Bizim Medyamız projesi kapsamında yapılan yurttaş, medya çalışanları, entelektüeller ve farklı toplumsal kesimlerle yürütülen odak grup görüşmelerinde gazetecilik bölümü tercihlerindeki düşüşe de değinildi. Odak grup tartışmalarında gazetecilik bölümlerine yönelik tercihin azalması, katılımcılar tarafından yalnızca eğitim alanındaki bir daralma olarak değil, aynı zamanda Türkiye’de medya alanının güncel siyasal, ekonomik ve mesleki koşullarının bir sonucu olarak değerlendirildi.
Gazetecilik öğrencilerinin sayısının azalması, odak grup katılımcılarının gözünde öncelikle mesleğin ekonomik güvencesizliği, siyasal baskılar ve değişen medya ekosistemi ile ilişkili görünüyor. Katılımcılardan biri bunu çok açık biçimde şöyle ifade ediyor: “Günün sonunda 4 yıl okuyup işsiz kalmayı kimse istemez.” Bir başkası ise gençlerin tercihlerini belirleyen temel kaygıyı doğrudan mesleğin riskleri üzerinden kuruyor: “Gazetecilik okursam ben bugün haber yaparken tehlikedeyim… Türkiye ekosisteminde can güvenliğimiz o kadar tehlikedeyken bunu daha büyük bir riske atmak olarak düşünmüştüm.” Bu değerlendirmeler, gazetecilik eğitiminin yalnızca mesleki bir tercih değil, aynı zamanda geleceğe dair güvenlik ve geçim derdi üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor.
Rapora ulaşmak için tıklayınız
Bunun yanında özellikle İstanbul’daki 18-35 yaş arası katılımcılar, gazeteciliğin klasik anlamda bir meslek olmaktan çıkıp daha dağınık ve mecralar arası bir alana dönüşmesinin de tercihleri etkilediğini düşünüyor. Bir katılımcı, “Artık (medyalar) çeşitlendiği için… eskisi gibi gazetecilik yapmak için illa üniversiteyi gazetecilikte okumak gerekmiyor” diyerek alanın dönüşümüne dikkat çekerken, bir diğeri bunu daha net biçimde şöyle özetliyor: “Artık bir kamera telefonu var (…) Herkesin kendi medyası var.” Aynı doğrultuda başka bir katılımcı da, “Diplomalar ve bölümler bizim geleceğimizi şekillendirmiyor artık, çok dışına çıktı” diyerek gençlerin gazetecilik bölümünü zorunlu bir giriş kapısı olarak görmediğini söylüyor. Bu nedenle bölüm tercihindeki azalma, yalnızca baskı ve korkuyla değil, gazeteciliğin form değiştirmesiyle de bağlantılı değerlendiriliyor.
Diğer bir deyişle, bölüm tercihlerindeki düşüş, bir yandan mesleğin itibarı ve güvencesizliğiyle ilişkiliyken, diğer yandan gazeteciliğin biçim değiştirmesiyle de bağlantılı. Katılımcılara göre bu azalma olumsuz bir işaret olsa da, medya üretiminin artık daha dağınık ve çok kanallı hale gelmesi nedeniyle tek başına gazeteciliğin geleceğinin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Öğretim yıllarına bakıldığında, gazetecilik bölümlerine yapılan yeni kayıtların da azaldığı görülüyor; 2023-2024’te 7.207 olan yeni kayıt sayısı, 2024-2025’te 5.483’e, 2025-2026’da ise 4.720’ye gerilemiştir (TÜİK verileri)
Medya çalışanları odak grubundaki katılımcılar, medyayı güvenilir, özgür ve kamusal yarar üreten bir alan olmaktan çok, siyaset ve sermaye tarafından kuşatılmış, benzeşmiş ve itibarı aşınmış bir alan olarak tarif etmişti. Gazeteciliğin “hakikati aktaran bir meslek” olmaktan uzaklaşıp çoğu zaman “algı inşa eden”, güvencesiz, riskli ve etkisi sınırlı bir işe dönüşmüş olduğu algısı, gençlerin bu alana yönelme isteğini zayıflatan temel etkenlerden biri olarak okunabilir. Ayrıca “ana akım” medyaya duyulan güvensizlik, gazetecilerin işsizliği, sansür, mecralara uygulanan erişim yasakları, ekonomik kırılganlık ve haber üretiminin giderek kişisel ağlara ya da sosyal medyaya kayması, gazetecilik eğitiminin sunduğu mesleki gelecek vaadinin de zayıflattığı fikrini görünür kılıyor. Dolayısıyla gazetecilik öğrencisi sayısındaki azalmanın yalnızca eğitim tercihleriyle değil, medya alanının genel meşruiyet, güvenlik, ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal saygınlık krizleriyle bağlantılı olduğu düşünebilir.
Entelektüel grubundan katılımcılar üniversitelerde verilen basın/gazetecilik eğitiminin etik, eleştirel düşünme ve kamusal sorumluluk üretme kapasitesini sorgularken, gazeteciliğin giderek itibarsızlaşan, güvencesizleşen ve siyasal baskı ile sermaye ilişkileri tarafından kuşatılan bir mesleğe dönüştüğünü vurguluyor; ayrıca gençlerle ve öğrencilerle üniversite dışı alternatif temas yolları arama ihtiyacından söz edilmesi, mevcut akademik yapının bu alanı cazip, güvenli ve dönüştürücü bir meslek rotası olarak sunamadığına işaret ediyor. Bu nedenle, gazetecilik bölümlerinin daha az tercih edilmesi yalnızca eğitim programlarının niteliğiyle değil, medya alanının bütününde yaşanan kriz, güvensizlik, itibar kaybı ve alternatif içerik üretim mecralarının yükselişiyle ilişkili yapısal bir sorun olarak da okunabilir.
Sonuç olarak, odak grup katılımcılarına göre gazetecilik bölümlerinin tercih edilmemesi ve kayıt sayılarındaki düşüş, ekonomik güvencesizlik ve işsizlik kaygısı, can güvenliği ile baskı ve yaptırım korkusu, gazeteciliğin dönüşerek sınırlarının belirsizleşmesi, teknoloji ve sosyal medya sayesinde herkesin kendi mecrasını kurabilmesi, üniversite eğitiminin yetersiz ya da itibarsız görülmesi açıklanıyor. Bu nedenle bazı katılımcıların da belirttiği gibi bu azalma sonuç olarak “normal” bir durum.
Our Media (Bizim Medyamız) projesi kapsamında yapılan tüm çalışmalar 31 Mart 2026 itibariyle tamamlanmıştır

“Our Media: A civil society action to generate media literacy and activism, counter polarisation and promote dialogue” adlı bölgesel program, Avrupa Birliği’nin mali desteği ile SEENPM, Arnavutluk Medya Enstitüsü, Saraybosna Medya Merkezi, Kosova Basın Konseyi, Karadağ Medya Enstitüsü, Makedonya Medya Enstitüsü, Novi Sad Gazetecilik Okulu, Barış Enstitüsü ve Bianet gibi ortak kuruluşlar tarafından yürütülmektedir.
Bu yazı, Avrupa Birliği'nin finansal desteği ile hazırlanmıştır. İçeriği tamamen SEENPM'nin sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmayabilir.

