CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı 414 kişilik İBB davasında 24. gün duruşması başladı.
Duruşma, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda görülüyor. Birleşme kararı sonrasında davadaki sanık sayısı 92’si tutuklu olmak üzere 414’e yükseldi.
"Cumhurbaşkanı İmamoğlu"
Salonda dikkat çeken anlar da yaşandı. İnan Güney duruşma salonuna getirildiğinde izleyici sıralarından “Beyoğlu burada, başkanının yanında” sloganları yükseldi. Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un doğum günü nedeniyle de destekçileri ellerindeki dövizlerle “İyi ki doğdun” yazısı oluşturdu. Ekrem İmamoğlu salona girdiğinde tutuklu sanıklar ayağa kalktı izleyiciler alkışlar eşliğinde “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları attı.
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, iddianamenin bütün suçlamaları kendisine yöneltmek üzere kurgulandığını savundu. Sürecin, “Her işi Ekrem’e bağlayın” anlayışı üzerine inşa edildiğini öne süren İmamoğlu, bunun hukuki değil siyasi bir kurgu olduğunu söyledi. İmamoğlu, özellikle Ali Rıza Akyüz’e yönelttiği sorularla, belediye ve parti içindeki ilişkilerde kendisinin herhangi bir talimat ya da baskı kurmadığını ortaya koymaya çalıştı.
Ali Rıza Akyüz de İmamoğlu’nun sorularına verdiği yanıtlarda, ne Bakırköy Belediyesi’ndeki görevi sırasında ne de İBB Meclis üyeliği sürecinde kendisine doğrudan ya da dolaylı herhangi bir talimat verilmediğini belirtti. Siyasi hiyerarşi veya baskı iddialarını da reddeden Akyüz, İmamoğlu ile ilişkisinin karşılıklı saygı çerçevesinde olduğunu ifade etti.
İmamoğlu konuşmasında, dosyanın omurgasının kendisini hedef alan bir siyasi kurguya dayandığını savunarak, tanık ve müşteki beyanlarının baskı altında şekillendirildiğini ileri sürdü. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bu zincirin bir parçası olarak davaya dahil edildiğini öne süren İmamoğlu, iddia makamının görevini tarafsız biçimde yerine getirmediğini söyledi.
Kamu yararı gözetildi
Duruşmada daha sonra söz alan Fatih Keleş’in avukatı Baran Kaya, Ali Rıza Akyüz’e Keleş ve dosyada adı geçen diğer isimlerle ilişkisini sordu. Akyüz, Fatih Keleş’le kayda değer bir görüşmesi olmadığını, yalnızca bir yeğeni için spor sahası talebinde bulunduğunu anlattı. Keleş’in ya da başka isimlerin kendisinden Capacity, Kartaltepe veya Bakırköy’deki başka projelerle ilgili herhangi bir talepte bulunmadığını söyledi. Süleyman Atik ile Fatih Keleş’i hiç birlikte görmediğini de ifade etti.
Akyüz’ün avukatı Fatma Selen Kocaoğlu ise savunmasında, müvekkilinin tüm aşamalarda tutarlı ve çelişkisiz beyan verdiğini belirtti. Dosyanın siyasi saiklerle ceza yargılamasına dönüştürüldüğünü savunan Kocaoğlu, Capacity AVM’deki deprem perdelerine ilişkin teknik tespitlerin kamu güvenliği açısından zorunlu olduğunu söyledi. Müvekkilinin, görevini yerine getirdiği için değil, tam tersine kamu yararını koruduğu halde yargılandığını dile getirdi.
Savunmada, dosyada somut delil olarak yalnızca bir ses kaydı ve müşteki beyanlarının bulunduğu, söz konusu kayıtta da Ali Rıza Akyüz aleyhine açık bir ifade yer almadığı vurgulandı. Kocaoğlu, ortada rüşveti doğrulayan güçlü bir delil bulunmadığını, buna rağmen müvekkilinin bir yılı aşkın süredir tutuklu olmasının hukuka ve kamu vicdanına zarar verdiğini söyledi.
Öte yandan avukat Rüştü Şahingöz de İçişleri Bakanlığı’na gönderilen müzekkereye ilişkin itirazlarını dile getirdi. Müvekkilinin rüşvet değil, “rüşvete teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığını hatırlatan Şahingöz, resmi yazışmalardaki bu ifadenin düzeltilmesini talep etti.
Duruşma devam ediyor.
(EMK)










