Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi, 2026 Newrozu sürecinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporunu, Eğitim Sen Antalya Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Raporu, ÖHD Antalya Temsilciliği üyesi Erol Koçer okudu.
Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre Koçer, raporun yalnızca belirli olay kayıtları olmadığını söyledi: "Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin yapısal boyutunu da ortaya koyan kapsamlı bir insan hakları belgesidir. Newroz sürecinde yaşanan ihlaller münferit değil, planlı, yaygın ve sistematiktir" diye konuştu.
"Semboller keyfi biçimde yasaklandı"
Newroz’un tarihsel ve toplumsal anlamına vurgu yapan Koçer, özellikle Kürt halkı açısından Newroz'un kimlik, kültür ve kolektif hafızanın kamusal alanda ifade edildiği önemli bir gün olduğunu ifade etti. Güvenlik politikalarıyla Newroz'un baskı ve denetim altına alınmaya çalışıldığını belirten Koçer, "Newroz girişlerinde halk uzun süre bekletildi. Birçok noktada üst aramasına maruz kaldı, sarı, kırmızı ve yeşil renkler ile Kürdistan ibaresi, yöresel kıyafetler ve çeşitli sembollerin keyfi biçimde yasaklandı" diye hatırlattı.
Bu uygulamaların ifade özgürlüğü ve kültürel kimliğin kamusal görünürlüğüne müdahale anlamına geldiği vurgulayan Koçer, slogan atma, halay çekme ve şarkı söyleme gibi barışçıl faaliyetlerin dahi soruşturma konusu yapıldığına dikkat çekti. Newroz’a katılımın doğrudan kriminalize edildiği belirten Koçer, bu durumun demokratik toplum ilkeleriyle açıkça çeliştiğini söyledi.
"En az 253 gözaltı, 63 tutuklama"
Koçer, şöyle devam etti:
"Tespitlerimize göre Newroz sürecinde en az 253 kişi gözaltına alındı, 63 kişi tutuklandı, 112 kişi hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandı. Gözaltına alınanlar ve tutuklananlar arasında çocuklar da vardı. Gözaltı süreçlerine ilişkin bulgular, işkence ve kötü muamele yasağı bakımından da ciddi ihlallerin yaşandığını ortaya koymaktadır. Özellikle bazı illerde gözaltı sırasında darp, fiziksel şiddet, tehdit ve psikolojik baskı uygulandığına dair çok sayıda beyan alınmıştır. Çocukların doğrudan fiziksel şiddete maruz kaldığı ya da aile bireylerine yönelik şiddete tanıklık etmek zorunda bırakıldığı vakalar, ihlallerin ağırlığını daha da artırmaktadır. Bu kapsamda, gözaltı süreçlerinde darp ve kötü muameleye ilişkin tüm iddiaların derhal, bağımsız, tarafsız ve etkin bir şekilde soruşturulması gerekmektedir. Sorumlu kolluk görevlileri hakkında gerekli adli ve idari işlemler başlatılmalı; cezasızlık uygulamalarına son verilmelidir."
Eşit yurttaşlık talebi
Süreçle birlikte ifade özgürlüğünün güvence altına alınması gerektiğini söyleyen Koçer, konuya ilişkin şunları kaydetti:
"Türkiye’de son dönemde yeniden gündeme gelen barış ve demokrasiye dayalı çözüm arayışları, toplumsal gerilimlerin azaltılması, temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi ve farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabilmesi açısından kritik bir önem taşımaktadır. Ancak 2026 yılı Newroz sürecinde yaşanan gözaltı, tutuklama ve kolluk müdahaleleri, söz konusu barış ve demokrasi sürecinin ruhu ile açık bir uyumsuzluk göstermektedir. Barışçıl toplanma ve ifade faaliyetlerinin kriminalize edilmesi, Newroz’a katılımın soruşturma ve kovuşturma konusu haline getirilmesi ve özellikle geniş çaplı gözaltı uygulamaları, toplumsal güvenin tesis edilmesini zorlaştırmakta ve demokratik çözüm zeminine zarar vermektedir. Oysa barış ve demokrasi sürecinin güçlenmesi; ifade özgürlüğünün genişletilmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının güvence altına alınması ve yurttaşların kamusal alanda kendilerini özgürce ifade edebilmelerinin sağlanması ile mümkündür."
Etkin soruşturma çağrısı
Koçer son olarak ÖHD'nin taleplerini şöyle sıraladı: "Keyfi gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi. İşkence ve kötü muamele iddialarının etkin soruşturulması. Çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılmasına son verilmesi. İfade özgürlüğü ve toplantı hakkını sınırlayan uygulamaların kaldırılması. Newroz’un resmi bayram olarak tanınması. Kamuoyunu ve uluslararası insan hakları mekanizmalarını yaşanan ihlallere karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz."
(AB)

