow noopener">ilan ettiği</a> dönemden itibaren – iktidar partisi kaba bir yerlici siyaset anlayışını devletin ele geçirilmesiyle birleştirdi ve derin yolsuzluğu kurumsallaştırdı; dost ve aile çevrelerinden oluşan oligark ağları, devlet kaynaklarını engelsiz biçimde yağmaladı. Avrupa Birliği’nin uzun süre etkili bir engelleme ortaya koyamaması nedeniyle, rejim gözler önünde demokrasinin liberal unsurlarını sistematik biçimde ortadan kaldırdı. Avrupa Komisyonu uyandığında, Macaristan’daki devlet ele geçirme süreci her yönüyle fiilen tamamlanmıştı.</p>
<p>Meşru muhalif figürler düzenli olarak ulusun düşmanı, uluslararası komploların piyonları olarak tanımlandı; keyfi iktidar uygulamalarına karşı çıkan sivil toplum aktörleri ise rejim yanlısı medya tarafından paralı ajanlar ve hainler olarak damgalandı ve istihbarat servislerinin yasa dışı gözetimine maruz bırakıldı.</p>
<p>Orbán’ın sert yerlilikçiliği ve “etnik homojenliği” koruma gerekliliğine dair tekrarlanan tiradları, devlet kontrolündeki medyanın yıllardır sürdürdüğü amansız göçmen karşıtı resmi propaganda ile birleşerek düşmanlık ve ırkçılığın toksik bir şekilde normalleşmesine yol açtı. 2022’de, Batı Avrupa’nın “karma ırklı dünya”sına karşı Macaristan’ın böyle bir ülke olmadığını söylemesi <a href="https://www.reuters.com/world/europe/hungarys-orban-says-his-anti-immigration-stance-not-rooted-racism-after-backlash-2022-07-28/" target="_blank" rel="nofollow noopener">geniş çaplı tepkilere</a> neden oldu.</p>
<p>Ülkedeki azınlıklar söz konusu olduğunda Orbán, <a href="https://www.reuters.com/article/ukraine-crisis-austria-hungary/hungarys-orban-says-his-anti-immigration-stance-not-rooted-in-racism-after-backlash-idUSL8N2Z93T3" target="_blank" rel="nofollow noopener">Macaristanlı Romanları</a> tarihsel bir yük olarak nitelendirdi ve 2020’de <a href="http://www.errc.org/news/orban-weighs-in-against-court-ruling-and-calls-for-justice-for-segregationists" target="_blank" rel="nofollow noopener">okul ayrımcılığına ilişkin bir dava</a> sonrasında <a href="https://www.jstor.org/content/oa_chapter_edited/j.ctv18gfz6v.10?seq=1" target="_blank" rel="nofollow noopener">şöyle konuştu</a>: “Bir azınlığın kendini evinde hissetmesi için çoğunluğun kendi kasabalarında, köylerinde ya da vatanlarında kendilerini yabancı hissetmesi söz konusu olamaz. Bu kabul edilemez. Ve ben başbakan olduğum sürece böyle bir şey olmayacak. Çünkü burası yerli halkın ülkesi…”</p>
<p>Brüksel’de <a href="https://www.europarl.europa.eu/news/en/press-room/20220909IPR40137/meps-hungary-can-no-longer-be-considered-a-full-democracy" target="_blank" rel="nofollow noopener">Avrupa Parlamentosu</a>, Macaristan’ın artık tam anlamıyla bir demokrasi olarak görülemeyeceğini belirten bir kararı kabul etti; Macar hükümetinin Avrupa değerlerini zayıflatmaya yönelik “kasıtlı ve sistematik çabalarını” kınadı ve Avrupa Konseyi ile Komisyon’un yeterince kararlı davranmamasının ülkede “seçimli otokrasiye dayalı hibrit bir rejimin” ortaya çıkmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p>
<h3>“Ülkemizi bu suç örgütünden geri alma zamanı geldi”</h3>
<p>Birçok kişi için geçen pazar günü yapılan seçimlerde rejimin yenilgisi, 1990’daki devlet sosyalizminden çıkış süreci kadar tarihsel bir an olarak görüldü. Kutlama yapanlar arasında, Şubat ayında siyasi motivasyonlu bir davada bir kamu görevlisine karşı toplu şiddet suçlamasıyla yargılanan 75 yaşındaki Metodist papaz <a href="https://wmn.hu/wmn-szuro/66598-ivanyi-gabor-artatlan-birosag-razzia-nav" target="_blank" rel="nofollow noopener">Gábor Iványi</a> de vardı. Iványi, “Hayatımda ikinci kez bir rejim değişiminin coşkusunu yaşıyorum—yolsuz ve insanlık dışı bir rejimin çöküşü” dedi ve “yenilenen bir Macaristan’ın en kırılgan kesimlere nasıl sahip çıkılacağı konusunda örnek olmasını” umduğunu belirtti.</p>
<p>Tarihçi Krisztián Ungváry ise ertesi sabah hissettiklerini şöyle ifade etti: “Üzerime giderek güçlenen acı dalgaları çarpıyor. İstismarcı bir ilişkiden kurtulmuş olmamıza sevinmem gerekirken, o saf sevinci hissedemiyorum. Bu on altı yılın acısı içimde yeniden yüzeye çıkıyor. Kendi kaderim nedeniyle değil: işyerimin yok edilmesine katlandım, yıllarca işsiz kaldım, hakaretlere alıştım ve sansür ile dışlanmayı bir tür tanınma, hatta ayrıcalık olarak görmeye başladım.”</p>
<p>Ungváry, rejimin eğitim ve sağlık sistemine verdiği büyük zararı ve kamusal hayatı zehirlemesini unutamayacağını söyledi: “Yıkılan geçim kaynaklarını, Facebook paylaşımları nedeniyle yapılan ihbarları, kurumsallaşmış korku sistemini, sinsi tehdit ortamını, uyuşturucu ve çocukların alınacağı tehdidiyle yapılan oy satın alma düzeneklerini unutamam.”</p>
<p>Önümüzdeki görev son derece zor olsa da seçim zaferi büyük bir adım anlamına geliyor. Péter Magyar’ın Tisza partisiyle üçte iki çoğunluk elde edebileceği fikri, 2024’te “Adım adım, tuğla tuğla vatanımızı geri alıyor ve egemen, modern, Avrupa’ya ait yeni bir ülke kuruyoruz” dediğinde çoğu kişi için düşünülemezdi.</p>
<p>Magyar, 2024’te Tisza’nın başına geçtiğinden bu yana partiyi hayal kırıklığına uğramış muhafazakârlardan oluşan küçük bir yapıdan, 20 binden fazla üyesi olan kitlesel bir muhalefet hareketine dönüştürdü. Mayıs 2024 Avrupa seçimlerinde Tisza, yaklaşık yüzde 30 oy alarak ikinci oldu ve Brüksel’de yedi sandalye kazandı.</p>
<p>Merkez sağdaki parti, belirli bir etiketle tanımlanmaya direndi ve ideoloji konusunda muğlak kaldı ve bu pek çok kişi tarafından, muhafazakar ve liberal değerler arasında ustaca manevralar yapan Magyar'ın kendi politikasının bir uzantısı olarak nitelendirildi. Kampanya boyunca Magyar, “kültür savaşı” tartışmalarına girmekten kaçındı, böylece Fidesz’in propaganda alanını daralttı; yasadışı göçle mücadele edeceğini ve Fidesz’in aile desteklerini sürdüreceğini söyledi. Tisza, yolsuzlukla mücadeleye, AB ile ilişkilerin normalleştirilmesine ve dondurulan milyarlarca avroluk fonun serbest bırakılmasına, ayrıca sosyal konut, eğitim ve sağlık yatırımlarına odaklandı.</p>
<p>Her şeyden önemlisi Magyar, daha iyi bir gelecek umudu ve sistem değişikliği ihtimalini dile getirdi. Kasaba ve köylerde yürüttüğü yoğun kampanya ve ulusal televizyonlardan dışlanmasına rağmen sosyal medyayı etkili kullanması sayesinde, yurtseverlik kavramını yeniden sahiplenerek daha insani bir Macaristan vizyonuyla ilişkilendirdi.</p>
<p>Buna karşılık Fidesz’in kampanyası yılgın görünüyordu. “Her zamanki düzenin” devamını vaat eden ve dış tehditler üzerinden korku yaratan söylem, ekonomik durgunluk, yüksek enflasyon ve sağlık ile eğitim altyapısındaki bozulmadan yorulan seçmenleri ikna edemedi.</p>
<p>Seçim günü yaklaştıkça ve Fidesz anketlerde geriye düştükçe, iktidar partisi casusluk iddiaları, devlet görevlilerinin tehdit ve şantajları, Rusya müdahalesi iddiaları, mitinglerde fiziksel saldırılar ve yoksul bölgelerde oy satın alma ve seçmen baskısı gibi çok sayıda skandal ve tartışmanın ortasında kaldı.</p>
<p>Üstüne üstlük ABD Başkan Yardımcısı Vance, Orbán’ı desteklemek üzere ortaya çıktı ve AB’yi hiç de ironi yapmadan bir ülkenin seçimlerine yönelik en kötü dış müdahale örneklerinden birini sergilemekle suçladı. Buna karşılık Péter Magyar, “Hiçbir yabancı ülke Macaristan seçimlerine müdahale edemez. Burası bizim ülkemiz. Macaristan’ın tarihi Washington’da, Moskova’da ya da Brüksel’de yazılmıyor – Macaristan’ın sokaklarında ve meydanlarında yazılıyor” dedi.</p>
<h3>Zaman kaybına yer yok</h3>
<p>Zafer konuşmasında Magyar, Cumhurbaşkanı’na “hükümeti kurması ve ardından görevden ayrılması” çağrısında bulundu ve “tüm kuklalarının da aynısını yapmasını” istedi. Ertesi gün yaptığı basın toplantısında ise parlamentonun 5 Mayıs’a kadar toplanması gerektiğini söyledi: “Kaybedecek zaman yok, ülke Orbán hükümeti tarafından soyuldu, borçlandırıldı ve yıkıma uğratıldı.”</p>
<p>Macaristan'ın yerinin Avrupa Birliği'nde olduğunu tekrar vurguladı ve dondurulmuş milyarlarca avronun serbest bırakılması için müzakerelere başladığını duyurdu. Bu amaçla, Avrupa Kamu Savcılığı'na katılacağını, basın özgürlüğünü garanti edeceğini ve akademik özgürlükleri yeniden tesis edeceğini belirtti. Adalet konusuna gelince, Viktor Orbán'ın hapse girip girmeyeceği sorulduğunda Magyar, “Eski bir başbakanın hapse girip girmeyeceğine karar vermek bir politikacının, bir başbakanın veya bir parti başkanının işi değildir” dedi ve “yeni hükümetin görevi, soruşturma makamlarının ve yargının bağımsızlığını ve işleyişini sağlamaktır” diye ekledi.</p>
<p>Gençlerin umutları ve ne yapılması gerektiği konusunda ise belki de en isabetli sözler, 18 yaşındayken lise öğrencilerinin önderlik ettiği bir protesto gösterisinde yaptığı sözlü çıkışla rejimi ilk kez öfkelendiren aktivist Lili Pankotai’ye aitti. </p>
<p>O, işten atıldığı, mahkemeye çağrıldığı, devlet medyası tarafından alçakça ve kadın düşmanı propagandalara maruz kaldığı ve uydurma suçlamalarla devlet güvenlik güçleri tarafından soruşturulduğu son üç yıl boyunca, Tisza'da üçte iki çoğunluk elde etmek için yılmadan kampanya yürüttüğünü hatırlattı. Pazar günkü sonuçların ardından, Pazartesi sabahı yine hükümete eleştirel bir “muhalefet” üyesi olarak uyanacağını güvenle söyleyebildi, çünkü Fidesz rejimini devirmek ötesinde, “Yapılacak işler var, değerli yurttaşlar! Yeni bir anayasa, kamu idaresinin yeniden düzenlenmesi, çoğulcu bir demokrasinin kurulması — ve liste uzayıp gidebilir. Dans ve iş daha yeni başlıyor! Ancak bundan sonra gerçek bir rejim değişikliğinden söz edebiliriz, çünkü önümüzde daha uzun ve daha zorlu bir yol uzanıyor.” (BR/Mİ/VK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 07:00:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Papa XIV. Leo: "Dünya bir avuç zorba tarafından harap ediliyor"]]></title><link>https://bianet.org/haber/papa-xiv-leo-dunya-bir-avuc-zorba-tarafindan-harap-ediliyor-318855</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/papa-xiv-leo-dunya-bir-avuc-zorba-tarafindan-harap-ediliyor.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/papa-xiv-leo-dunya-bir-avuc-zorba-tarafindan-harap-ediliyor-318855</guid><description><![CDATA[Trump'ın saldırılarına doğrudan yanıt vermeyeceğini söyleyen Katoliklerin ruhani lideri,  yağma savaşlarına yönelik eleştirilerini sertleştiriyor. Leo, Kamerun'da savaşlarını Hristiyanlık söylemleriyle meşrulaştırma gayretinde olanları kınadı: "Vay onların haline" dedi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Papa Leo, Kamerun ziyaretinde yaptığı konuşmalarda savaşlara milyarlar harcayan liderleri sert sözlerle eleştirdi ve dünyanın “bir avuç tiran tarafından harap edildiğini” söyledi.</p>
<p>Papa'nın çok alışıldık olmayan sertlikteki açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyada Leo'ya yönelik saldırılarının ardından geldi. </p>
<p>Vatikan tarihindeki ABD uyruklu ilk papa olan Leo ayrıca, savaşları meşrulaştırmak için dinsel söylemlere başvuran liderleri de kınadı ve yaklaşık on yıldır süren ve binlerce kişinin ölümüne yol açan bir iç çatışmanın yaşandığı Kamerun’un İngilizce konuşulan bölgelerindeki en büyük şehirde düzenlediği açık hava toplantısında “kararlı bir rota değişikliği” çağrısında bulundu.  </p>
<p>Leo, “Savaşın efendileri, yok etmeye sadece bir anın yettiğini bilmez gibi davranıyorlar, oysa yeniden inşaya çoğu zaman bir ömür bile yetmez,” ded.  </p>
<p>“Milyarlarca doların öldürme ve yıkım için harcandığı gerçeğine gözlerini kapatıyorlar, oysa iyileşme, eğitim ve yeniden inşa için gereken kaynaklar ortada yok.”  </p>
<p>Trump’ın Leo’ya yönelik saldırıları, papanın Afrika’daki dört ülkeyi kapsayan iddialı turunun arifesinde başlamış ve Salı gecesi tekrar edilmişti; gelişmeler, dünya Katoliklerinin beşte birinden fazlasının yaşadığı Afrika’da kaygıların doğmasına yol açtı.   </p>
<a href='/haber/trump-papa-nin-iran-savasi-elestirilerine-karsi-isa-yi-kendisine-siper-etti-318674' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/13/trump-papa-nin-elestirileri-karsisinda-isa-yi-kendisine-siper-etti.jpg' alt='Trump, Papa&#39;nın İran savaşı eleştirilerine karşı İsa&#39;yı kendisine siper etti' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Trump, Papa'nın İran savaşı eleştirilerine karşı İsa'yı kendisine siper etti</h5>
<div class='date'>13 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Hristiyan aleminden artan destekler</h3>
<p>Katolik Kilisesi'nin 1,4 milyar mensubunun lideri olarak ilk yılının büyük bölümünde nispeten düşük bir profil çizen Leo, ABD-İsrail saldırılarıyla İran’a karşı başlayan savaşla birlikte açık sözlü bir savaş karşıtı olarak öne çıktı.  </p>
<p>Dünya genelinde 85 milyon Anglikanın ruhani lideri olan Canterbury Başpiskoposu Sarah Mullally, Perşembe günü papanın “barış krallığı için cesur çağrısını” desteklediğini söyledi.  </p>
<h3>Ters yüz olmuş bir dünya </h3>
<p>Kamerun'da İngilizce konuşan Beninlilerin yaşadığı Bamenda kentinde konuşan papa, savaşları meşrulaştırmak için dinsel söylemleri anan liderlere de sert eleştiriler yöneltti.   </p>
<p>“Kendi askeri, ekonomik ve siyasi çıkarları için dini ve Tanrı’nın adını istismar edenlerin vay haline; kutsal olanı karanlık ve pisliğe sürüklüyorlar,” dedi.  </p>
<p>“Bu, ters yüz olmuş bir dünyadır; Tanrı’nın yaratımının sömürülmesidir ve her dürüst vicdan tarafından kınanması ve reddedilmesi gerekir." </p>
<p>Papa geçen ay da benzer açıklamalar yaparak, “elleri kanlı" liderlerin dualarını Tanrı’nın reddettiğini söylemişti; bu sözler geniş ölçüde İran savaşını meşrulaştırmak için Hristiyan söylemelerine başvuran ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e yönelik olarak yorumlanmıştı.  </p>
<p>Trump'ın saldırıları </p>
<p>Donald Trump, Leo’ya yönelik eleştirilerine geçtiğimiz pazar günü başlamıştı. Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda papayı “SUÇ konusunda ZAYIF ve Dış Politika açısından berbat" olarak nitelemişti. .  <br>ABD başkanı, Salı gecesi sosyal medyada Leo’ya yeniden saldırmış, Çarşamba günü, kendisini İsa benzeri bir figür olarak gösteren ve geniş çapta eleştiri alan önceki görselin ardından, İsa’nın Trump’a sarıldığı bir görüntü paylaşmıştı.  </p>
<p>Leo, Pazartesi günü Reuters’a İran savaşı hakkında konuşmayı bırakmayacağını söyledi ve o zamandan beri Trump’a doğrudan yanıt vermekten kaçındı.  </p>
<h3>Kamerun ziyareti sırasında üç gün ateşkes </h3>
<p>Çarşamba günü Kamerun’un başkenti Yaounde’ye varan Leo, dünyanın en yaşlı lideri olan 93 yaşındaki Başkan Paul Biya tarafından yönetilen Orta Afrika ülkesinin hükümetine yolsuzluğu ortadan kaldırma ve “zengin ve güçlülerin kaprislerine” direnme çağrısında bulundu.  </p>
<p>Perşembe günü Bamenda Havalimanı'nda yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı ayinde papa, Afrika’nın zenginliklerini sömüren yabancıları eleştirerek bunun yaygın yoksulluk ve az gelişmişliğe katkıda bulunduğunu söyledi.  </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 00:59:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Portekiz: On binlerce işçi yeni iş yasasına karşı başkent Lizbon'da sokaklara çıktı]]></title><link>https://bianet.org/haber/portekiz-on-binlerce-isci-yeni-is-yasasina-karsi-baskent-lizbon-da-sokaklara-cikti-318854</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/18/portekiz-on-binlerce-isci-yeni-calisma-yasasina-karsi-baskent-lizbon-da-sokaklara-cikti.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/portekiz-on-binlerce-isci-yeni-is-yasasina-karsi-baskent-lizbon-da-sokaklara-cikti-318854</guid><description><![CDATA[Portekiz'in en büyük işçi örgütü Portekiz Genel İşçi Sendikası (CGTP) öncülüğünde  Lizbon sokaklarını dolduran işçiler, hükümetin verimsizliği giderme gerekçesiyle, işçilerin çalışma saatlerini uzatan ve esnek çalışmayı dayatan yeni iş yasası hükümlerini protesto etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Cuma günü Lizbon sokaklarına dökülen on binlerce işçi hükümetin yürürlüğe geçirmeye hazırlandığı yeni iş yasasını protesto etti. <br><br>Sendikalar, medyaya yaptıkları açıklamalarda, getirilmesi düşünülen önlemlerin işçilerin haklarını aşındıracağını, iş güvencesini zayıflatacağını, taşeron işçi kullanımını kolaylaştıracağını ve fazla mesai ödemelerini sınırlayacağını savunuyor.</p>
<h3>Hükümet verimsizliğin çaresini çalışma sürelerinde arıyor</h3>
<p>Portekiz'de iktidardaki merkez sağ azınlık hükümeti, geçtiğimiz eylülde ekonomideki yapısal düşük verimliliğe yanıt olarak çalışma yasasında bir dizi değişiklik yapılmasını öngören yasa tasarısını onaylamıştı.  </p>
<p>Ancak bu gelişme, aralıkta ülkede son on yıldan bu yana ilk genel grevin patlak vermesine yol açmıştı. Sendikalar hükümeti, işverenlerle iş birliği halinde, artan yaşam maliyetiyle  başa çıkmak için çabalayan dar gelirli emekçilerin haklarına saldırmakla suçlamıştı.  </p>
<p>Portekiz’in en büyük işçi örgütü Portekiz Genel İşçi Sendikası (CGTP), cuma günü “on binlerce” kişinin başkentin ana bulvarını doldurduğunu söyledi.</p>
<h3>Çalışanlar: "Hiçbir değişiklik bizim yaşamımızı iyileştirmiyor"</h3>
<p>Gazetecilerin sorularını yanıtlayan göstericilerden 33 yaşındaki satış görevlisi Ines Branco, yeni yasanın çalışanları “işten çıkarmaların kolaylaştırılmasından aile hayatına ayrılan zamanın azaltılmasına kadar her açıdan etkileyeceğini" söyledi. </p>
<p>Ayrıca değişikliklerin hiçbirinin çalışanların yaşamını iyileştirmeyeceğini de ekledi.</p>
<p>“Yaşam maliyetinin arttığı bir ortamda, işçiler haftada 40 saat çalışıyor ve yine de ay sonunda faturalarını ödeyemiyor, oysa şirketler milyonlarca avro kâr elde ediyor. Bu kabul edilemez,” dedi.</p>
<h3>Hükümet kimi önlemlerden vazgeçti </h3>
<p>Yasa tasarısı, parlamentoya sunulmadan önce sendikalar ve iş dünyasının diğer paydaşlarıyla zorunlu görüşmelerden geçiyor. Ana muhalefetteki aşırı sağcı Chega partisi, tasarıyı destekleyebileceğini açıkladı.</p>
<p>Hükümet yoğun eleştiri alan kimi önlemlerden vazgeçmiş olsa da, sendikalar kaygılarının azalmadığını söylüyor. Bunlar arasında taşeron işçi kullanımına ilişkin sınırların kaldırılması ve çalışanların standart sekiz saatlik iş gününe ek olarak günde iki saate kadar fazla mesaiyi ücretlerini hemen almadan yapmalarına imkân verecek “bireysel zaman bankaları” oluşturulması da yer alıyor; tasarıya göre bu fazla mesailer daha sonra yıllık 150 saatlik bir üst sınır çerçevesinde telafi edilecek. </p>
<p>45 yaşındaki ilkokul öğretmeni Vanessa Teixeira “hükümeti veya milletvekillerini kum torbası olarak kullanılmaları için seçmedik,” dedi </p>
<p>Portekiz, Batı Avrupa’nın en yoksul ülkeleri arasında. Resmi verilere göre, çalışanların yarısından fazlasının aylık geliri brüt 1.000 avronun (53 bin TL) altında. </p>
<p>Eurostat verileri, Portekiz’de saat başına iş gücü verimliliğinin AB ortalamasının yüzde 80,5’i dolayında olduğunu gösteriyor; bu oran AB'deki beşinci en düşük düzey. </p>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Sat, 18 Apr 2026 00:04:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Myanmar'da af: Aung San Suu Kyi ve 4 bin 334 mahpusun cezaları indirildi]]></title><link>https://bianet.org/haber/myanmar-da-af-aung-san-suu-kyi-ve-4-bin-334-mahpusun-cezalari-indirildi-318853</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/myanmar-da-af-aung-san-suu-kyi-ve-4-bin-334-mahpusun-cezalari-indirildi.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/myanmar-da-af-aung-san-suu-kyi-ve-4-bin-334-mahpusun-cezalari-indirildi-318853</guid><description><![CDATA[Myanmar’da aralarında eski başbakan Aung San Suu Kyi’nin de olduğu 4 bin 335 mahpus için af açıklandı; siyasal tutukluların akıbeti ve afların gerçek bir özgürleşme sağlayıp sağlamadığı tartışılmaya devam ediyor. 80 yaşındaki Aung San Suu Kyi'nin kalan cezası için ev hapsine çıkması umuluyor.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Myanmar’ın yeni Devlet Başkanı Min Aung Hlaing, cuma günü 4 bin 335 mahpus için af ilan etti. Bu Myanmar'da son altı ayda ilan edilen üçüncü af. Myanmar’da genellikle her yıl ocakta Bağımsızlık Günü ve nisanda yeni yıl vesilesiyle af ilan ediliyor.    </p>
<h3>Aung San Suu Kyi de aftan yararlanacak</h3>
<p>Devlet radyo-televizyonu MRTV’den yapılan açıklamada aftan kimlerin yararlandığı belirtilmedi. Ancak 5 yıl önce gerçekleştirilen darbede cezaevine konularak 27 yıl hapse mahkum edilen eski fiili başbakan (State Counsellor) Aung San Suu Kyi'nin de aftan yararlanacağı bildiriliyor.</p>
<p>Aung San Suu Kyi 1 Şubat 2021 darbesi sabahı cumhurbaşkanı ise<strong> </strong>Win Myint ile birlikte gözaltına alınmıştı. Win Myint'in serbest bırakıldığı bildirildi. Devlet yayıncısı MRTV 2018’den 2021’deki askeri darbeye kadar cumhurbaşkanlığı yapan Suu Kyi’nin müttefiki Win Myint'in “belirli koşullar altında affedildiğini ve kalan cezasında indirime gidildiğini” söyledi.  </p>
<p>MRTV’ye göre, serbest bırakılacak 4 bin 335 mahpus arasında sınır dışı edilecek 179 yabancı da bulunuyor. Haberde idam cezalarının müebbet hapse, müebbet hapis cezalarının 40 yıla çevrildiği ve diğer mahpuslar için cezaların altıda bir oranında azaltıldığı belirtildi, ancak ayrıntı verilmedi.</p>
<h3>Aung San Suu Kyi'nin ev hapsine çıkıp çıkmayacağı bilinmiyor </h3>
<p>Aung San Suu Kyi’nin avukatı, beş yıl önce bir darbeyle hükümeti deviren Min Aung Hlaing'in ilan ettiği af kapsamında, hapisteki liderin cezasında altıda bir oranında indirime gidildiğini ancak Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi'nin kalan cezasını ev hapsinde çekmesine izin verilip verilmeyeceğinin belirsiz olduğunu söyledi.  </p>
<p>Aung San Suu Kyi, kendisine yöneltilen suçlamaları “saçma” olarak nitelemişti. Uzun süren davalarının sona ermesinden bu yana kamuoyu önüne hiç çıkmadı ve nerede tutulduğu da bilinmiyordu. </p>
<h3>Guterres: Derhal şiddet sona erdirilmeli</h3>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Antonio Guterres’in bu adımları “not ettiğini”, ancak “Aung San Suu Kyi de dahil, keyfi olarak hapiste tutulan herkesin hızla serbest bırakılmasını sağlamak ve güvenilir bir siyasi sürece yönelik koşulları oluşturmak üzere anlamlı çabalara gerek olduğunu" vurguladığını belirtti.  </p>
<p>Guterres’in sözcüsü, gazetecilerin sorularına karşılık “Uygulanabilir bir siyasi çözüm, derhal şiddetin sona erdirilmesine ve kapsayıcı diyaloğa gerçek bir bağlılığa dayanmalıdır." dedi. "Bu, Myanmar halkının siyasi haklarını özgürce ve barışçıl bir şekilde kullanmasına olanak tanıyan bir ortam gerektirir.”  </p>
<div class="box-1">
<h3>Ne olmuştu?</h3>
<p>Seçimle iktidara gelen Win Myint ve Suu Kyi iktidarına karşı Min Aung Hlaing'in başını çektiği 2021 darbesi ülkeyi hala süren bir iç savaşa sürükledi.  </p>
<p>Min Aung Hlaing, muhalefetin bastırıldığı ve büyük ölçüde sürecin dışında bırakıldığı aralık ve ocaktaki seçimlerle 3 Nisan’da cumhurbaşkanı oldu. Oylama Batı'da demokratik görünüm altında askeri yönetimi pekiştirmek üzere tasarlanmış bir sahte seçim olarak nitelendi.   </p>
<p>İnsan hakları kuruluşu Siyasi Tutuklulara Yardım Derneği, ordunun Min Aung Hlaing liderliğinde  2021’de seçilmiş hükümeti darbeyle devirmesinden bu yana 30 bini aşkın kişinin siyasi suçlamalarla tutuklandığını söyledi.  </p>
<p>Tutuklananlar arasında Aung San Suu Kyi ve Win Myint'in yanı sıra, onların Ulusal Demokrasi Birliği partisi mensupları, binlerce aktivist, gösterici ve cunta karşıtı milis üyesi var.  </p>
<p>Myanmar’daki eski cunta yönetimi Kasım 2025'te 8 bin 665 kişi için af çıkaracağını veya suçlamaları düşüreceğini, ocakta da Bağımsızlık Günü affı kapsamında 6 bini aşkın mahpusun serbest bırakılacağını açıklamıştı.  </p>
<p>69 yaşındaki Min Aung Hlaing, 3 Nisan’da parlamento tarafından devlet başkanı seçilerek, hâlâ 3,5 milyondan fazla insanın yerinden edildiği bir iç savaşın sürdüğü ülkedeki iktidarını resmileştirdi. Geçen hafta göreve başlarken yapılan törende barış, istikrar ve uzlaşmaya öncelik vereceğini söyledi. </p>
</div>
<p>(AEK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 22:52:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[“Çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşun”]]></title><link>https://bianet.org/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cocuklari-degil-onlari-bu-hale-getiren-sistemi-konusun-318852</guid><description><![CDATA[Okul saldırıları sonrası saldırıyı gerçekleştiren çocuğun kimliğine, ailesine ve ruh sağlığına odaklanan tartışmaları eleştiren Özgür Aktütün, bu yaklaşımın sistemi görünmez kıldığını ve çocuklara yönelik yeni travmalar ürettiğini ifade etti.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Maraş ve Urfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından kamuoyunda güvenlik, aile yapısı, ruh sağlığı ve gençlik kültürü başlıkları öne çıktı.</p>
<p>Sosyoloji Mezunları Derneği Başkanı Özgür Aktütün ise bianet'e yaptığı değerlendirmelerde tartışmanın en baştan yanlış yerden kurulduğunu söyledi.</p>
<a href='/haber/bakan-tekin-cenazede-ogretmenlere-sov-yapmayin-dedi-318834' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/marasta-yasayan-ogretmen-cocuklarinizi-okula-gonderin-sikinti-olmaz-diyemedim-1.png' alt='“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EĞİTİM SEN MARAŞ ŞUBE BAŞKANI İSMAİL TEKARDIÇ</h6>
<h5 class='headline'>“Bakan Tekin cenazede öğretmenlere ‘Şov yapmayın’ dedi”</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Sonucu üreten sistemi konuşmak zorundayız"</h3>
<p>Toplumun olaylar karşısında bir şok hali yaşadığını belirten Aktütün, buna rağmen özellikle akademi, eğitim alanı ve çocuk alanında çalışan kurumların meseleyi yanlış metodolojiyle tartıştığını ifade etti:</p>
<blockquote>
<p>Mesele çok katmanlı ama özellikle akademi, öğretmenler, eğitim sendikaları ve diğer kurumlar olarak meseleyi tartışmaya başladığımız nokta yanlış. Biz otobanda ters yönde gidiyoruz. Başlangıç noktamızda bir hata var. Bu tip olayları anlayabilmek için, bu olayların zeminini yaratan sisteme bakmak lazım. Bu ülkenin çocukları çok uzun süredir kurumsal ve sistematik şiddete maruz bırakılıyor. Sonucu değil, o sonucu üreten sistemi konuşmak zorundayız. Çocuk suçluluğunu tartışıyoruz ama çocuğa yönelik suçlardaki artışı tartışmadan çocuk suçluluğunu anlayamazsınız.</p>
</blockquote>
<h3>"Bireysel patolojiye indirgemek kolaycılığa kaçar"</h3>
<p>Aktütün olayların ruh sağlığı, kişilik özellikleri ya da bireysel sapma üzerinden açıklanmasının meseleyi daralttığını söyledi:</p>
<blockquote>
<p>Önce çocukların maruz bırakıldıkları şiddeti anlamak, onlara nasıl bir yaşam verdiğimizi konuşmak zorundayız. Bunları konuşmadan gideceğiniz tek yer var: Bireysel patolojiyle açıklamak zorunda kalırsınız. Burada da sistemi görünmez kılıyorsunuz. Bireysel patolojiye yönelmek kolaycılığa kaçmaktır. Kendi sorumluluğunuzu ve özellikle sistemin sorumluluğunu görünmez kılarsınız. Oysa literatürde bu çok nettir: Suçla sistem arasındaki ilişki, bireysel özelliklerden katbekat daha belirleyicidir.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor-318731' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/siverekteki-okul-saldirisi-ne-soyluyor.png' alt='Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Siverek’teki okul saldırısı ne söylüyor?</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Ruh sağlığı hizmetleri bireysel terapiye indirgendi"</h3>
<p>Ruh sağlığı tartışmalarına da değinen Aktütün, Türkiye’de koruyucu ve bütünlüklü bir mekanizma bulunmadığını belirtti:</p>
<blockquote>
<p>Bu durumdaki bir insanı korumak ya da bu insanın başka insanlara zarar vermesini önlemek için sistemin herhangi bir koruyucu mekanizması var mı? Bunun tek bir cevabı var: Hayır, yok. Türkiye’de ruh sağlığı hizmetleri sadece bireysel terapiye indirgendi. Sizin ruh sağlığı yasanız yok. Çevresel faktörleri düzenleyecek sosyal hizmet odaklı toplum merkezleriniz var mı? Yok. Bir odada, bir uzmanla yapılan görüşmeden ibaret bir müdahale var. Artık bu noktada tekil halde çocukları değil, onları bu hale getiren sistemi konuşmak gerekiyor.</p>
</blockquote>
<h3>Sınıfsal profil etkisi</h3>
<p>Sosyal medyada saldırıyı yapan çocuğun aile yapısı, sınıfsal konumu, etnik kimliği ya da cinsel yönelimi üzerinden yapılan tartışmalara değinen Aktütün, şu değerlendirmeyi yaptı.</p>
<blockquote>
<p>Eğer çocuk göçmen olsaydı, Suriyeli olsaydı, Kürt olsaydı ya da daha alt sınıftan bir profil çizseydi, onlar için işler daha kolay olacaktı. O zaman ‘keko’ diyeceklerdi. Kendi argümanlarını daha rahat kuracaklardı. Ama öyle olmayınca bu kez bireysel klinik sağlığına yöneldiler, cinsel kimliğe yöneldiler. Yani yine kişiyi bir yere sabitleyerek sistemi görünmez kılmaya çalıştılar.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/velilerden-cagri-yusuf-tekin-istifa-etmeli-318843' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/17/velilerden-okul-saldirilari-sonrasi-cagri-yusuf-tekin-istifa-etmeli.png' alt='Velilerden çağrı: Yusuf Tekin istifa etmeli' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Velilerden çağrı: Yusuf Tekin istifa etmeli</h5>
<div class='date'>17 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Aktütün, eğitim kurumlarının da çocuğu korumak yerine çoğu zaman örseleyen bir yapı içinde işlediğini söyledi. Rehberlik sistemi, öğretmenler arası koordinasyon ve izleme süreçlerinin yetersizliğine dikkat çekti:</p>
<div class="box-13">“Eğitim kurumlarına bakıyorsunuz, risk taşıdığına inanılan bir çocuğu nereye gönderecek. Ortalama bir öğretmenin ilgilenmesi gereken çocuk sayısı 400. Hem politik kültürümüz hem toplumsal kültürümüz çocuğu sadece şekil verilmesi gereken bir risk faktörü olarak görüyor. Çocuğun duygusunu, düşüncesini değerli bulma, kendisiyle ilgili kararlara katılma meselesinde çocuğa bir irade tanınıyor mu? Hayır.”</div>
<h3>"Okuldan attığınız çocuk uzay boşluğuna gitmiyor"</h3>
<p>Okuldan uzaklaştırma ya da dışlama politikalarının çözüm olmadığını, aksine travmayı derinleştirdiğini söyledi:</p>
<blockquote>
<p>‘Okuldan atılsın bunlar’ diyorsunuz. Tamam, nereye gönderiyorsunuz o çocuğu? Uzay boşluğuna mı? Okuldan attınız ama o çocuk uzay boşluğuna gitmedi. Toplumun içinde yaşamaya devam etti ve geri döndü. Bu ülkenin çocuklarını kapana kıstırdık. Hiçbir koruma mekanizması yok. Çocuklar nasıl örgütleniyor? Sanal ortamlarda. O da bir örgütlenme çabası.</p>
</blockquote>
<a href='/haber/maras-ta-ortaokulda-silahli-saldiri-10-kisi-yasamini-yitirdi-318738' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/maras-ta-okula-silahli-saldiri-4-kisi-yasamini-yitirdi.jpeg' alt='Maraş&#39;ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>EĞİTİME İKİ GÜN ARA VERİLDİ</h6>
<h5 class='headline'>Maraş'ta ortaokulda silahlı saldırı: 10 kişi yaşamını yitirdi</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Bu olayın sebebi güvenlik eksikliği değil"</h3>
<p>Olayların ardından yükselen güvenlikçi taleplere de değinen Aktütün, güvenlik başlığının tek başına çözüm olmadığını söyledi. Burada belirleyici olanın, güvenlik önlemlerinin çocukları korumak için mi, yoksa çocuklara karşı mı kurulduğu olduğunu vurguladı:</p>
<p>"Bu olayın sebebi güvenlik eksikliği değildi. Asıl soru şu: O güvenliği kim için koyacaksın? Çocuklar için mi, çocuklara karşı mı?” Eğer kurulan yapı çocuklara karşı bir yapıya dönüşürse, okul da bambaşka sorunlar olur. Ayrıca medyada ve basında bu meseleyi tartışırken sistemi tartışmak çok önemli. Çocukları eylem üzerinden tartışmak, travmayı güçlendirecek. Bu da çocuklara başka türlü bir travma olarak yansıyacak."</p>
<p>(NÖ)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 22:11:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturması: Dönemin valisi Tuncay Sonel ve eski başhekim gözaltında]]></title><link>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisi-tuncay-sonel-ve-eski-bashekim-gozaltinda-318849</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/gulistan-doku-sorustmasi-tuncay-sonel-gozaltinda.webp'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/gulistan-doku-sorusturmasi-donemin-valisi-tuncay-sonel-ve-eski-bashekim-gozaltinda-318849</guid><description><![CDATA[Sonel'in, "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan gözaltına alındığı öğrenildi.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halk TV’nin haberine göre, Gülistan Doku’nun kaybolmasına dair Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada baş şüphelilerden olan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel Elazığ’da gözaltına alındı.</p>
<p>Sonel'in, "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan gözaltına alındığı iddia edildi.</p>
<p>Ayrıca, Gülistan Doku’ya ait kayıtları sildiği gerekçesiyle Tunceli Devlet Hastanesi'nin eski Başhekimi Çağdaş Özdemir gözaltına alındı.</p>
<p>Tunceli Devlet Hastanesi'nin eski Başhekimi Çağdaş Özdemir, Gülistan Doku’ya ait verileri sildiği gerekçesiyle gözaltına alındı. Özdemir'in, “delilleri karartma” suçlamasıyla gözaltına alındığı öğrenildi.</p>
<a href='/haber/gulistan-doku-dosyasinda-ust-duzey-kamu-gorevlisi-olarak-kodlanan-fail-tuncay-soneldir-318725' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/gulistan-dokunun-ailesinden-cagri.jpg' alt='“Gülistan Doku dosyasında üst düzey kamu görevlisi olarak kodlanan fail Tuncay Sonel’dir”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“Gülistan Doku dosyasında üst düzey kamu görevlisi olarak kodlanan fail Tuncay Sonel’dir”</h5>
<div class='date'>15 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-12">
<h2>İddialar</h2>
<p>Gülistan Doku soruşturması kapsamında gözaltına alınan, eski polis Gökhan Ertok savcılıkta verdiği ifadede, Gülistan Doku’ya ait SIM kartın kendisine dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in yakın koruma polisi Şükrü Eroğlu'nun verdiğini söylemişti. Tuncay Sonel’in Gülistan Doku'nun WhatsApp yazışmaları ile sosyal medya mesajlaşmalarındaki önemli verilerin silinmesi yönünde talimat verdiğini de kaydetmişti.</p>
<p>İddialarla ilgili Gökhan Ertok tutuklanırken Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel ve o dönem Sonel’in yakın koruması olan Şükrü Eroğlu’nun jandarmadaki işlemleri devam ediyor.</p>
<p>Gülistan Doku dosyasında daha önce soruşturma yeniden açılmış, Dersim merkezli olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Bursa, Elazığ ve İzmir’de eş zamanlı operasyonlar düzenlenmişti.</p>
<p>Söz konusu operasyon kapsamında, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu 13 kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.</p>
</div>
<h3>Hastane hakkında soruşturma</h3>
<p>Ayrıca, Gülistan Doku’nun, gittiği hastanedeki kayıtlarının sistemden silindiği şüphesi üzerine Sağlık Bakanlığı tarafından Tunceli Devlet Hastanesi hakkında inceleme başlatıldı.</p>
<p>Soruşturma dosyasına giren teknik rapora göre, Gülistan Doku’nun 31 Aralık 2019 tarihinde hastaneye giriş yaptığı bilgisi emniyetin POLNET sisteminde yer alıyor. Ancak aynı tarihe ait kayıtların hastane veri tabanında bulunmadığı tespit edildi. Sistem üzerinde diğer günlere ait veriler mevcutken yalnızca bu tarihe ilişkin bilgilerin eksik olması dikkat çekti.</p>
<p>Yapılan teknik incelemelerde, kayıtların kaybolmasının sıradan bir sistem hatasıyla açıklanamayacağı, bunun yerine belirli bir güne ait verilerin özellikle hedef alınmış olabileceği ihtimali öne çıktı. Değerlendirmelerde, söz konusu kayıtların yetkisiz bir müdahale sonucunda silinmiş olabileceği yönünde güçlü bulgular bulundu.</p>
<p>Raporda ayrıca 31 Aralık 2019 günü için hiçbir hastaya ait log kaydının sistemde yer almadığı, buna karşın önceki ve sonraki tarihlere ait logların eksiksiz şekilde bulunduğu belirtildi. Aynı gün hastaneye başvuran bazı kişilerin işlem kayıtlarının görünmesine rağmen, bu işlemlere ait teknik izlerin (logların) bulunmaması da dikkat çekici bir başka unsur olarak değerlendirildi. Bu durum, verilerin seçici biçimde ortadan kaldırılmış olabileceği şüphesini güçlendirdi.</p>
<p>Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ilgili firmaya gönderilen yazıda, POLNET kayıtlarının resmi belge niteliği taşıdığı vurgulanarak, Gülistan Doku’nun belirtilen tarihte hastaneye giriş yaptığı bilgisinin kesin kabul edildiği belirtildi. Bu kapsamda, söz konusu kaydın 7-9 Ocak 2020 tarihleri arasında kim tarafından ve hangi yöntemle silindiğinin ayrıntılı şekilde araştırılması istendi.</p>
<p>Başsavcılık ayrıca, belirli saat aralığında sisteme giriş yapan kullanıcı ve cihaz bilgileri ile birlikte, hastanede gerçekleştirilen işlemlerin açık ve anlaşılır biçimde raporlanmasını talep etti.</p>
<p>Dosyada yer alan bazı verilerde gebelikle ilgili olabileceği değerlendirilen başlıkların bulunmasına rağmen, bu bilgilerin neye dayandığının ve somut karşılığının net olmadığı da belirtildi. Bu nedenle, Gülistan Doku’nun hastaneye başvuru nedenleri ve yapılan işlemlerin fiziki kayıtlarla birlikte yeniden incelenmesi istendi.</p>
<a href='/haber/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu-318758' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/kronoloji-gulistan-dokuya-ne-oldu.jpg' alt='Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h6 class='surheadline'>GÜNCELLENİYOR</h6>
<h5 class='headline'>Kronoloji: Gülistan Doku’ya ne oldu?</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>(EMK)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 19:20:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[LGBTİ+ dernekleri: Arya’nın intiharı politiktir]]></title><link>https://bianet.org/haber/lgbti-dernekleri-aryanin-intihari-politiktir-318847</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/lgbti-dernekleri-aryanin-intihari-politiktir.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/lgbti-dernekleri-aryanin-intihari-politiktir-318847</guid><description><![CDATA[“Arya’nın sesi olmaya devam edeceğiz. Başımız sağ olsun.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+ dernekleri, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde (TOBB ETÜ) eğitim gören trans öğrenci Arya’nın 13 Nisan’da intihara sürüklenmesinin ardından, bugün yazılı bir açıklama yayımladı.</p>
<p>14 dernek, açıklamada Arya’nın ölümünün “Aile Yılı”nın sonuçlarından biri olduğunu belirterek, “Arya’nın sesi olmaya devam edeceğiz. Başımız sağ olsun,” dedi.</p>
<a href='/yazi/lgbti-intiharlari-neden-politiktir-318168' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/03/30/lgbti-intiharlari-neden-politiktir.jpg' alt='LGBTİ+ intiharları neden politiktir?' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>LGBTİ+ intiharları neden politiktir?</h5>
<div class='date'>30 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<h3>“Bu iklimin en ağır sonuçlarını trans gençler yaşamaktadır”</h3>
<p><em>Kaos GL</em>’de yer alan habere göre, açıklama özetle şöyle:</p>
<p><em>“Arya’yı ismiyle, kimliğiyle ve varoluşuyla anıyoruz. Arya’nın yaşamını yitirmesi tekil bir olay olarak ele alınamaz. Arya’nın ardından ortaya çıkan öğrenci anlatımları, sosyal medyadaki yorumlar ve paylaşımlar; sistematik zorbalığı, dışlanmayı, güvensizliği ve kurumsal ihmali işaret etmektedir. Bir öğrencinin yaşamını yitirmesine giden süreçte yaşananlar görmezden gelinemez, sıradanlaştırılamaz, örtbas edilemez.</em></p>
<p><em>“Üniversite yönetiminin yayımladığı taziye açıklamasında dahi Arya’nın ismini tanımaması, onun kimliğini yok sayması, bu sistematik şiddetin ölümünden sonra da sürdüğünü ortaya koymaktadır. Transların isimlerinin, kimliklerinin ve varoluşlarının tanınmaması; üniversitelerde, yurtlarda ve kamusal alanda maruz bırakıldıkları dışlanmanın en görünür biçimlerinden biridir. Bu yalnızca bir dil meselesi değil; transların varoluşunu inkâr eden, onları yalnızlaştıran ve savunmasız bırakan politikaların kurumsal düzeyde yeniden üretilmesidir.</em></p>
<p><em>“Bir yılı aşkın süredir ‘Aile Yılı’ adı altında devlet eliyle yürütülen ayrımcı politikalar ve LGBTİ+’ları hedef alan yasa tasarıları; nefreti örgütlemekte, ayrımcılığı meşrulaştırmakta ve LGBTİ+’ların hedef gösterilmesini sistematik hâle getirmektedir. Bu siyasal iklim, özellikle genç LGBTİ+’ların en çok zaman geçirdiği üniversite kampüslerinde ve yurtlarda doğrudan karşılık bulmakta; öğrencileri daha kırılgan, daha yalnız ve daha güvencesiz hale getirmektedir.</em></p>
<p><em>“Bu iklimin en ağır sonuçlarını ise trans gençler yaşamaktadır. Yalnızlaştırılan, hedef gösterilen, güvencesiz bırakılan, sağlığa erişim hakkı engellenen ve kimlikleri tanınmayan trans gençler; eğitim, barınma, sağlık ve sosyal yaşam alanlarından sistematik olarak dışlanmaktadır. Arya’nın ölümü de bu düzenin dışında düşünülemez. Buradan açıkça söylüyoruz: Trans intiharları politiktir. Çünkü bu ölümler, LGBTİ+’ları hedef alan nefretin, ayrımcılığın, yalnızlaştırmanın ve kurumsal ihmalin içinde gerçekleşir.”</em></p>
<div class="box-1">
<h3>Talepler</h3>
<p>LGBTİ+ dernekleri, taleplerini ise şöyle sıraladı:</p>
<p>“Taleplerimiz nettir:</p>
<ul>
<li>Arya’nın ölümüne giden sürecin bağımsız ve şeffaf biçimde araştırılması,</li>
<li>Zorbalık, ayrımcılık, rıza dışı ifşa ve ihmal iddiaları hakkında etkin soruşturma yürütülmesi,</li>
<li>Yurt yönetimi, güvenlik personeli ve üniversite idaresinin sorumluluğunun açığa kavuşturulması,</li>
<li>Yurtlarda ve kampüslerde LGBTİ+’lar için güvenli, kapsayıcı ve ayrımcılık karşıtı politikaların derhal oluşturulması,</li>
<li>Öğrencilerin isim, kimlik, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim bilgilerinin korunmasına yönelik açık güvencelerin sağlanması,</li>
<li>Üniversitelerde ve yurtlarda rıza dışı ifşa, ayrımcılık ve şiddete karşı başvuru ve destek mekanizmalarının oluşturulması,</li>
<li>Trans öğrencilerin varlığını tanıyan, onları koruyan ve kapsayan barınma ve eğitim politikalarının hayata geçirilmesi.</li>
</ul>
<p>Biz buradayız. Trans gençler yalnız değil. Arya’yı unutturmayacağız. İsmini silmenize izin vermeyeceğiz. Nefretinize, yasalarınıza, sessizliğinize teslim olmayacağız. Arya’nın sesi olmaya devam edeceğiz. Başımız sağ olsun.”</p>
<p><strong>İmzacı kurumlar</strong>: <strong>17 Mayıs Derneği</strong>, 20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği, <strong>Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER)</strong>, HEVİ LGBTİ+ Derneği, <strong>Genç LGBTİ+ Derneği</strong>, Kaos GL Derneği, <strong>Kırmızı Şemsiye Derneği</strong>, Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, <strong>LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Dayanışma Derneği (LİSTAG)</strong>, Mersin LGBT 7 Renk Derneği, <strong>Muamma LGBTİ+ Derneği</strong>, Özgür Renkler Derneği, <strong>ÜniKuir Derneği</strong>, Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD). (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 17:41:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Bakırhan’dan 'Yaşam Nöbeti'ne destek: Saldırılar münferit değil, kamu sorumluluğu var]]></title><link>https://bianet.org/haber/bakirhandan-yasam-nobeti-ne-destek-saldirilar-munferit-degil-kamu-sorumlulugu-var-318848</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/bakirhandan-yasam-nobeti-ne-destek-saldirilar-munferit-degil-kamu-sorumlulugu-var.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/bakirhandan-yasam-nobeti-ne-destek-saldirilar-munferit-degil-kamu-sorumlulugu-var-318848</guid><description><![CDATA[Eğitim Sen’in Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlattığı “Yaşam Nöbeti”ni ziyaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, okullara yönelik saldırıların münferit olmadığını belirterek, kamu otoritelerini sorumluluk almaya çağırdı.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nın (Eğitim Sen) Urfa'nın Siverek ilçesi ile Maraş'ta yaşanan okul saldırılarına karşı Milli Eğitim Bakanlığı önünde başlattığı "Yaşam Nöbeti" eylemini ziyaret etti. Bakırhan’a parti heyeti de eşlik etti.</p>
<a href='/yazi/okullarda-siddet-tesaduf-degil-sistemin-sonucudur-318813' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-yazi/2026/04/17/okullarda-siddet-tesaduf-degil-sistemin-sonucudur.jpg' alt='Okullarda şiddet tesadüf değil, sistemin sonucudur' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Okullarda şiddet tesadüf değil, sistemin sonucudur</h5>
<div class='date'>18 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<p>Ziyarette konuşan Bakırhan, saldırılarda yaşamını yitiren öğrencilerin ailelerine başsağlığı dileyerek, yaşananların "münferit" olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. <em>"Burada kamu iradesinin bir ihlali olduğu kesin. Kamu otoriteleri sorumluluğunu net biçimde görmeli ve özeleştirel bir yaklaşım geliştirmelidir" </em>dedi.</p>
<h3>"Okullar artık güvenli değil"</h3>
<p>Toplumda şiddetin yaygınlaştığını ifade eden Bakırhan, <em>"Caddeler, sokaklar güvenli değil. İnsanların çocuklarını emanet ettiği okullar artık hiç güvenli değil. Bu saldırıları birkaç kişinin eylemi olarak görmek mümkün değil" </em>diye konuştu. Siyasette kullanılan kutuplaştırıcı dilin ve kontrolsüz silahlanmanın bu tabloyu derinleştirdiğini belirtti.</p>
<p>Bir öğrencinin ailesinin "Çocuklarımızı artık okula da gönderemiyoruz, ne yapalım?" sözlerini hatırlatan Bakırhan, yetkililere seslenerek okul güvenliğinin kimlerin sorumluluğunda olduğunu sordu. Sorunun yalnızca güvenlik başlığıyla ele alınamayacağını söyleyen Bakırhan, toplumsal değerlerdeki aşınmaya da dikkat çekti.</p>
<h3>"Siyaset ayrıştırıcı dili terk etmeli"</h3>
<p>Bakırhan, çözüm için öncelikle siyasetin kutuplaştırıcı dili terk etmesi gerektiğini belirterek, <em>"Okullar özgür, demokratik ve güvenli eğitim alanlarına dönüştürülmeli. Yaşam hakkı için nöbet tutan eğitim emekçilerinin çağrıları dikkate alınmalı"</em> dedi.</p>
<h3>"Birlikte mücadele edeceğiz"</h3>
<p>Eğitim emekçilerinin duruşunu önemli bulduklarını ifade eden Bakırhan, bundan sonraki süreçte saldırılara, şiddete ve savaş politikalarına karşı ortak mücadele yürütme çağrısı yaptı. <em>"Bu saldırılara ‘münferit’ deyip geçmeyeceğiz. Herkes sorumluluğunu görmeli ve bu tabloyu birlikte değiştirmeliyiz"</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AB)</p>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 17:28:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Cezai ehliyeti tartışmalı çocuk tahliye edilmedi]]></title><link>https://bianet.org/haber/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-tahliye-edilmedi-318846</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-tahliye-edilmedi.png'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-tahliye-edilmedi-318846</guid><description><![CDATA[Cezaevinde intihar girişimlerinde bulunduğu belirtilen tutuklu çocuk Ş.M. için mahkemeden tahliye kararı çıkmadı. Psikiyatri muayenesi nedeniyle duruşma salonuna getirilemeyen Ş.M’nin tutukluluğu sürdürüldü.]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Hekim raporlarına göre zihinsel kapasitesi sınırlı olan, cezai ehliyeti tartışmalı bulunan ve cezaevinde intihar girişimlerinde bulunduğu belirtilen 2008 doğumlu çocuk Ş.M. hakkında yeni bir gelişme yaşandı.</p>
<a href='/haber/cezai-ehliyeti-tartismali-cocuk-cezaevinde-318525' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/09/ceza-ehliyeti-tartismali-cocuk-cezaevinde.png' alt='Cezai ehliyeti tartışmalı çocuk cezaevinde' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Cezai ehliyeti tartışmalı çocuk cezaevinde</h5>
<div class='date'>9 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>Savunmanın talepleri reddedildi</h3>
<p>DEM Parti Şırnak Milletvekili ve Meclis Adalet Komisyonu Üyesi Newroz Uysal, 5 Ocak 2026’dan bu yana tutuklu bulunan Ş.M’nin durumunu 9 Nisan 2026’da hem Adalet Bakanlığı’na verdikleri soru önergesiyle hem de TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’na yaptıkları başvuruyla Meclis gündemine taşıdıklarını hatırlattı.</p>
<p>Uysal’ın aktardığına göre, 17 Nisan 2026 günü (bugün) saat 11.00’de Niğde 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuklu çocuk Ş.M’nin duruşması görüldü. Mahkemenin talebi üzerine Hatay Çocuk ve Gençlik Ceza İnfaz Kurumu tarafından hazırlanan Sosyal İnceleme Raporu da dosyaya sunuldu.</p>
<p>Ancak Uysal, savunmanın taleplerinin reddedildiğini, mahkemenin araştıracağı başka delil kalmadığını ve çocuğun intihar girişiminde bulunduğu bilgisinin mahkemeye bildirilmesine rağmen tahliye kararı verilmediğini söyledi.</p>
<a href='/haber/cocuklar-icin-daha-agir-ceza-degil-hak-temelli-adalet-318755' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/15/cocuklar-icin-daha-agir-ceza-degil-hak-temelli-adalet.jpg' alt='"Çocuklar için daha ağır ceza değil, hak temelli adalet"' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>"Çocuklar için daha ağır ceza değil, hak temelli adalet"</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">✔️Hekim raporlarına göre zihinsel kapasitesi sınırlı olan, cezai ehliyeti tartışmalı, cezaevinde intihar girişimlerinde bulunan 2008 doğumlu, 16 yaşındaki Ş.M; 05.01.2026’dan bu yana tutuklu bulunuyor. 09.04.2026’da hem Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verdik hem de TBMM İnsan…</p>
— Newroz Uysal Aslan (@newroz_uysal) <a href="https://twitter.com/newroz_uysal/status/2045103893479121290?ref_src=twsrc%5Etfw" target="_blank" rel="nofollow">April 17, 2026</a></blockquote>
<h3>Duruşma salonuna getirilemedi</h3>
<p>Duruşmadaki en dikkat çekici gelişmelerden biri ise, Ş.M’nin duruşma salonuna dahi getirilememesi oldu. Uysal’ın X hesabından yaptığı paylaşıma göre çocuk, duruşma saatinde Defne Devlet Hastanesi Psikiyatri Servisi’ne muayeneye götürüldüğü için yargılamaya katılamadı.</p>
<p>Buna rağmen mahkeme, daha önceki celselerde olduğu gibi gerekçesini duruşmada açıklamadan tutukluluğun devamına karar verdi.</p>
<p>Dava 27 Nisan 2026 Pazartesi gününe ertelendi.</p>
<a href='/haber/intihar-onlenebilir-bir-halk-sagligi-sorunudur-318785' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/04/16/intihar-onlenebilir-bir-halk-sagligi-sorunudur.jpg' alt='“İntihar, önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur”' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>“İntihar, önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur”</h5>
<div class='date'>16 Nisan 2026</div>
</div>
</a>

<h3>"Derhal serbest bırakılmalı"</h3>
<p>Uysal, psikiyatri servisine sevk edilen, intihar girişiminde bulunduğu mahkemede de dile getirilen, ruhsal durumunun ağırlaştığı ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak halde olduğu belirtilen bir çocuğun tutuklu yargılanmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ş.M’nin derhal serbest bırakılması ve tedavisinin ailesinin yanında, uygun sağlık koşullarında sürdürülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>(NÖ)</p><script async="" src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:26:00 +0300</pubDate></item><item><title><![CDATA[Kolombiya’dan Küba’ya insani yardım]]></title><link>https://bianet.org/haber/kolombiyadan-kubaya-insani-yardim-318844</link><media:content medium='image' type='image/jpeg' url='https://static.bianet.org/haber/2026/04/17/kolombiyadan-kubaya-insani-yardim.jpg'/><guid isPermaLink='true'>https://bianet.org/haber/kolombiyadan-kubaya-insani-yardim-318844</guid><description><![CDATA[Kolombiyalı Senatör: “Hırsın egemen kılınmaya çalışıldığı bu zamanlarda, artık halklar arası entegrasyon ve dayanışma vaktidir.”]]></description><content:encoded><![CDATA[<p>Kolombiya’nın gönderdiği insani yardım malzemelerini taşıyan gemi, Küba’ya ulaştı.</p>
<p>Kolombiyalı Senatör Gloria Flórez Schneider, yaptığı açıklamada, ABD ambargosu nedeniyle zor günler geçiren Küba’ya destek olmaya devam edeceklerini belirtti.</p>
<p><em>Anadolu Ajansı</em>’nda yer alan habere göre, Küba’nın yalnız olmadığını vurgulayan Flórez, şöyle dedi:</p>
<p><em>“Küba halkı için insani yardımlarla Havana’ya varışımız gerçekleşti. Hırsın egemen kılınmaya çalışıldığı bu zamanlarda, artık halklar arası entegrasyon ve dayanışma vaktidir. Bu katkı, Kolombiya halkının Küba’ya olan sevgi ve minnetinin bir meyvesidir. Bugün, Latin Amerika ve Karayipler, her zamankinden daha fazla dayanışma eyleminde elinden gelenin en iyisini yapmaya hazırdır.” </em></p>
<a href='/haber/granma-2-0-filosu-insani-yardim-ile-kubaya-ulasti-318029' class='ccard ccard--news ccard--news-content'>
<div class='img-wrapper'>
<img src='https://static.bianet.org/list-haber/2026/03/25/granma-2-0-filosu-30-ton-insani-yardim-ile-kubaya-ulasti.jpg' alt='Granma 2.0 Filosu, insani yardım ile Küba’ya ulaştı' loading='lazy'>
</div>
<div class='txt-wrapper'>
<h5 class='headline'>Granma 2.0 Filosu, insani yardım ile Küba’ya ulaştı</h5>
<div class='date'>25 Mart 2026</div>
</div>
</a>

<div class="box-1">
<h3>ABD’nin Küba ambargosu</h3>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak 2026’da, Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelerden gelen tüm mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzaladı.</p>
<p>Küba’ya petrol ihracını fiilen imkânsız hâle getiren kararname Kübalıların sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlıyor, çocukların eğitim hakkını engelliyor ve ülkenin kalkınma olanaklarını bilinçli biçimde tahrip ediyor.</p>
<p>Beyaz Saray, bu kararın, <strong>yaklaşık 10 milyon nüfusu olan Küba’nın</strong> “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını iddia etti.</p>
<p>Hükümet, dışarıdan petrol gelmeden ayakta kalabilmek için acil durum paketini devreye soktu.</p>
<p>Petrol ambargosu nedeniyle yakıt sıkıntısı yaşayan Küba’da, aynı zamanda geniş çaplı elektrik kesintileri de yaşanıyor. <strong>Díaz-Canel</strong>, 13 Mart’ta yaptığı açıklamada ülkenin yaklaşık dört aydır dışarıdan petrol temin edemediğini belirterek, elektrik sisteminin güneş enerjisi, doğal gaz ve mevcut termik santrallerle ayakta tutulmaya çalışıldığını ifade etti.</p>
<p>Küba’ya bugüne dek Meksika, Çin, Brezilya, İtalya ve ABD’den sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı çeşitli yardımlar gönderildi. (TY)</p>
</div>]]></content:encoded><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:25:00 +0300</pubDate></item></channel></rss>