İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan yazıları ve alınan telif ücretleri nedeniyle “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yargıladığı edebiyat öğretmeni Hamza Kaan’ı (Bilge Aksu) 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.
Aksu, aralarında gazeteci, yönetmen, şair, çevirmen, karikatürist, fotoğraf sanatçısı, akademisyen ve aktivistlerin olduğu 17 kişiyle birlikte Kasım 2024’te gözaltına alınmıştı.
Kararı bianet’e değerlendiren Aksu “Barış ve Demokratik Toplum Süreci gündeme geldiğinden beri gazetecilik ve ifade özgürlüğü bağlamında görülen dosyalarda verilen en büyük cezalardan biri bu” dedi.
Yazdığı yazıların içeriklerinin davaya konu edilmediğini söyleyen Aksu, “Sadece gazeteci arkadaşımla etkileşimim ve yazmış olduğum mecra nedeniyle aldığım telif ücretleri üzerinden PKK bağlantım olduğu iddia edildi” diye konuştu.
Sonrasında da şunları ekledi:
“Benim günlük yaşantımın bir PKK’li açısından bohem, lümpen bile bulunabileceği bir düzlemde verildi bu karar. Mahkeme duruşmada beni gayet sabırla dinledi, ben ve avukatlarım birçok iddiayı çürüttük, hakkımdaki beyanların örgütsel bağlantı oluşturamayacağını da hatırlattım ama hukuk camiasının sıkça dile getirdiği üzere, 14. Ağır Ceza Mahkemesi ‘cezayı verip geçme’ yaklaşımı ile ünlü.
Başka siyasi yargılamalarda kişiler, ilk derece mahkemede verilse de Yargıtay tarafından bozulacak cezalardan daha az etkilenebilecekken, ben bir eğitimci olarak itiraz süreçleri boyunca işsiz de kalıyorum. Mahkeme, kararını bunu da bilerek verdi kararını.”
Bu kararın kişisel hayatını da derinden etkilediğini belirten Aksu, “Mesele yalnızca hukuki bağlamda kalmıyor, insanların özel ilişkilerini de baltalıyor. Aile çevrem kendi halinde yaşayan ve Kürt coğrafyasına uzak insanlar olduğundan ne bu karardaki tuhaflığı anlatabiliyorum ne de onlardan duygusal destek alabiliyorum.” ifadelerini kullandı.
"Yargılanan bir suç değil, bir dil ve ifade alanı"
Aksu’ın avukatı Emrah Baran ise mahkemenin kararını “Bu karar tek başına bir yargı kararı değildir. Bu karar, Türkiye’de özellikle özgür basında yazan ve üretenlere yönelik yaklaşımın bir yansımasıdır” diyerek eleştirdi.
Baran “Siyasi iktidar tarafından bir yandan demokratik siyaset söylemi gündeme getirilirken diğer yandan Kürt basınında yazı yazan bir edebiyatçı cezalandırılıyor. Kültür-sanat üretimi dahi suçlama konusu yapılabiliyor. Bu tablo, söylenenle yapılan arasındaki mesafeyi açıkça ortaya koyuyor. Burada yargılanan şey bir suç değil; bir mecra, bir dil ve bir ifade alanıdır. Yazının içeriğinden bağımsız şekilde, nerede yayımlandığı üzerinden kurulan bu yaklaşım, doğrudan basın özgürlüğüne müdahaledir” diye konuştu.
“Ortaya çıkan sonuç çok açık: Özgür basın mecralarında yazarsanız, ürettiğiniz şey edebiyat da olsa, kültür-sanat da olsa, bunun bir gün karşınıza suçlama olarak çıkma ihtimali vardır. Bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Bu karar yalnızca Hamza Kaan’a verilmiş bir ceza değildir. Bu karar, ifade alanını daraltan ve özellikle özgür basını hedef alan politik bir tercihin parçasıdır.” diyen Baran, hukuka aykırı bu karara karşı istinaf yoluna başvuracaklarını belirtti.
Ne olmuştu?
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma kapsamında polis, 26 Kasım 2024’te gazeteci, yazar ve sanatçılara dönük birçok ilde eş zamanlı operasyon düzenledi, 18 kişiyi gözaltına aldı.
Gözaltına alınanların tamamı Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’a telif karşılığında haber ve yazı üreten isimlerdi.
16’sı adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken Bilge Aksu ve Miheme Porgebol tutuklandı. Eskişehir H-Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Daha sonra da “örgüt üyeliği”nden hakkında dava açıldı.
7 aylık tutukluluğun ardından 3 Temmuz 2025’te görülen ilk duruşmada tahliye edildi. Aynı soruşturmada gözaltına alınan Sultan Mercan (Roza Metina) ve Bilal Seçkin hakkında savcılık takipsizlik kararı verdi. Diğer isimlerin yargılamaları devam ediyor.

Özgür Politika yazarı Bilge Aksu tahliye edildi
(HA)














